ÖHD’li Avukat Şükran Öztürk, tecridin kaldırılması talebi karşılanmazsa istenmeyen sonuçla karşılaşılabileceğini belirterek, “Talebin yasal çerçevesi hukuken oluşturulmuş, yazılı olarak düzenlenmiş kanunun uygulanması isteğidir” dedi.  Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarından Şükran Öztürk, Ege Bölgesi’nde açlık grevinde bulunan tutukluların durumuna ilişkin konuştu. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve ÖHD üyeleri olarak açlık grevlerini yakından takip etmeye başladıklarını söyleyen Öztürk, Şakran 1 ve 2 Nolu cezaevlerindeki gözlemlerine ilişkin şunları söyledi: “Anladığım kadarıyla kendilerini iyi olarak ifade etmek ve eylemlerini ön planda tutmak istiyorlar. Kilo kayıpları yüksek olduğunu gördük. Açlık grevinden kaynaklı kimi rahatsızlık belirtileri başladı.”

Karbonat verilmiyor

Açlık grevindeki tutsakların alması gereken belirli ölçülerde su, şeker ve tuz gibi temel ihtiyaçları olduğunu söyleyen Öztürk, “Görüşme yapılan tüm cezaevlerinde karbonatın verilmediği beyan edildi. Doktorların da bize söylediği kadarıyla günlük bir miktarda karbonat almaları gerekiyor. Şu aşamada çok sert bir yönelim yok; ancak bazı cezaevlerinde sağlık durumu iyi olmayan tutukluların yanında refakatçi bulunmasına izin verilmiyor. Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için başlatılan açlık grevinde tutukluların temel talebi, mevzuata baktığımızda karşılığı olan bir taleptir. Sayın Öcalan ile kısa görüşmede tam karşılık alınmadığı için açlık grevine devam ediliyor” diye konuştu.

Ağırlaşmadan adım atılmalı

Hukukçular olarak açlık grevleri ve cezaevlerindeki sorunları tespit edip değerlendirdikten sonra hukuki başvurular yaptıklarını kaydeden Öztürk, şöyle devam etti: “Cezaevinde yaşananların takibini yapıyoruz. Eğer talepleri doğrultusunda çözüm olunmazsa en istenmeyen sonuçla karşılaşabiliriz. Sayın Leyla Güven’in eylemi, zaten artık kritik eşiğe girmiş durumdadır. Bu talebin yasal çerçevesi hukuken oluşturulmuş, yazılı olarak düzenlenmiş kanunun uygulanması isteğidir. Karşılanmayacak bir istek gibi düşünülmesi doğru değil. Bu istek doğrultusunda bu kadar kişinin bedenini açlığa yatırması insan haklarının geldiği noktayı çok düşündürüyor. Dolayısıyla, tutukluların sağlık sorunları ağırlaşmadan gerekli adımlar atılmalıdır.”

OHAL uygulamaları kalkmadı

Cezaevlerindeki yaşanan sorunlara da dikkat çeken Öztürk, “Açlık grevleri başlamadan önce de OHAL uygulamalarının kalkmadığını gördük. Sosyal ilişki kurma, spor yapma, sosyal aktivitelerde atölye çalışmalarına çıkma, kitap, dergi, gazete gibi yayınlarına ulaşma hakları var. Fakat bunların kısmen uygulandığı, hatta keyfi derecede ertelendiğini gördük. En büyük sorun hastanelerdir. Tutuklular hastaneye gitme konusunda çok sıkıntı çekiyor. Mesela Menemen R Tipi Cezaevi’nde kalan iki tane tutuklu bir yıldır hastaneye gidemiyor” dedi.