Covid-19’un hiç de adil olmadığı gibi insanlığın, dünyanın geleceği açısından olumlu anlamda değişimlere de yol açmadığı aksine eşitsizlik ve zulümlerin katlanmasına elverişli zeminler sunduğu, egemenlerin bunu değerlendirerek insanlara yeni kölelik koşulları dayattıkları her geçen gün çok daha açık bir biçimde gözüküyor.

Birçok şeyin timsali olmakla övünen ABD bunun fütursuzca sergilendiği yerlerden biri. Daha önce ABD’de virüsün en çok ölümüne yol açtığı kesimlerin Siyahlar ve Latin kökenliler olduğu ifade edildi. Bunun nedeni ABD’nin çoğu zaman Hollywood şatafatıyla gizlediği sınıfsal ve önemli ölçüde bununla çalışan ırkçılık bezeli ayrımcı politikaları. Şimdi hedefte Yerliler var. Ülkede Alaska ve Havai de dahil edildiği zaman Yerli nüfusu 5.2 milyona tekabül ediyor. Resmi olarak tanınan 570 Yerli kabilesi var. Çoğu rezerv alanlarda yaşıyor. Bu virüse karşı belli ölçülerde bir avantaj gibi gözükürken hali hazırda özellikle ABD ana karasında yaşayanların hayatı bugün ciddi tehdit altında. Bunun nedeni rezerv alanlarında yaşayan Yerlilerin salgın öncesi de yaşamaya uygun sağlık koşullarından yoksun ve bir çok ciddi hastalıkla boğuşuyor oluşu. Herhangi bir sağlık sigortaları olmadığı gibi yakınlarında genelde hastane vb. olanaklar da yok.

Trump oy deposu olarak gördüğü çiftçilere kesenin ağzını açık tutarken(19 milyar dolar) Yerlilere daha önce söz verilen yardımlar da yerine getirilmemiş. Bu toplulukların bazılarında virüsün bir hayli etkili olduğu Amerikan basınına yansıyor. 17 Nisan’da yayınlanan haberlerde en çok vakanın Yerli topluluklarından Arizona’da yaşayan Navajolar arasında görüldüğü belirtiliyor. Nüfusu yaklaşık 175 bin olan kabilenin içinde 1.127 kişinin hasta olduğu 44 kişinin ise hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

ABD Yerlileri yapılan haksızlıklar, tutulmayan sözler karşısında elbette tamamen çaresiz değiller, mahkemeler gidebiliyorlar. Fakat burada asıl sorun yüzyıllardır zaten hakları olan şeylerin, verilen sözlerin yerine getirilmemesi ve bunun yerine Washington’daki Büyük Beyaz Baba tarafından unutturulmaya, gasp edilmeye çalışılması. Amerikan tarihi buna benzer provokasyonlar zinciri olarak gelişen sayısız örnekler ve Yerlilere dönük katliamlarla dolu.

Özeti Koronavirüsü bulaştığı ve karşısında ciddi tedbirler alınmadığı takdirde yüzyıllar önce çiçek hastalığı aracılığıyla yaşanan katliamların benzerlerinin bugün de yaşanması maalesef kaçınılmaz. Yerlilere dönük ayrımcı politikaların Trump’la birlikte arttığı kesin fakat Obama dönemi ya da daha öncesi de benzer düzeyde bir ayrımcılığa maruz kaldıkları da bir diğer gerçek. Özetle Yerlilere dönük soykırımcı politikaların sürdüğünden ve bunun ABD açısından bir devlet politikası olduğundan söz etmek abartılı olmaz.

Bütün bunları anlattıktan sonra öz denetim yoksunu Amerikan zihniyetinin geçen hafta 400’den fazla Latin kökenli çocuğu sınırlar kapalı olmasına rağmen Meksika’ya sınır dışı ettiğini yazmam ise sanıyorum kimseyi şaşırtmaz.

Benzer bir durum Latin Amerika/Abya Yala’nın çoğu ülkesi için de geçerli. Meksika ve Kolombiya bu konuda öne çıkan ülkeler. Meksika’da Ulusal Yerli Halklar Enstitüsü'nün (INPI) verdiği bilgilere göre yaklaşık 16 milyon Yerlinin hayatı tehlikede. Çoğu kendi dillerinde virüs hakkında bilgilendirilmediği için başlarına neler geleceğini dahi bilmiyor. Birçok bölgede Yerliler hali hazırda sıradan hastalıklarla ilgili tedavi olanaklarından yoksun. Covid-19’un farkında olanlar ve Zapatistaların da dahil olduğu devrimci hareketler ellerindeki kısıtlı olanaklarla kendilerini karantinaya tabii tutarak direnmeye çalışıyorlar, fakat bunun ne kadar etkili olacağı belirsiz. Çünkü aynı zamanda karantina-tecrit koşulları açlık sorunu da gündeme getiriyor. Devlet Başkanı Obrador’un merkezi hükümetinin asker-polis haricinde yolu buralara pek çıkmıyor. Meksika’da kentlere göçmüş olan yerlilerin de daha iyi koşullarda olduğu söylenemez, burada da en alt tabakayı oluşturmaları nedeniyle korunmasızlar. Yerli organizasyonu CNI şehirlerde yaşayan aileler için de yardım toplamaya çalışıyor.

Kolombiya’da sık sık devlet destekli paramiliter güçlerin hedefi olan Yerli toplulukları bu kez Covid-19’la karşı karşıya. Yerliler virüse karşı şehirlerden uzakta, doğal yaşamı bir savunma aracı gibi görseler de virüsün hedefi olmaktan kurtulamıyorlar. Ülkenin Yerli örgütü ONIC’in raporuna göre Panama sınırına yakın kırsal alanda izole pozisyonda yaşan bir Yerli kabilesine virüs ulaşmış. Geçtiğimiz Cuma iki bebek ve bir kadın hayatını kaybetmiş. 300 kişilik kabilenin yaklaşık 90 kişi ise hastalanmış. En yakın yerleşim yeri 60 km mesafede fakat isteseler de oraya gidemiyorlar çünkü ülkedeki etkili paramiliter gruplardan biri yasaklamış. Yardım taleplerine yanıt vermeyen Duque hükümeti olayı görmezden gelerek üstünü örtmeye çalışıyor. Yerliler bu soykırımcı tavır karşısında kendileri ONIC’in desteğiyle sorunu çözmeye çalışıyor.

Kolombiya’da da daha önce şekillendirilen “yandaş basın” bir propaganda aracına dönüştüğü için gerçeklerle temas etmek bir hayli zor…

Katliama terk edilmiş Ekvador, Peru, Brezilya Yerlilerini ya da tamamen unutturulmuş kara Afrika’yı saymıyorum…

Çare ne? Çare kuzeydeki Yerlilerin dilinde olmasa da bugün güneydekilerin söylediği “kapitalizmi yok etmek ve öz yönetim” sözcüklerinin gücünde. Bu her şeyi çözer mi ayrı mesele fakat dünyanın başka türlü de akabileceğini ve kaderimizi nihayet elimize alabileceğimiz bir günün olacağını düşünmek bile sanıyorum dünyayı bugün pencerelerden seyreden halimizden çok daha iyidir.

Bitirirken bir de Zapatistalara kulak verelim:

Kalp ile birlikte sözün ve kulağın birbirlerini bulacağı birçok patika, birçok yol, birçok takvim ve birçok coğrafya vardır. Ve yaşam için verilen bu savaş onlardan biri olabilir. Hepsi bu.*

* Korona’ya karşı Zapatistaların çağrısı(Çeviri Gerçeğin Günlüğü)