Varlık Barışı adı altında kara paranın Türkiye’ye girişine kapı aralayan AKP-MHP iktidarı, üçüncü kişilerin para transferine de izin vererek paravan şirketlerin önünü açtı.

Kara para aklamanın önünü açtığı eleştirilerine konu olan 'Varlık Barışı’nda şartlar daha da esnetildi. Hükümet, para transferinde bildirimde bulunan ile hesap sahibinin farklı kişiler olmasına imkan tanıyarak kara paraya kapıları sonuna kadar açtı.

Resmi Gazete’de önceki gün yayımlanan düzenlemeye göre, yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak hesaba transferi işlemlerinde, bildirimde bulunan hesap sahibiyle yurt dışından varlığı transfer edenin farklı kişiler olması halinde de vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak.

Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıklar, şirket adına bildirim veya beyana konu edilerek ilgili kanun hükümlerinden yararlanabilecek.

 

Üçüncü kişilere izin

Gerçek kişilere ait olduğu halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurt dışındaki şirketlerce tasarruf edilen varlıkların da ilgili gerçek kişiler adına bildirilerek aynı hükümlerden yararlanması mümkün olacak.

Uluslararası Şeffaflık Derneği Başkanı Oya Özarslan, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, Türkiye’nin kaynak sıkıntısına bir çözüm olarak nasıl kazanıldığı ve nereden geldiği belli olmayan paraya bel bağlanmasını eleştirdi. “Çocuğunuza bile belli miktarın üzerinde para gönderirken veraset intikal vergisi ödersiniz” diyen Özarslan, 'Varlık Barışı’ adı altında yasaların bypass edildiğini vurguladı.

Daha önceki düzenlemelerden farklı olarak son adımla birlikte üçüncü kişiler üzerinden para transferine de imkân tanındığını belirten Şeffaflık Derneği Başkanı, vergi cennetlerinde tutulan paraların hiç vergi vermeden transfer edilebileceğini söyledi. Vergi cennetlerinde şirketlerin ortaklık yapısının gizli tutulduğunu ve genelde paravan kişi ve şirketlerin kullanıldığını hatırlatan Özarslan, herhangi bir suç işleyerek elde edilen ve vergi cennetlerine transfer edilerek vergiden kaçırılan paranın, bu düzenlemelerle yine vergi ödenmeden aklanabileceğine işaret etti.

 

Kara parayı aklayacaklar

HDP'nin önceki dönem Ekonomiden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı, Amed Milletvekili Garo Paylan, AKP döneminde daha önce de “ülkeye kara para çekme” yönünde düzenlemelerin yapıldığını hatırlatarak, söz konusu düzenlemelerle ekonominin iyileşemeyeceğini söyledi.

 Hükümetin, dövizde sıkıştığı için yurt dışında bulunan kaynakları Türkiye'ye getirmenin önünü açtığını söyleyen Paylan, düzenleme için “kara para aklama” tanımı yaptı. Paylan, “Daha önce işlenmiş bir suç sonucu elde edilen ve vergi cennetlerine götürülen paralar, bu düzenlemeyle birlikte bu sefer Türkiye'de aklanacak” dedi.

Paylan, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Bu son düzenlemeyle aslında bir şey daha ortaya çıktı. Belki de şu anda yurtdışında bulunmayan ama Türkiye'de kazanılmış kara paraların yurt dışına gönderilmiş gibi yapıp, bazı kişilerin aklamasını sağlamaya çalışıyorlar. Yani vergilendirilmemiş kaynakların aklanmasının önünü açan bir düzenlemedir.”

Krizi derinleştirir 

Kanun gündeme geldiğinde “Türkiye'yi kara para cennetti yapacağını” söylediklerini hatırlatan Paylan, şunları kaydetti: “Hükümet o dönem kara paranın aklanamayacağını söyleyip, şerh düşmüştü. Aslında şu an o şerhi ortadan kaldırıyorlar. Dünyanın tüm kara paralarını Türkiye'ye davet ediyorlar. Bu tür ülkeler kara para cenneti haline gelir. Vergi cennetleri; uluslararası finansal kurallar bütününü bozduğu için yaptırımlara maruz kalır. Ve kesinlikle krizi derinleştirir. Bu adımlar panik adımlardır. Yani Türkiye tekrar büyük bir krize doğru gidiyor. Krizden çıkış için denenen bu kara paranın Türkiye'ye girmesi krizin önünü kesmeyeceği gibi ülke daha güvenilmez hale gelir. Bu uygulama Türkiye'den paranın kaçışını daha da hızlandırır.”

 

ANKARA

 
 

Türk piyasası tatilde Türk Lirası yerlerde

   

Dün yarım gün açık olan piyasalarda dolar/TL'de zayıf seyir hakim oldu.

Kredi derecelendirme kuruluşları S&P ve Moody's'in hafta sonunda Türkiye'nin zaten yatırım yapılabilir seviyenin altında olan notunu daha da indirmesinin ardından, piyasaların yarım gün açık olduğu dün de TL'de zayıf seyir sürdü.

Cuma günü ABD piyasalarının kapanışında 6.01 seviyesinde olan dolar/TL, dün sabah erken saatlerde 5.9950 seviyesinde iken bir ara 6.1607'ye kadar yükseldi.

Dolar/TL saat 12.37'de 6.08 seviyesinden işlem gördü. Aynı saatte sepet bazında TL 6.52, euro/TL ise 6.95 civarında seyretti.

S&P ve Moody's'in not indirimleri hisse senetleri üzerinde önemli bir etki yaratmazken; BIST-100 endeksi pay geri alım kararı açıklayan İş Bankası hisselerindeki yükselişin de etkisiyle seans boyunca pozitif bir görünüm sergiledi.

BIST-100 endeksi yarım günlük işlemlerde yüzde 1.64 yükselişle 90,185.99 puanda kapandı. İş Bankası hisseleri ise seans içinde bir ara yüzde 5'e yakın yükselmesinin ardından kazanımlarının bir kısmını geri vererek yüzde 2.33 primle 3.95 liradan günü tamamladı.

Banka, borsada azami pay sayısı 130 milyon adet ve geri alım için kullanılabilecek azami tutar 550 milyon TL olmak üzere C grubu paylarının geri alımı için genel müdürlüğü yetkilendirdi.

 

Dış piyasalarda devam edecek

Türkiye piyasalarının kapalı olacağı haftanın kalanında ise küresel piyasalardaki gelişmeler nedeniyle kurda yukarı hareketlerin gözlenebileceği belirtiliyor.

ABD Merkez Bankası (Fed) Çarşamba akşamı son faiz toplantısı tutanaklarını açıklayacak. Öte yandan Cuma günü Jackson Hole'da yapılacak yıllık küresel merkez bankaları toplantısına Fed başkanı dahil birçok ülkenin merkez bankası başkanı katılacak ve verilecek mesajlar izlenecek. Diğer taraftan ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşlarına ilişkin gelişmeler yakından takip ediliyor.

 

ABD ile Türkiye ilişkileri

Türkiye-ABD arasındaki ilişkilerin seyri piyasaların gündemindeki ana konu olmayı sürdürüyor. Rabobank gelişmekte olan piyasalar stratejisti Piotr Matys, Moody's ve S&P'nin not indirimlerinin büyük bir sürpriz olmadığını söyleyerek, "Bu sadece piyasa katılımcıları arasında Türkiye'nin ekonomik aktivitede önemli bir yavaşlamanın önüne geçmesinin olası olmadığını ve TL'nin değerindeki keskin düşüşün finansal istikrarı riske attığını doğruluyor" dedi.

Türkiye'deki ABD büyükelçiliğine ateş açılmasının iki ülke arasındaki gerilimi daha da artırabileceği riski olduğunu söyleyen Matys, "Trump yönetiminin buna nasıl tepki vereceği çok önemli ve piyasa temel olarak Trump'tan yeni yorumlar bekliyor. Türkiye'de tatilin bugün (dün) başlayacak olması nedeniyle likidite oldukça düşük olacak ve acil olarak çözülmesi gereken üç konu hakkında daha fazla haber bekliyoruz" dedi ve şöyle devam etti: "TCMB arka kapı sıkılaştırması uyguladı ancak resmi bir faiz artışı hala gerekiyor. Buna Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak tarafından vaat edilen mali sıkılaştırmanın eşlik etmesi gerekecek ancak yatırımcılar bir şey yapmadan önce mali önlemler konusunda önemli ilerleme görmek isteyecektir. Hala TL'ye güven yok. Üçüncü konu ise ABD ile ilişkiyi normale döndürme çabası. Yani temel olarak yatırımcılar bu üç temel konuda ilerlemeyi görmeyi bekliyorlar."

 

Üç kuruluş da olumsuz bakıyor

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Türkiye'nin kredi notunu kamu kurumlarındaki zayıflama ve politika oluşturma öngörülebilirliğindeki azalmayı gerekçe göstererek "Ba2"den "Ba3"e düşürdü ve not görünümünü "durağan"dan "negatif"e çevirdi.

Standard and Poor's (S&P) da Türkiye'nin kredi notunu TL'deki aşırı oynaklığı gerekçe göstererek bir kademe düşürürken, görünümü "durağan" olarak teyit etti. Türkiye'nin kredi notu böylece BB-'den B+'ya inmiş oldu.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'nin TL’nin değer kaybına yönelik verdiği yetersiz politika tepkisinin, TL ve ekonomiyi sürdürülebilir bir şekilde istikrara kavuşturmak için tek başına yetersiz kaldığını belirtti.

TCMB ve BDDK'nın geçen hafta attığı adımlar, önde gelen bankaların genel müdürlerinin yaptıkları açıklamaların geçen haftalarda piyasalardaki tansiyonu azalttığı belirtiliyor. Bu çerçevede swap işlemlerinin öz kaynak toplamına oranını geçen hafta yüzde 25'e indiren BDDK, Cuma günü ise sınırlama kapsamına, bankaların vadede TL alım yönünde gerçekleştirecekleri forward, opsiyon ve bu gibi swap dışındaki türev işlemlerinin de dahil edilmesine karar verildiğini duyurdu.

 

Bankalardaki endişe bitmedi

Dolar/TL geçen hafta 7.24 seviyesinden BDDK'nın swap adımı ve TCMB'nin likidite adımlarıyla piyasaya sağladığı fonlamayı yüzde 19.25'e yükseltmesiyle birlikte sert geriledi ancak bankacılar Halkbank'a verilebilecek bir ceza başta olmak üzere ABD'nin yeni yaptırımlarından endişe duyuyor.

ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, Türkiye'de ev hapsinde bulunan rahip Andrew Brunson'ın serbest bırakılmaması halinde ABD'nin Türkiye'ye daha fazla yaptırım getirmeye hazır olduğunu belirtti. Mnuchin, "Onlar (Türkiye) Brunson'ı serbest bırakmazlarsa yapmayı planladığımız daha fazla şey var" dedi. ABD Başkanı Donald Trump Cuma günü yaptığı açıklamada Brunson'ın Türkiye'de ev hapsinde tutulmasını ABD'nin kabul etmeyeceğini söyledi.

ABD'den yeni yaptırım geleceği endişesinin yanı sıra uzun tatilde yatırımcıların risk almak istememesi ve S&P açıklamaları öncesi tedirginlikle dolar/TL Cuma günü 6.3523'ü test etmiş, TL'nin dolar karşısındaki değer kaybı da bir ara yüzde 8'i aşmıştı.

 

10 yıllık tahvil getirisinde düşüş

Tahvil piyasasında ise TCMB'nin son sıkılaştırma adımları ardından gösterge 10 yıllık tahvilin getirisinde düşüş 150 baz puanı aştı. İki yıllık gösterge tahvil ise aynı dönemde 250 baz puan civarında yükseldi. Bankacılar, bu hareketin TCMB'nin gecelik piyasada faizi yüzde 19.25 ile koridorun üst bandına yönlendirmesinin ardından geldiğini belirttiler.

Gösterge 10 yıllık tahvilde cuma günü spot kapanışta ortalama bileşik faiz yüzde 21.99 seviyesinden gerçekleşirken, valörde son işlem yüzde 22.12 oldu. Dün ise yüzde 21.94 seviyesinden açıldıktan sonra spot kapanışta son işlemde yüzde 22 seviyesindeydi.

İki yıllık eski göstergede ise ortalama bileşik faiz yüzde 27.87 seviyesinde gerçekleşirken valörde son işlem yüzde 27.45 oldu.

 
 

Hızlı bir hayat pahalılığı geliyor

   

İktidarın krizi, milliyetçiliğin en sevdiği “dış düşman” argümanını kullanarak örtbas etmeye çalıştığını söyleyen SODAP Eş Sözcüsü Kezban Konukçu, “Ekonomik krizin ciddi yansımaları artarak hissedilecek. Hızlı bir hayat pahalılığı ve zamlar bizi bekliyor” dedi.

Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Eş Sözcüsü Kezban Konukçu, Türkiye’nin uzun bir zamandır ötelediği ekonomik krizin ABD sürtüşmesiyle hız kazandığını ifade etti. Konukçu, “Ekonomik büyümesini sıcak para akışıyla var eden, yaptığı üretimde ara malları büyük oranda ithal eden, üretim yerine inşaat sektörü üzerinden gelişmeye çalışan, tarımın ve hayvancılığın bitirildiği bir manzarada ekonomik kriz kaçınılmazdı. Sadece ötelenebiliyordu. ABD ile yaşanan siyasal krizin de etkisiyle zaten diken üstünde olan ekonomi hızla krize girdi” dedi.

 

Yerel seçimlere dönük

İktidarın önüne çıkan her krizi istismar ettiğini kaydeden Konukçu, "İçinde bulunduğu ekonomik krizi ABD ile girdiği siyasal kriz ile örtbas etmeye çalışıyor. Ekonomik krizi ABD ile yaşanan siyasal krizin gelip geçici bir yansıması olarak göstermeye çalışıyorlar” diye konuştu. Böylesi tablo karşısında Konukçu, ekonomik krizde ABD’yi sorumlu olarak gösteren iktidarın 'milli duyguları’ ajite ederek 'dış düşmana karşı birlik' çağrılarıyla yerel seçimlerde mevzilerini korumaya çalışacağına dikkat çekti.

Pek çok meselede olduğu gibi dolar meselesini de 'milli mesele' haline getiren iktidarın başka argümanının kalmadığını dile getiren Konukçu, şunları söyledi: “Faşizmin inşasına yöneldiği günden bugüne ideolojik hegemonyasını milliyetçilik üzerinden kurmaya çalışmaktadır. İktidarının ilk yıllarında yoğun olarak kullandığı İslami yaklaşımı yolsuzluk ve hırsızlıklarıyla oldukça yıprandığı için daha az değerlenmektedir. Milliyetçiliğin en sevdiği şey de dış düşmandır. ABD ile yaşanan krizi de bu anlamda değerlendirerek iktidarını tahkim etmeye çalışıyor.”

İran yaptırımları belirleyecek

Ortadoğu ve Kürt bölgesinde yeni güç dengelerinin inşa sancılarının yaşanmakta olduğunu vurgulayan Konukçu, ABD ile Türkiye’nin girdiği süreç itibariyle İdlib operasyonuna hızla geçilmesi arasındaki bağı görmenin zor olmadığı belirtti. Kapalı kapılar ardında konuşulanların önümüzdeki günlerde kendisini daha net ortaya koyacağını sözlerine ekleyen Konukçu, şöyle devam etti: “Bir yanda arkasında Rusya ve Çin’in durduğu İran, Türkiye ve Katar saflaşması şekilleniyor. Aslında buna bir saflaşma demek bile fazla olur. ABD’nin bölgedeki tavırlarına karşı paralel tepkiler ortaya çıkıyor. Öte yandan içinde önemli enerji anlaşmaları olan İsrail, Kıbrıs ve Mısır birlikteliği şekillenmektedir. Suudiler ve Körfez Emirlikleri de bu safa yakın durmaktadır. Bu saflaşmaların gidişini Amerika’nın Kasım sonrası İran’a uygulayacağı yaptırımlar ve bunun sonucunda ortaya çıkacak gerilimler belirleyecektir. Bu tabloya baktığımızda Erdoğan’ın ‘önemli bir müttefikini kaybetmek üzeresin’ çıkışı onun Amerika’ya karşı elini güçlendirmezken, dolaştığı kapılarda elini oldukça zayıflatmaktadır. Saray iç politikada ekonomik savaş çığlıkları atarak konumunu korumayı başarabilir fakat dünya kurtlar sofrasında böyle yaparak durumunu zayıflatıyor. Kolay yutulacak bir lokma gibi görünüyor. Ekonomik krizin ciddi yansımaları artarak hissedilecek. Hızlı bir hayat pahalılığı, zamlar, başta inşaat, enerji ve bankacılıkta sektörel krizler bekliyor bizleri. İflas eden şirketler, işten atılan işçiler hızla gündemimize girecek.Yaşananın bir kriz olduğunu her noktada haykıran, Saray faşizmini ve kapitalizmi gelecek yoksullaşmanın gerçek sorumluları olarak lanse etmek, krizi faşizmi silkelemek için bir manivela haline getirecek politik taktikleri muhalefet olarak hep birlikte olgunlaştırmamız gerekiyor.”