Karabağ’da yeni fetihçiliğin düşündürdükleri

Dünya Haberleri —

4 Ekim 2020 Pazar - 12:03

  • Ermenistan-Azerbaycan arasındaki çatışmalar günde 1,2 milyon varil petrolün aktarıldığı Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının 30-40 km yakınlarına kadar gelmiş durumda. Dolayısıyla Türkiye, buradaki çıkarlarını da korumak istiyor ve Karabağ’da Azerbaycan hakimiyetini sağlayarak bir anlamda yol temizliği yapmak istiyor.

 

CEMAL SARI

Azerbaycan’ın 27 Eylül günü sabah saatlerinde Ermenistan’a bağlı Karabağ bölgesine yönelik başlattığı saldırının ardından, Türkiye destekli Hamza Tugayı çetelerinin bölgeye intikal ederek savaşa katıldığı iddiası dünya kamuoyunu çalkalamaya başladı. İddiaya göre, saldırının başlamasından bir hafta kadar önce Hamza Tugayı mensubu 300 çete mensubu Ankara’nın koordinesinde Bakü’ye intikal etti.

 

Ermenistan makamları iddiayı üst düzeyden dile getirdi. İddiaya göre dört bini aşkın çete Türkiye tarafından Karabağ’da savaşması için Azerbaycan’a gönderilmişti. Ancak iddia bizzat Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yardımcısı Hikmet Hacıyev tarafından yalanlandı. Diğer yandan, Hamza Tugayı mensubu çetelerin, Karabağ’da çatışmaların yaşandığı bölgeye intikal ederken çekildiği iddia edilen bir video ise Azerbaycan makamlarının demeçlerini boşa çıkarttı.

Videonun çekildiği yerin coğrafi ve mimari yapısını online haritalar üzerinden karşılaştıran kullanıcılar, çetelerin Karabağ’ın Horadiz ilçesine intikal ettiğini kanıtladılar.

SOHR aktarımı doğruladı

Suriye’de iç savaşın başından beri sahadan gelişmeleri aktaran en güvenilir kaynaklardan olan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) tarafından yapılan açıklamaya göre, Efrîn’deki çetelerden oluşturulan bir grup Türkiye’ye geldi ve sonrasında Azerbaycan’a hareket etti. Türkiye’nin savaş ihraç eder konumunu destekler bir vurgu yapan SOHR, çete mensuplarının “paralı askerlere dönüştürüldüğünü” belirtti. Yaklaşık 18,000 çete mensubunun Türkiye tarafından para karşılığı Libya’ya gönderildiğini vurgulayan SOHR’a göre, aynı çete mensuplarına Azerbaycan’da savaşmaları için 1500-2000$ vadediliyor. 

Azeri köylerinde yağma

Bir diğer kanıt ise Reuters tarafından ortaya konuldu. Reuters’ın irtibata geçtiği iki çete mensubunun ifadesine göre, çeteler Efrîn’deki bir çete sorumlusunun aracılığıyla Azerbaycan’a gönderildi. Çete lideri, çete mensuplarına Karabağ’da Ermenistan Ordusu’na karşı savaşmaları karşılığında 1500$ aylık verileceğini açıkladı. Reuters’ın ulaştığı bir diğer çete mensubu ise, Azerbaycan’a 700 ile 1000 arası çete mensubunun konuşlandırılacağını dile getirdi. Ermenistan kaynaklarına göre, Türkiye koordinesinde, Efrîn’den Azerbaycan’a yerleştirilen çete mensupları şimdiden fiili şeriat uygulamalarına girişmiş durumda. Cihadcı çetelerin yerleştirildiği Azeri köylerinde dükkanlar yağmalanıyor, içki satışı yasaklanıyor, kadınların başlarını kapatmaları dayatılıyor. Ayrıca çete mensupları, bölgede yaşayan “Şii Azeriler” tarafından ihanete uğradıklarını ve diğer çete mensuplarının Azerbaycan’a gelmemesini öğütlediği iddia ediliyor.

Daily Beast’in haberine göre ise, daha önce IŞİD’e katılan Sayf Balud isimli Türkmen çete komutanının Azerbaycan’da bulunarak, bölgeye gelen çete mensuplarını koordine ettiği iddia edildi. Sayf Balud, 2013 yılında IŞİD adını almazdan evvel, diğer örgütlerde yükselme şansı bulamadığı için katılım yapıyor. Balud, 2013 yılının Temmuz ayında Tel Abyad’da çekilen ve esir düşen YPG savaşçılarının gösterildiği bir propaganda videosunda konuşan Mısırlı çetenin yanında görülüyor. Yine Balud, 2018 yılında Efrin’e yönelik işgal saldırısında Türkiye destekli çete mensuplarının propaganda videosunda görülüyor. Middle East Eye’ın haberine göreyse, Azerbaycan’a gelen çete mensupları özel müteahhitler tarafından işe alınarak istihdam ediliyor. Böylelikle çalışmaya gelmiş görüntüsü altında çete mensuplarının varlığı gizlenmeye çalışılıyor.

Türkiye’den açık destek

Öte yandan, Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği açık destek ise sürüyor. Ağustos ayında Türkiye ve Azerbaycan ordularının ortaklığında düzenlenen bir tatbikata Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar bizzat katıldı. Hulusi Akar tatbikat esnasında yaptığı açıklamada "Şunu çok net ifade etmek isterim ki geçtiğimiz yıllarda Hocalı'da tüm dünyanın gözleri önünde soykırım yapan, Yukarı Karabağ'ı hiçbir hukuki gerekçe ve meşruiyete dayanmadan işgal eden Ermenistan'a karşı tüm imkanlarımızla Azerbaycan'ın, Azerbaycanlı silah arkadaşlarımızın sonuna kadar yanındayız. Azerbaycan yalnız değildir." dedi.

Bakan Akar’la birlikte tatbikatı Türk Ordusu’nun üst düzey komuta kademesinden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal takip etti.

Türk Ordusu’nun üst düzey komuta kademesiyle birlikte tatbikatı takip eden Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov ise "TSK, dünyanın en güçlü ordularından biridir ve bu bizim şansımızdır. Şansımız şudur ki, bu güçlü orduyla tecrübe paylaşıyoruz. TSK bugün tüm dünyaya kendi gücünü gösterdi. Suriye'de, Irak'ta, Libya'da. İnşallah TSK'nın desteği ile Azerbaycan silahlı kuvvetleri de kendi kutsal görevini yerine getirecektir. Bir milletin silahlı kuvvetlerinin, zamanı geldiğinde kendi kutsal görevini yerine getireceğinden eminim." dedi.

Saldırılarda Türk teknolojisi

Türkiye’nin Azerbaycan ile üst düzey askeri ve siyasi işbirliğinin savaş alanına yansıması da görüldü. Azerbaycan Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan videolarda Türkiye tarafından üretilen Bayraktar TB-2 model silahlı insansız hava araçlarıyla Ermenistan Ordusu’na yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Ayrıca Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere üst düzey siyasi ve askeri isimler Azerbaycan’dan yana olduklarını açıkça ortaya koydular. Erdoğan yaptığı açıklamada “Bölgede Dağlık Karabağ'ın işgaliyle başlayan krize artık bir son verilmesinin vakti gelmiştir.” dedi. Ermenistan’ın işgal ettiği topraklarda bulunduğunu söyleyen Erdoğan, çözümün Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını derhal terk etmesiyle mümkün olabileceğini dile getirdi. Öte yandan Erdoğan, Ermenistan tarafının savaşmak için bölgeye getirdiği paralı askerlerin geri gönderilmesi gerektiğini söyledi. Ancak bu paralı askerlerin kim olduğuna dair herhangi bir kanıt ortaya koymadı.

Türk Basını’nda, Ermenistan tarafından YPG’nin Karabağ’a getirildiği ve burada Azerbaycan’a karşı savaştığı iddia ediliyor ancak buna yönelik bir kanıt ortaya konulamıyor. KCK Dış İlişkiler Sözcülüğü, yayınladığı açıklamayla Türkiye’nin iddialarını yalanladı. Ayrıca Halk Savunma Merkez Karargah Komutanı Murat Karayılan, verdiği röportajla Türk Basını’nda çıkan iddiaları yalanlarken, Ermenistan’la herhangi bir iletişimlerinin bulunmadığını ancak coğrafyada bulunan tüm halklara yönelik bir siyasetlerinin olduğunu ve dayanışma çağrısı yapıldığı takdirde buna yanıt verebileceklerini dile getirdi.

Çeteler Lübnan’a da gönderildi

Daha önce yine SOHR tarafından ortaya konulan bir başka iddiaya göre, Suriye’de Türkiye’nin desteklediği çetelerden bir grup, Beyrut’ta yaşanan patlamadan sonra Lübnan’a gönderildi. Erdoğan’ın yayılmacı siyasetinin, Türkiye’deki ulusalcı kesimler tarafından Misak-ı Milli olarak adlandırılmasıyla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında yaptığı anlaşmalarla bu hedeflerden vazgeçildiği söyleniyor. Buna karşılık, Misak-ı Milli’yi güncelleyerek tekrar uygulamak isteyen Ankara, buna bir de Mavi Vatan isimli Türkiye’nin deniz egemenlik alanını genişletmeyi amaçlayan projeyi ekliyor. Misak-ı Milli’yi güncelleyerek ortaya koyduğu biçimiyle Ankara, Batı Trakya, Ortadoğu ve Kafkasya’daki yayılmacı siyasetini artık gizlemiyor. Hatta buna Doğu Akdeniz’deki egemenlik hakları iddiasını ekliyor. Ekonomideki dibe doğru seyir devam ettiği halde kaynaklarının önemli bir kısmını askeri harcamalara ayırıyor.  Buna karşılık Türkiye’nin en büyük ihracat kalemini silahlı ve silahsız insan hava araçlarıyla birlikte, Suriye’de savaşta pişmiş çete grupları oluşturuyor. Türkiye, ordusunda yaptığı reformlarla birlikte yayılmacı siyasetini gerçekleştirmek için Kürdistan, Suriye, Irak, Lübnan, Ermenistan, Libya ve Yunanistan’a doğrudan savaş dayatıyor. Paralı askerlere dönüştürdüğü cihadcı çeteler aracılığıyla kimi zaman vekalet biçiminde, kimi zaman ise doğrudan ordusu aracılığıyla bu savaşları yürütüyor.

Hedef yer altı kaynakları

Ayrıca Türkiye’nin yayılmacılığının temelinde derin bir “zengin yeraltı kaynakları” hayali barınıyor. Misak-ı Milli ve Mavi Vatan’ın hedeflediği toprak ve sularda, Kıbrıs çevresindeki doğalgaz, Kuzey-Doğu Suriye, Musul ve Kerkük’te ise zengin petrol kaynakları bulunuyor. Buna ek olarak, Kafkasya’daki yayılmacılığın temelinde ise Azerbaycan üzerinden temin edilebilecek petrol kaynakları bulunuyor. Ermenistan-Azerbaycan arasındaki çatışmalar günde 1,2 milyon varil petrolün aktarıldığı Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının 30-40 km yakınlarına kadar gelmiş durumda. Dolayısıyla Türkiye, buradaki çıkarlarını da korumak istiyor ve Karabağ’da Azerbaycan hakimiyetini sağlayarak bir anlamda yol temizliği yapmak istiyor. Tabii ki bunun bir karşılığı var. Türkiye’deki iktidar rejiminin sıkça başvurduğu biçimiyle vatan ve millet temalı hamasi söylemler karın doyurmuyor. Türkiye ihraç ettiği savaşlar karşılığında kendisi açısından yeraltı kaynaklarına erişim konusunda hak talep ettiği gibi, müttefikleri lehine ihraç ettiği savaşlar karşılığında da çeşitli ekonomik çıkarlar sağlayabiliyor. Böylelikle, ekonomik krizin kıskacına girmiş olan Türkiye’de acil durumun geçici olarak da olsa aşılması hesaplanıyor. Majör hedef olarak ise daha geniş ölçekte Misak-ı Milli ve Mavi Vatan’da tam hakimiyet sağlanması hedeflenerek buradaki kaynakların doğrudan Türk işgali altında kullanımı hedefleniyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.