
Dêrsim Eyaleti’nin önemli merkezlerinden biri olan Karakoçan (Dep), 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri ardından tarihinde ilk defa devlet belirleniminde olmayan, halkın iradesine yaslanan bir yerel yönetime kavuştu. Kürdistan’daki diğer DBP’li belediyeler gibi eşbaşkanlık sistemi uygulanan belediyenin başında, eşbaşkanlar Cennet Ayık ve Burhan Kocaman bulunuyor.
Karakoçan, demografik çeşitliliği, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde tuttuğu yer, ekonomik sorunları ve göç sorunuyla, kendine has özellikleri olan bir merkeze dönüşüyor. Tarihinde Dêrsim Eyaleti’nin kültürel, bilimsel merkezlerinden biri olan ilçede, 80 yaşın üstündeki kadınlar bile okuma yazma biliyor. İlçenin tarihi, farklı kesimlerin kendini özgürce ifade ettiği, kadınların sosyal hayata aktif dahil olabildiği bir kesiti de kapsıyor. Ancak devlet belirlenimindeki süreçle Karakoçan, kadınların evlerine kapandığı, Ermenilerin katliam ya da zorunlu göçle yok edildiği, Alevilerin ibadetlerini gerçekleştiremediği, Kürtlerin asimilasyon kıskacına alındığı bir gerçekliğe mahkum edilmek istendi. Bugün yaşanan gelişmeler ise bu tabloyu yarmak, halkçı yönetimi ortaya çıkarmak konusunda geniş bir irade ortaya konduğunu gösteriyor. Zira mevcut DBP’li yönetim de, yerel seçimlerde bu iradeyi yansıtan yüzde 51.7’lik oyla işbaşına geldi.
Karakoçan Belediyesi Eşbaşkanı Cennet Ayık, belediyeyi 28 trilyonluk bir borç yükü ve İller Bankası ödeneğinin yüzde 70’inin kesilmesine neden olan bir ödeme planıyla devraldıklarını belirterek, hizmet götürmek için adeta mücadele ettiklerini kaydetti. Bir yıllık sürede bütün zorluklara rağmen kadın iradesini ortaya çıkaran katılımcı belediyecilik konusunda önemli adımlar atıldığını da vurgulayan Ayık, kadın çalışmalarını öne çıkarıyor: “Eşbaşkanlık sisteminden önce Karakoçan’da kadın sokağa, kendi alışverişini yapmaya bile çıkamıyordu. Ama şimdi bütün kadınlarda heyecan oluştu, rahatlık oluştu, cesaret oluştu. Daha önce seçim çalışmalarında komisyonlarımıza en fazla üç dört kadın katabiliyorduk, şimdiyse 60 kişilik bir kadın komisyonumuz var.”
Aleviler için cemevi, kadınlar ve gençler için Mazlum Doğan Kültür Merkezi, Et Entegre Tesisi gibi projelerini anlatan Ayık, bütün Karakoçanlılardan da dayatılan zorlukları aşmak için destek istedi.
Yurtdışındaki Karakoçanlılarla bir dizi temasta bulunmak üzere Almanya’ya gelen Karakoçan Belediyesi Eşbaşkanı Cennet Ayık’la, ilçenin sorunlarını ve belediyenin çalışmalarını konuştuk.
Belediye yönetiminde bir yılı geride bıraktınız. Sizden önceki dönemden nasıl bir belediyecilik devralmıştınız?
Diyebilirim ki, oldukça kötü bir hale getirilmiş bir belediyeyi devraldık. 28 trilyonluk bir borç devredildi. Tabii böyle bir belediyeciliği yürütmek gerçekten çok zor. Zor durumdayız. Bize şu an İller Bankası’ndan, aylık 410 bin lira ödenek geliyor. Hiçbir belediyede olmayan bir uygulamayla, bu ödeneğin yüzde 70’i borca kesiliyor. Normalde diğer borçlu belediyelerde yüzde 40’lık bir kesinti oluyor; ama bizde yüzde 70. Çünkü bizden önceki yönetim, teminat göstererek borç almış. Oysa sadece personel maaşımız 190 bin lira dolayında. Kesinti ardından personel maaşını ödeyemez duruma geliyoruz. Emlak vergisi, su vergisi gibi gelirlerimiz de oldukça az.
Bütün imkansızlıklarımız içinde yine de işlerimizi aksatmadan sürdürmeye çalışıyoruz, mücadele ediyoruz. Ankara’daki bürokratlar bile bize, “Bu gelirle siz belediyeyi nasıl geçindirebiliyorsunuz” diyor. Daha bir haftalık belediyeydik, TEDAŞ gelip bizden borcunu istedi. Bu da bilinçli olarak yapılan bir şeydi.
Şikayet etmek, sorunları çözmüyor. Belediyenin rutin işlerini, bütün imkansızlıklarımıza rağmen eksiksiz biçimde yürütüyoruz. Çöp gibi, içme suyu gibi hizmetlerde bir eksiklik yaşamıyoruz. Karakoçan tarihinde ilk defa geçtiğimiz yaz, yarım gün bile su kesilmedi. Karakoçan halkı da bu değişimin farkında.
Nasıl projeler sundunuz, adımlar attınız?
Bizim belediyecilikteki birinci anlayışımız, ekolojik yaklaşımdır. Doğayı esas alıyoruz. Bu yaklaşıma uygun olarak Karakoçan’da eksikliği hissedilen parklar, yeşil alanlar konusunda adımlar attık. Projelerimiz var. Önümüzdeki günlerde bir parkımızın daha açılışını yapacağız. Ayrıca kadınlara yönelik bir park projemiz de var. Bu parkta kadınlar kendilerine ait işletmeler kuracak; ürünlerini pazarlayacak; istihdam alanı yaratılacak. Nisan ayının ortasında bu projenin uygulamasına başlayacağız.
Kadınlarımızın ve gençlerimizin faydalanabileceği kültür merkezimizin de projesi hazır. Bu proje için de bütün Karakoçanlılardan, iş insanlarından destek istiyoruz. Adı, Mazlum Doğan Gençlik ve Kültür Merkezi olacak. Karakoçan’ın değeri olan Mazlum Doğan’ın adını da bu merkezimizde, gençlerimizin, kadınlarımızın emeğiyle yaşatacağız. Merkezimizde kadına yönelik bölümler olacak; kreş olacak; anadil eğitimi verilecek; gençlere yönelik çeşitli kurslar, atölyeler ve etkinlikler düzenlenecek; yüzme havuzu olacak. Özellikle kadınlara yönelik imkanlar barındıracak bir kültür merkezi olmasını planlıyoruz. Yeri tahsis edildi, proje de hazır. Artık sadece inşa edilip çalışmalarına başlaması kaldı. Başarıyla sonuçlanması için de herkesten destek bekliyoruz.
Karakoçan, sistem yanlısı yönetimler elinde kadınların, gençlerin içe kapandığı bir kente dönüştü. Partinizin kadın yaklaşımı ve sizin eşbaşkanlığınız, bu tabloyu dönüştürmekte etkili oluyor mu?
Öncelikle bir şeyi ifade etmek istiyorum: Eşbaşkanlık sistemi, Önderliğin isteği doğrultusunda gerçekleştirildi. Biz Önderliğimize tüm kadınlar olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Eşbaşkanlık sisteminden önce Karakoçan’da kadın sokağa, kendi alışverişini yapmaya bile çıkamıyordu. Ama şimdi bütün kadınlarda heyecan oluştu, rahatlık oluştu, cesaret oluştu. Daha önce seçim çalışmalarında komisyonlarımıza en fazla üç dört kadın katabiliyorduk, şimdiyse 60 kişilik bir kadın komisyonumuz var.
2014 yerel seçimi de diyebilirim ki bir kadın dayanışması süreciydi. Önümüzdeki genel seçimler için de yoğunluğumuz sürüyor. Kadın arkadaşlarımız yoğun katılıyor. Eşbaşkanlık sistemiyle birlikte de kadınlarımız cesaret kazandı. Belediyemize de rahatlıkla geliyorlar, sorunlarını anlatıyorlar. Ayrıca belediyede Kadın Danışma Birimi kuracağız. Dileyen kadınlarımız oraya gelip özgün sorunlarını anlatacak, birlikte çözüm arayacağız. Bunu da beklemiyoruz, biz de zaten kadınlarımızın sorunlarını mahallelerde, evlerine giderek dinliyoruz.
Farklı kesimlerin belediye çalışmalarına katılımı nasıl?
Meclis toplantılarımız, bildiğiniz gibi tüm belediyelerimizde olduğu gibi halkımıza açık. Diğer belediyecilik anlayışları bunu böyle yapamıyor tabii. Halkımız da şu anda şaşırıyor, alışık değil. İlk toplantımızda kimse yoktu, diğerinde iki kişi geldi, diğerinde dört kişi geldi. Zamanla halkımız da meclis toplantılarına daha fazla ilgi göstermeye başlıyor. Giderek daha da iyi oluyor. Belediyeyi aldığımız andan itibaren de zaten farklılığımız belirginleşti. Mesela daha önce belediyemizde sadece üç kadın personel vardı, şimdi dokuz kadın personelimiz oldu. Giyime, kuşama bakmadan, hangi kültürden olduğuna bakmadan, engeline bakmadan, Alevi mi, Sünni mi olduğuna bakmadan, parti de gözetmeksizin adaletli bir şekilde personel yönetimi yapıyoruz. Belediyemize başvuranların sorunlarıyla ilgilenirken de aynı şekilde yapıyoruz.
Peki ya halk meclisleri?
Demokratik Özerkliğin temel taşlarından biri halk meclisi. Üç mahallemizde meclis çalışmalarını bitirdik. Yoğunluktan dolayı dört mahallemizde henüz bitmedi ama onları da umuyorum ki bu dönemde tamamlayacağız. Mahalle mahalle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Önümüzde de seçim var, öyle bir yoğunluk var. Daha önce Kobanê’yle ilgili yoğun gündemimiz bu çalışmaya yoğunlaşmayı engelledi. Ama en kısa zamanda bütün mahallelerimizde halk meclisi oluşumunu tamamlayacağız.
Karakoçanlı gençler de, Kürdistan’ın başka kentlerinde olduğu gibi, devletin ve DAİŞ gibi örgütlerin ideolojik saldırısına maruz kalıyor; dejenerasyon ve asimilasyon tuzağına düşürülmeye çalışılıyor. Bunu önlemeye çalışıyor musunuz?
Mazlum Doğan Gençlik ve Kültür Merkezi, tam da buna yönelik bir çalışma. Gençlerimiz şu anda hem kültürel ihtiyaçlarından yoksun hem de işsiz. Bu da gençlerimizi kötülüklere sevk ediyor. Buna yönelik belediyelerimizin mutlaka bir şeyler yapması gerekiyor. Şimdi, paneller düzenliyoruz, ilişki kurmaya çalışıyoruz. Kültür Merkezi ise daha fazla iletişim kurabileceğimiz bir mekan olacak. Fakat bu sorunun çözümünde önemli olan bir şey de işsizliğin giderilmesidir. Şimdi mesela Et Entegre Tesisi projemiz var. Bunu gerçekleştirebildiğimizde gençlerimize istihdam alanı da sağlamış olacağız. Çalışmak, üretmek, bu tür kötülüklerden de gençleri korur diye düşünüyorum.
Alevilere cemevi, Ermenilere dönüş desteği
Karakoçan nüfusunun önemli bir bölümünü de Aleviler oluşturuyor. Onlara dair belediyenizin projeleri var mı?
Bizim parti anlayışımız çok kültürlüdür. Aleviler de bu parti anlayışının önemli bileşenlerinden biri. Karakoçan’ın özgün yapısına da bakılırsa, yüzde 30’unun Alevi olduğu görülür. Alevi halkımızın şu andaki ilk talebi, Karakoçan’a bir cemevi açılması. Biz belediyeyi aldığımızdan beri iki defa cem oldu, ikisi de düğün salonunda yapıldı. Bu, kesinlikle vicdanımızın kabul etmediği bir şeydir. İçimize sinmiyor. Şimdi, cemevi için bir yer ayarladık. Umuyoruz ki en kısa zamanda projeyi de tammalayarak Karakoçan’ı bir cemevine kavuşturacağız. Bu konuda da Karakoçan halkımızın, işverenlerimizin destek olacağına inanıyorum. Alevi halkımızın bu ihtiyacı, bir şekilde mutlaka giderilecek.
Ermeniler de Karakoçan’ın önemli unsurlarından imiş ancak soykırım sonrası göç etmek zorunda kalmışlar. Halen ilçede yapıları var. Onlara dair projeleriniz var mı?
Evet, Kürdistan’da Ermenilerin bıraktığı birçok yapı, iz var. Bizim de özellikle bazı köylerimizde Ermenilerin yapıları, işledikleri taşlar, o taşların üzerinde figürler var. Gerçekten bizim de istediğimiz, Ermeni arkadaşlarımızın gelip köklerini görmeleri, sahip çıkmaları. Keşke bir talep olsa da yardım edebilsek... Böyle talepler bekliyoruz. Gelip görsünler, dilerlerse topraklarına yerleşsinler. Belediyemiz bu konuda kolaylaştırıcı olacaktır, destek verecektir.
Diasporada yaşayan Karakoçanlılara çağrı: Memleketinize yatırım yapın
Avrupa’da Karakoçan’ın üç katı Karakoçanlı yaşıyor. Belediyenize destekleri ne durumda? Onları da katabiliyor musunuz?
Ben de bir süre Almanya’da yaşamak zorunda kaldım; Avrupa’da yaşayan Karakoçanlı hemşerilerimizin ve Kürtlerin kendi istekleriyle burada olmadıklarını biliyorum. Bu nedenle memleketlerine de daha çok bağlılar. Karakoçan, sadece Karakoçan’da yaşayanların değil, aynı zamanda burada yaşayan hemşerilerimizindir. Belediyemiz de hepimizin belediyesi. Sürekli dayanışma halindeyiz. Umuyorum ki bu dayanışma hiçbir zaman araya soğukluk girmeden böyle devam eder. Projelerimize de destek sunacaklarından eminim. Biz Karakoçan’a yatırım yapmak isteyenler de eğer ilçemizin iyiliği için çalışıyorlarsa, elimizden geleni yaparız, destek sunarız. Çevreye dayalı, istihdama dayalı bütün yatırımlarda Karakoçan Belediyesi ön açıcı olur.
Benim Avrupa’da yaşayan hemşerilerimizden özellikle bir isteğim var. Gelsinler, memleketlerine yatırım yapsınlar. Biz de belediye olarak gerekli ön açıcı desteği verelim. Gelsinler, kendi topraklarında yatırım yapsınlar, gençlerin istihdamına katkı sağlasınlar. Karakoçan’ın sorunları dışardan destekle çözülecek sorunlar değil; ancak kendi dayanışmamızla çözebiliriz. Bu konuda da bütün Karakoçanlıların görevleri var. Yine, adreslerini Karakoçan olarak güncellemeleri, belediyemizin alacağı ödenek konusunda bize yardımcı olur.
Ayrıca Mazlum Doğan Kültür Festivalimiz de 24 Temmuz’da başlayacak, üç gün devam edecek. Avrupa’da yaşayan tüm Karakoçanlıları festivalimize davet ediyoruz. Tatilinizi memleketinizde yapın, köklerinize sahip çıkın.
OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ