
Bilim-Teknik GÜNDEMİ
Evrendeki tüm maddenin 5/6’sını oluşturan karanlık madde konusunda yapılan yeni araştırmalarda süper ağır parçacıkların karanlık maddenin yapıtaşları olabileceği öne sürüldü. Araştırmanın sonuçlarına göre karanlık maddenin yapıtaşlarının her birinin büyüklüğü bir insan hücresi kadar olabilir.
Bilim insanlarına göre karanlık madde evrendeki madde varlığının çok büyük bir kısmını oluşturuyor. Her ne kadar orada olduğunu bilinse ve etkileri gözlemlenerek defalarca varlığı kanıtlanmış olsa da henüz karanlık maddenin yapıtaşlarının neler olduğu konusunda kesin bir verimiz yok.
Daha önce birçok kez gerçekleştirilen deneylerde elde edilen verilere göre karanlık maddeyi protondan 100 kat daha büyük ve birbirleriyle zayıf etkileşim içinde bulunan parçacıklar (WIMP) oluşturuyor.
Güney Danimarka Üniversitesinden kozmolog McCullen Sandora başkanlığındaki bir ekip ise karanlık maddenin parçacıklarının ne kadar büyük olabileceği konusunda bir çalışma yürütüyor. Sandora’nın modellemesinde 1 mikrogram büyüklüğünde (bir protondan 10 milyar kere milyar daha büyük) parçacıkların zayıf etkileşim halinde karanlık maddeye benzer özellikler kazanıp kazanmayacağı tespit edilmeye çalışılıyor.
Sandora ve ekibi, 1 mikrogram ağırlığındaki parçacıkların çok çok az daha ağır olmaları durumunda minyatür birer kara delik haline geleceğini tespit etti.
Karanlık maddenin sırrı
Bilim insanlarına göre karanlık maddenin sırrı bundan 13.8 milyar yıl önce gerçekleşen Büyük Patlama ve ardından yaşanan genişlemede yatıyor. Genişlemenin sona ermesinin ardından artık enerjinin yeni doğan evreni ısıttığı ve bu süreçte oluşan yüksek ısılarda çok büyük miktarda ağır parçacık ortaya çıktığı düşünülüyor. Bu parçacıkların ağırlığı günümüzde bu görülmeyen gücün yerçekimine yaptığı etkiyi açıklıyor.
Sandora evrenin yeniden ısınması dönemindeki ısının bugünkü evrensel modellemelerden çok daha yüksek olması gerektiğini ve bunun da kozmik arkaplan mikrodalga ışınlarının incelenerek tespit edilebileceğini öne sürüyor.
Bilim insanları karanlık maddenin yapıtaşlarının keşfinin evrenin genişlemesinin (büyük patlama sırasında) nasıl başladığı ve neden durduğu gibi sorulara cevap olmasını bekliyor.
Kadınlar daha uzun yaşıyor ama...
Kadınların ortalama yaşam süreleri erkeklerden belirgin bir şekilde daha uzun. Ancak ABD’de 30 senelik sağlık kayıtlarının incelenmesi sonucunda ilginç bir gerçek ortaya çıktı. Kadınların ömrü erkeklerden daha uzun olsa da sağlıklı yaşadıkları dönemler daha kısa.
Yapılan incelemeye göre 85 yaşına gelmiş bir erkekler 4 sene daha aktif ve hatta sağlıklı yaşayabilirken, aynı yaşa gelen kadınlarda bu rakam sadece 2.5 sene.
İnceleme erkeklerin ömürlerinin daha büyük bir kısmını aktif ve sağlıklı geçirdiğini buna karşın kadınların daha uzun yaşamalarına rağmen daha fazla sağlık sorunlarıyla karşılaştığını ortaya koyuyor. Yaşlı erkekler kendileriyle yaşıt kadınlara göre daha aktif görülürken, özellikle kardiyovasküler hastalıklar alanında yaşanılan ilerlemeler sayesinde de yaşamlarının son dönemlerinde daha yüksek kalitede yaşıyor.
Şubat 2016’da sıcaklık rekoru kırıldı
NASA tarafından yayınlanan verilere göre geçtiğimiz yılın Şubat ayı, ortalamalardan 1.35 derece daha sıcaktı. Kuruluş bunun meteoroloji kayıtlarının tutulduğu 1880’den bu yana görülen en büyük fark olduğunu duyurdu.
Söz konusu veriler küresel alanı kaplarken, Kuzey Amerika ve Ön Asya’da bu fark 4 derece olarak gerçekleşti.
NASA’nın öngörüleri 2016 yılının Temmuz ayının kayıtlardan en sıcak ay olabileceğini ortaya koyuyor.
Bilim insanlarına göre 2016 yılındaki sıcaklık artışının önemli bir kısmı bir meteoroloji fenomeni olan El Nino nedeniyle.
Canlılar neden uyuyor?
İnsanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için temel gereksinimleri hava, su ve gıda olarak sıralanır. Bunların ardından ise uyku gelir. Eğer bir insanı sürekli olarak uykusuz bırakırsanız sonunda ölümüne neden olursunuz. Peki uyku neden bu kadar önemli? Ve uykusuzluk neden ölümcül?
Bilim insanlarına göre uyku hiç olmamalıydı. Sürekli ölüm, kalım mücadelesi veren canlıların her gün bilinçlerini belli bir süre kaybedecek şekilde evrimleşmesi aslında son derece mantıksız bir durum. Ancak bilim insanları bu durumun -her ne işlev görüyorsa- uykunun metabolizma için bir vazgeçilmez olduğunu gösterdiğini belirtiyor.
Uyku kimi araştırmacılara göre bir enerji koruma yöntemi. Uyku sırasında vücut enerjisinin düşmesi nedeniyle canlıların daha az enerji harcadığını savunan araştırmacılar bu şekilde enerjinin büyük bir kısmının aktif olunan dönem için saklandığını düşünüyor.
Berkeley Üniversitesinden Matthew Walker’a göre bu teori doğru değil. Zira bir insanın uykuya dalması ile uzanıp dinlenmesi arasında sadece 120 kalorilik bir fark var. Walker “bir canlı için bilincin kaybolduğu bu süre 120 kalorilik bir tasarrufa değmez” diyor.
Neler uyuyor?
Uykunun ne işe yaradığını anlamak için önce hangi canlıların uyduğuna bir göz atalım. Bütün memelilerin uyuduğunu biliyoruz. Balıklar, kuşlar da uyuyor. Peki misal ya karasinek? Ya da bir solucan?
Evnaston Üniversitesi’nden Ravi Allada’ya göre meyve sineklerinden, kurtçuklara kadar her canlı uyuyor. Kimilerinin derin uykuları yok, kimileri ise oldukça kısa süreler kestiriyorlar ama hepsinin günün belli bir döneminde uykuya ihtiyacı ortaya çıkıyor.
Fransa’daki Lyon Nörobilimler Araştırma Merkezi’nden Paul-Antoine Libourel uyku, canlı türlerinin sürekliliği için evrensel bir gereklilik. Özellikle kuşlar ve memeliler gibi sıcakkanlı canlılar için.
Uyku duyguları etkiliyor
Uyku, özellikle REM uykusu beyindeki duygusal fonksiyonların düzenlenmesini sağlıyor. Uykunun bu döneminde beyin o kadar yoğun çalışıyor ki uyanık bir kişinin beyni ile aynı oranda enerji harcıyor. Beyin bu sırada vücudun sağ kalımı için en önemli anıları düzenleyip işlevsel kılıyor. İşe yaramayan hafıza ise baskılanıyor.
Uyku kötü deneyimlerin de baskılanmasına neden oluyor. Kötü ve travmatik olayların yarattığı olumsuzluklar bazen ise kabuslar ile vücuda öğretiliyor ve bu şekilde gün içindeki düşünce ve tepkilerimiz şekilleniyor.
Net olan şey, uykunun akıl ve beden sağlığı için gerekli olması. Herkesin ihtiyacı farklılık gösterse de ortalama 7 saat uyumak gerekiyor. Daha az uyuyanların kalp hastalıkları gibi bazı hastalıklara daha açık hale gelme riskinin yanı sıra yaşam sürelerinin de kısaldığı düşünülüyor.
HAZIRLAYAN: Doğan Barış ABBASOÐLU