AİHM’in, rehin tutulan HDP’nin önceki dönem Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın hemen serbest bırakılması kararının ardından Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılan tahliye başvurusuna dün de yanıt verilmedi.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AİHM kararları bizi bağlamaz. Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” hukuksuzluğuna dün yeni restle devam etti. Erdoğan, ”Siz varın kendi sırça köşklerinizde dilediğiniz kararları alın. Dilediğiniz oylamaları yapın. Biz  ülkemizin ve milletimizin bekası için ne gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz” dedi. Tahliye başvurusuna yanıt vermeyen Türk yargısı da Kobanê Serhildanı’ndan dolayı mahkumiyet arayışını sürdürüyor. AİHM’in Demirtaş hakkında verdiği kararın doğruluğuna dikkat çeken hukukçu Kerem Altıparmak, Erdoğan’ın ”Bizi bağlamaz” sözlerine ”Hukuken bağlar, beni de, sizi de, Cumhurbaşkanı’nı da bağlar” dedi. Prof. Dr. Yaman Akdeniz, hükümet kanadından gelen itirazlara ilişkin ”Bu doğru değil. Çünkü bu kararda mahkeme derhal serbest bırakılmasını emrediyor, rica falan değil” şeklinde değerlendirdi. AİHM eski yargıcı Rıza Türmen de aynı görüşte. Türmen, Türkiye’nin karara uymakla yükümlü olduğunu vurguladı.

Hukukçu Doç. Dr. Kerem Altıparmak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş’ın başvurusunda verdiği ihlal ve ”derhal serbest bırakılması” kararını değerlendirdi.

Mahkeme saptamalarda bulundu

Altıparmak, AİHM’in Türkiye’yi ilk defa AİHS’in 18. Maddesinden mahkum ettiğini vurgulayarak, şunları söyledi: ”Bu açıdan başlı başına önemli bir karar. Bir muhalefet partisi lideri olması, cumhurbaşkanı adayı olmuş bir kişi hakkında verilmiş olması, bu önemi daha da arttırıyor. Ama bence kritik olan üst mahkemenin Demirtaş kararını, daha önceki 18. Madde kararlarından farklı olarak Türkiye’deki demokratik düzene ve işleyişe ilişkin saptamalarda bulunması. Bu saptamaları yaparken 2017 referandumuna, 2018 seçimine, buradaki ortama gönderme yapmasıdır.”

Sistem eleştirisi var

 AİHM’in daha önce verdiği kararlarının bu kadar sistemle ilgili olmadığını, daha çok bireysel durumlarla ilgili saptamalar içerdiğini hatırlatan Altıparmak, şöyle devam etti: ”Bunu şöyle de okumak lazım. Seçilme hakkıyla ilgili bölümde halkın ifade özgürlüğünün engellendiğini de söylüyor. Sadece Demirtaş’ın kendisinin milletvekili olarak bir siyasi faaliyette bulunması değil, aynı zamanda temsil ettiği halkın ifade özgürlüğünün de ihlal edildiği de belirtilmiş. Diplomatik bir dille kırmadan dökmeden yapmış olmasına rağmen bunları söylemiş olması bence şu anlama gelir; Türkiye’deki genel demokratik düzene, yargının bağımsız ve tarafsızlığına ilişkin ciddi eleştiri ve gölge düşürme niteliği taşıyan şeylerdir. Onun için ‘emsal olur mu olmaz mı?’ diye konuşuluyor. Demirtaş özelinde verilmiş bu karar, bütün siyasi tutuklamalarla, yargılamalarla ilgili olarak da sorun olduğunu göstermesi anlamında da önemli.”

Karar herkesi bağlar

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın ”Bizi bağlamaz” ifadesinin hukuken kimseyi bağlamadığını dile getiren Altıparmak, ”Yani hala da hukuk devleti mantığıyla konuşmak zorundayız. Herkesin bir yetkisi var ve o yetkinin de sınırları var. Cumhurbaşkanı yargı organı değil, Anayasa’nın üstünde değil, Anayasa’da kimin bağlayıcı kararı olduğu gösterilir ve o karara uymak zorundasınız. O sözleşmeye taraf… Bugün Türkiye bu nedenle Avrupa Konseyi’nden ayrılmaya karar verse de o kararı yine de hukuken uygulamak zorunda. Onun için ne demek ‘bizi bağlamaz’. Bal gibi de bağlar. Herkesi de bağlar. Hukuken, siyasi olarak ‘ben sonuçlarına katlanırım, bunun gereğini yaparım’ demek başka şeyler. Ben de bir hukukçu olarak şunu derim. Hukuken bağlar, beni de, sizi de Cumhurbaşkanı’nı da bağlar” şeklinde konuştu.

Reddetmesi hukuksuzluk olur

 Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, AİHM kararını ve tahliye talebini reddetmesinin hukuka açıkça aykırı olacağının altını çizen Altıparmak, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: ”Çünkü karar sadece ihlal demiyor, en kısa zamanda ‘gereğini yap, tahliye et’ de diyor. Bunun itiraz yolu var. İtiraza gidilir ve ardından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi takip ediyor bu kararların uygulanmasını. Bakanlar Komitesi’nden bu kararın infazı için gereğinin yapılması yönünde uluslararası hukuk anlamında içeriden de Anayasa Mahkemesi’nden bunun uygulanması talep edilecek. Bu uygulama nedeniyle yeni mağduriyetlere yol açar ama eninde sonunda bu yeniden saptanır. Bundan kaçış yok.”

Hükümet vakit kazanıyor

 AİHM’in vermiş kararların bütünün Bakanlar Komitesi’ne gittiğini ve Bakanlar Komitesi’nin üç şeye batığını belirten Altıparmak, şunları dile getirdi:

  • Bir tazminat varsa ödenmiş mi, onu muhtemelen öderler çünkü en kolay kısmı o.
  • İkincisi bireysel önlem uygulanmış mı, tahliye edilmiş mi ona bakılacak.
  • Üçüncüsü de genel önlemler alınmış mı, bütün bu tutuklama vs. açısından da ona bakılacak. O uzun bir süreç.

Eğer bir ülke kararı uygulamıyorsa Bakanlar Komitesi bu uygulamama kararını tekrar AİHM’e götürebiliyor. Bu çok ender kullandığı bir yetki ama şimdi bu çok yüksek profilli bir dava. Yani yüzde 10’un üstünde oyu olan bir partinin lideri ile ilgili verilmiş bir karar. Eğer iş ısrarlı noktaya varırsa o dahi denebilir. O çok büyük bir siyasi kriz demek. Ben hükümetin vakit kazanmak için belli bir zamanı geçirmeye çalıştığını düşünüyorum. Sonrasını göreceğiz. Herkesin aklındaki muhtemel senaryo şu. Başka devam eden davaları var Demirtaş’ın. Oradaki mahkumiyeti kesinleştirip hükümetin şöyle deme ihtimali düşünülüyor. ‘Ben bu dosyadaki tutukluluktan değil başka bir dosyadaki hükümlülüğü nedeniyle devam ettiriyorum Demirtaş’ın tutukluluğunu’ diye. Böyle bir yola gidip gitmeyeceklerini göreceğiz. Herhalde bir opsiyon olarak düşünülüyor bu.”

Tahliye etmek zorunda

 ”Kararı uygulamama hakkımız var. Tazminat öderiz” şeklinde yapılan değerlendirmelere ilişkin konuşan Altıparmak, şöyle dedi: ”Bunu söyleyen kişi konunun uzmanı olarak sunuluyor ama konunun uzmanı değil benim bildiğim kadarıyla. Ben yıllardır bu alanda çalışıyorum. Uzmanı olmadığının en önemli göstergesi de bu. AİHM kararının hüküm bölümünü okursanız tazminatı ve tahliyeyi ayrı satırlarda yazıyor. Bu ulusal mahkeme kararlarıdır. Birden fazla şeye karar verebilir mahkeme. Birini yapınca öbürünü yapmış olmazsınız. Her birini yerine getirmiş olmanız lazım kararın içtihadı için. Türkiye tazminatı da ödemek zorunda, tahliye de etmek zorunda.”

Kararın eksik tarafı

 ”Bu karar doğrudur ama eksiktir” diyen Altıparmak, sözlerini şöyle tamamladı: ”Benim de şikayetçi olduğum yanı var bu kararın. Hükümetin ve ona yakın hukukçuların ‘bu karar zaten böyle’, ‘AİHM de bunu yapıyordur’ lafını kesip bu kararın neresi yanlışsa birilerinin onu söylemesi lazım. Aksi takdirde bir kez daha söylüyorum, hukuki olarak bu kararın neresinin yanlış olduğunu gösterebilen tek bir kişi çıkmış değil. Afaki yuvarlak laflar. Daha güçlü olması gereken yerleri vardı. Aksini söyleyeni de ben ne gerekçe ile söylediğini duymak istiyorum.”

ANKARA


NE OLABİLİR?

  • Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, AİHM kararını ve tahliye talebini reddetmesi hukuka açıkça aykırı olur. ’Tazminatı öder, tahliye etmeyiz’ diye bir alternatif yok. Türkiye, tazminatı da ödemek zorunda, tahliye de etmek zorunda.
  • Kararın uygulanmadığı, mahkemeye ve kararların uygulanmasını takip eden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne (AKBK) bildirilir ve soruşturma, inceleme yapmaları talep edilir. Kararın takipçisi AKBK’dir. Uygulamamayı AİHM’e götürebiliyor.
  • Türkiye açışındın bunun siyasi sonuçları olacaktır. Türkiye’nin de kurucularından olduğu Avrupa Konseyi’nden çıkarılmaya kadar gidebilecek süreç. AB ile olan ilişkilerini etkileyebilir. Bu karar uygulanmazsa siyasi krize dönüşecektir.
  • Erdoğan’ın ”işi bitiririz” dediği senaryo şu: Süren davaları var. Oradaki mahkumiyeti kesinleştirip ‘Ben bu dosyadaki tutukluluktan değil, başka bir dosyadaki hükümlülüğü nedeniyle tutukluluğunu devam ettiriyorum’ diyebilir.

AİHM emrediyor

 

Prof. Dr. Yaman Akdeniz, AİHM’in Demirtaş kararına ilişkin hükümet kanadından gelen itirazlara ilişkin, ”Mahkeme ihlalin ortadan kaldırılmasını, tutukluluk ile ilgili ihlalin ortadan kaldırılması için derhal salı verilmesini emrediyor. Rica ediyor falan değil, emrediyor. Kararın mutlaka uygulanması gerekiyor” dedi.

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Halkların Demokratik Partisi önceki Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği “tutukluluk haline son verilmesi” kararını ve hükümetin karara tepkisini değerlendirdi. Prof. Akdeniz, ”siyasi nedenlerle tutuklu” yönünde değerlendirmeyi AİHM’in ilk olarak Şahin Alpay ve Mehmet Altan kararında değerlendireceğini ancak değerlendirmeden talebi reddettiğini hatırlattı. Akdeniz, AİHM’in Demirtaş başvurusunda, başvurucunun siyasetçi kimliğini göz önüne alarak AİHS 18. Maddesini daha ciddiye aldığını ve ilk defa Türkiye ile ilgili ihlal kararı verdiğini tekrarladı. Kararın önemli olduğunu dile getiren Akdeniz, şunları söyledi: ”O kapı açıldıktan sonra, AİHM bundan sonraki değerlendirmelerinde özellikle milletvekili başvurularında, bana kalırsa gazetecilerle ilgili başvurularda da benzer değerlendirmeyi yapmak zorunda. Çünkü Demirtaş kararında, Türkiye’deki siyasi iklim, demokrasi, yargı ile ilgili tespitler var. Bu tespitler sadece Demirtaş başvurusu açısından değil, diğer tüm başvurular ve içinde yaşadığımız iklim açısından önemli.”

Siyasi krize dönüşür

 Akdeniz, Erdoğan’ın karara ilişkin ”bizi bağlamaz” sözlerini de ”Cumhurbaşkanı’nın açıklaması, Demirtaş kararının ne kadar doğru olduğunu gösteriyor” diye değerlendirdi. Akdeniz, şöyle izah etti: ”Türkiye’deki yargı sistemi siyasetten etkilendi ve siyasi baskı altında olduğunu, karar söylüyor. Bu söylemlerde onun en ciddi göstergesidir. AİHM’in kararları tavsiye niteliğinde falan değil, AİHM’in kararları bağlayıcı nitelikte üye ülkeler arasında. Türkiye zaten bunu anayasasının bir parçası olarak 90. Madde gereği kabul etmiş durumda. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin üstünde AİHM var bizim iç hukukumuzda. Onun kararları da Türkiye açısından Sözleşmenin 46. Maddesi gereği bağlayıcı nitelikte ve sadece tazminata da hükmetmiyor. Kamuoyunda yanlış bir algı var. ‘Neyse parasını veririz’ şeklinde bir algı var. Bu da doğru değil. Çünkü bu kararda mahkeme ihlalin ortadan kaldırılmasını, tutukluluk ile ilgili ihlalin ortadan kaldırılması için derhal salı verilmesini emrediyor. Rica ediyor falan değil, emrediyor. Dolayısıyla kararın mutlaka uygulanması gerekiyor. Türkiye burası uygulanmaz ayrı, Cumhurbaşkanı talimat verir falan ama sonuçta yargı buna karar verecek. En üst yargı da buna karar verdi. Karar uygulanmazsa, Selahattin Demirtaş salıverilmezse o zamanda Türkiye açışındın bunun siyasi sonuçları olacaktır. Bu pat diye olacak değil ama Türkiye’nin de kurucularından olduğu Avrupa Konseyi’nden çıkarılmaya kadar gidecek süreç. Tabi doğal olarak AB ile olan ilişkilerini etkileyecektir. Bu karar uygulanmazsa siyasi krize dönüşecektir.”

Tahliyenin gecikmesi de ihlal

 Demirtaş’ın avukatlarının Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptıkları tahliye başvurusunun geciktirilmesinin ihlalin devamı niteliğinde olduğunu vurgulayan Akdeniz, ”Mahkeme kara vermiş ve tespit etmiş. Her geçen saat ve gün o ihlal artacak. AİHM emrediyor. Yerel mahkemenin kararı incelemesi, değerlendirmesi, ‘biz bu kararı vermedik, biz bu kararı uygulamayacağız’ deme yetkisi ve durumu aslında yok. Hukuken yok” dedi.

Kararın takipçisi AKBK’dir

 İlgili mahkemenin tahliye kararı vermemesi durumunu da değerlendiren Akdeniz, şöyle dedi: ”Kararın uygulanmadığının mahkemeye ve kararların uygulanmasını takip eden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine (AKBK) bildirim yapmak ve soruşturma, inceleme yapmalarını talep edilmeli. Kararın uygulanıp uygulanmadığının takipçisi Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’dir.”


Erdoğan dün ne dedi?

 

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün de Muhtarlar Buluşması‘nda öncelikle Türkiye’yi, ”Dünyada demokrasinin böylesine yaygın ve etkin bir şekilde uygulanabildiği pek az ülke vardır” diye anlattı. Ardından da AİHM kararına geldi. Erdoğan, şunları söyleyebildi: ”Mesela AİHM dün ülkemiz aleyhine bir karar açıklamış. Neymiş? Türkiye terör örgütü PKK ile iltisaklı bir partinin eski genel başkanının yargılandığı davada özgürlük güvenlik ve seçim hakkını ihlal etmiş. Peki siz AB organlarından herhangi birinin, aynı zatın 6-8 Ekim 2014 tarihindeki olaylar sırasında insanları tamamı yalan olan beyanlarla galeyana getirip 50 masumun vahşice katletmesine yol açması konusunda herhangi bir beyanını duydunuz mu? Elinde sadece bu hadise sebebiyle aralarında Yasin Börü’nün de bulunduğu 50 insanın kanı için sergilenen gayretin milyonda biri acaba o masumlar için gösterilmiş mi? Belediye otobüsünde diri diri yakılan genç kızımıza, daha bir kaç önce patlatılan bombayla 11 aylık bebeğiyle birlikte hanım kardeşimize gösterilmeyen ilgi, onlara katledenlere adeta yağdırılıyorsa burada bir sorun vardır.

Bugün Avrupa’nın hangi şehrine giderseniz gidin terör örgütü yandaşları at koştururken, ülkesini ve milletini seven vatandaşımıza adeta nefes aldırmıyor. AİHM sen neredesin? Bunları görüyor musun? Bunlar hakkında verilmiş bir kararın var mı?

FETÖ’cüleri baştacı yapan hiçbir ülkenin, kurumun demokrasinin adını ağzına almaya hakkı yoktur. Bunun adı özgürlük değil, düpedüz terör perestliktir, terörist seviciliktir. Buradan Avrupalı dostlarımızı ikaz ediyorum. O çok sevdiğiniz teröristler var ya, çıkarlarına dokunduğunuz gün emin olunuz sadece nefretlerini ve sloganlarını değil, silahlarını da size çevireceklerdir.

Diyoruz ki, siz varın kendi sırça köşklerinizde dilediğiniz kararları alın. Dilediğiniz oylamaları yapın. Biz demokratik hukuk devleti vasfımızdan asla taviz vermeden, ülkemizin ve milletimizin bekası için ne gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz.”


Türkiye yükümlüdür

AİHM eski yargıcı CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, Türkiye’nin, AİHM’in Demirtaş kararına uymakla yükümlü olduğunun altını çizdi.

Kararı ANF’ye değerlendiren Türmen, bu kararın hem AİHM hem Türkiye hem de Demirtaş açısından önemli olduğunu belirtti. Türmen, AİHM protokolünde seçme ve seçilme hakkına dair çok dar yorumlar olmasına rağmen ilk defa bir siyasetçinin tutuklanmasının bu hakkın ihlali olduğuna hükmedildiğine dikkat çekti. AİHM’in Demirtaş’ın tutukluluğunun devamıyla ilgili olarak yargıçların gösterdiği kanıtların yetersizliğine işaret ettiğini belirten Türmen, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlali olarak değerlendirildiğini kaydetti.

Siyasiliği irdelendi

Kararın en ilginç yanının, AİHS’nin 18. maddesine yapılan atıf olduğuna dikkat çeken Türmen, böylelikle davanın siyasi içeriğinin de irdelendiğini ifade etti. Türmen, bu maddeye atıf yapılmasının önemini şöyle açıkladı: “AİHM, 18. madde ile ilgili kararında Türkiye’de yasaların muhalefeti susturmak için kullanıldığını, yargının bağımsız olmadığını ve Selahattin Demirtaş’ın hukuki değil, siyasi nedenlerle içeride tutulduğunu açıkça kaydederek, derhal serbest bırakılmasına hükmetti.”

Bağlayıcı ve emsal

Türmen, Erdoğan’ın “Bu karar bizi bağlamaz” yanıtı konusunda ise Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler için AİHM kararlarının bağlayıcı olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin bu kararları uygulamakla yükümlü olduğunun altını çizen Türmen, aksi takdirde baskıların artacağı uyarısında bulundu. Türmen, Türkiye’nin bu karara uymamasının Demirtaş’ın tutukluğunun devamının hukuki değil, siyasi bir karar olduğunu onaylamak anlamına geleceğini kaydetti. Türmen, AİHM’in Demirtaş kararında diğer tutuklu milletvekillerine de atıfta bulunulduğunu, dolayısıyla bu kararın emsal teşkil edeceğini de aktardı.

Yaptırımlar gelir

Kararı değerlendiren İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin devreye gireceğini söyledi.

Türkdoğan, şöyle konuştu: ”AİHS temelden sarsılmış durumdadır. Bu durumda o sözleşmenin hayata geçirilmesini sağlayacak olan AKBK’dir. Türkiye kararı uygulamazsa AKBK’yi karşısında bulur. Başka yaptırımlar söz konusu olabilir. Yaptırımların en ileri noktası Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınmasıdır. Üyelik askıya alınırsa insan hakları-ekonomi ilişkisi devreye girer. AİHS’nin rafa kaldırıldığı bir ülkede artık demokrasiden ve insan haklarından bahsedilemez. En son 12 Eylül darbesinden sonra Türkiye’nin Konsey üyeliği de askıya alınmıştı. Avrupa Konseyi, 15 Temmuz’dan sonra ilan edilen OHAL üzerine Türkiye’yi siyasi denetim altına aldı. Siyasi denetim altında olan bir ülkenin Demirtaş’ı bırakmaması düşünülemez.” Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan da “Evrensel hukuk kuralları ve anayasamız gereği derhal kararı uygulamak ve Demirtaş’ı serbest bırakmak zorundayız. Türkiye’nin uygulamama gibi bir hakkı yok. Anayasa çok açık. Uluslararası mahkeme kararları bizim iç hukukun üstünde” dedi.

Kürdistan’daki barolar da yaptıkları açıklamalarla AİHM kararının uygulanmasını, Demirtaş’ın tahliye edilmesini istedi.