Dağlarda gerillanın 2012 yılı boyunca yürüttüğü mücadelenin farklı yönlerini içeren bir çalışma içerisindeyiz. Gerillalar ve KCK yetkilileri ile bu konu üzerinde sohbetlerimiz ve söyleşilerimiz oldu. Belgesel için yapılan çalışmalar sırasında güncel konularla ilgili de sorularımıza yanıtlar aradık. KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan ve HPG Anakarargah Komutanı Nurettin Sofi ile uzun sohbetlerimiz oldu. Son sohbetlerde güncel yaşanan gelişmelere ilişkin yorumlarını sordum.
Bu yazıda sayın Karayılan ile yaptığımız sohbeti özetlemeye çalıştım. Siyasi gelişmelerle ilgili her soruya Karayılan uzun uzun yanıt verdi. Bu yanıtlar oldukça önemli. Suriye’deki gelişmelerden AKP’nin Kürt politikasına, Irak’taki siyasi krizden uluslararası güçlerin yapabileceklerine kadar her konuyu konuştuk. Ne AKP gibi sıkışık bir durumda ne de bölgedeki diğer Kürt siyasetçiler gibi kafası karışık. Karayılan AKP’nin “oyalama politikaları”nı her yönlü tahlil ediyor. Özellikle Fethullah Gülen ve Yalçın Akdoğan zihniyetinin gizli MHP çizgisi olarak kronik Kürt düşmanlığının körüklendiğine dikkat çekiyor. Bu iki zihniyetin ırkçı olduğunu ve Kürt düşmanlığı konusunda klasik devlet politikasının bugünkü temsilcileri olduğuna vurgu yapıyor.
Karayılan, 2012 yılının Kürtler ve bölgedeki demokrasi güçleri açısından tarihi öneme sahip olduğunun altını çiziyor. Bu yılın çözüm zemini için çok önemli bir zemin teşkil ettiğini vurguluyor. AKP’nin Kürtlere karşı başlattığı topyekün savaş konseptine karşı her alanda direniş gerçekleştirildiğini belirtirken; gerilla için bir hamle yılı olduğunu hatırlatıyor. Söz konusu direnişin Kürt toplumunun her alanına yayıldığını pratik örnekleri ile anlatıyor. AKP’nin cemaat ile birlikte Kürtlere karşı gerçekleştirdiği tutuklama operasyonlarının 1990’lardaki savaş konsepti ile aynı amacı taşıdığını ve bu operasyonların da başarısız olduğunu söyledi. Karayılan; binlerce insanın tutuklanması ile serhildanların önünü almak isteyen devletin bunu da engelleyemediğini belirtti. PKK’nin 35 yıllık tarihindeki en güçlü mücadele yılı olduğunu vurguladı. Bölgesel ve küresel koşulların PKK’nin lehine olduğunun altını çizen Karayılan; Ortadoğu’daki gelişmelerle ortaya çıkan sonuçların Kürtlerin özgürlüğü için büyük imkanlar ortaya çıkardığını da sözlerine ekledi. Kürtlerin artık statüsüz yaşamak istemediğini bunun için gereken bütün bedelleri ödeyebileceğini de yine 2012 yılı içinde gösterilen direnişi örnekleri ile verdi.
12 Eylül 2012’de başlayan ve 68 gün süren Açlık Grevi direnişine katılanları selamlayan ve kutlayan Karayılan; bu direnişle ortaya çıkan sonucun AKP tarafından iyi okunması gerektiğini söyledi. Bu direniş ile Kürt halkının taleplerinin karşılanması gerektiğini ve bunun çözüme evirilmesinin çok da zor olmadığını anlattı. “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sürece müdahalesi ile top karşı taraftadır” diyen Karayılan AKP’nin durumdan kendisine vazife çıkarmaması gerektiğini de söyledi.
Karayılan çözüm için umutlu olduğunun altını çizdi. Ancak AKP’nin çözüm için somut adımlar atması gerektiğini ve bunun için uzun süre beklenilmemesi gerektiğini söylerken, tarif ettiği süreyi de 1-2 hafta ile ifade etti. Artık oyalama siyasetinin Kürtler tarafından kabul edilemeyeceğini söyleyen Karayılan; silah bırakma tartışmalarını da değerlendirdi. Karayılan, bu konuda işin gerçek ve samimi yönünü şu sözlerle ifade etti: “İşin esasını samimi olarak belirtirsem, mevcut durumda gündemimizde olan şey silahı bırakma değil, gündemimizde olan temel şey yoğun bir şekilde silahlanma sorunudur. Biz şu anda daha yetkin bir şekilde silahlanma çabası içindeyiz. Ortadoğu bölgesi kaynıyor. AKP Suriye muhaliflerini grup grup silahlandırıp içeri gönderiyor. Biz niye silahlı mücadeleyi bırakalım! Koşullar şimdi silahlı mücadeleyi yürütmek için daha iyidir. Biz niye bırakalım. Böyle yağma yok. Biz çocuk değiliz.”
Bu konuda şu çarpıcı örneği de veriyor: “Suriye’de Kürtler Batı Kürdistan’da silahlanmasaydı silahlı çetelerin kölesi haline gelirdi. Ama kendisini savunmak için silahlandığı için şimdi kendilerini savunabiliyor.” AKP’nin süreci doğru okumak durumunda olduğunu söyleyen Karayılan sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı çıkıp samimi ve açıkça “Biz cumhuriyetin kuruluşundan bu yana size haksızlık ettik. Biz bu sorunu artık diyalogla çözme kararı aldık. Artık silahları bir tarafa bırakalım ve diyalogla çözelim derse, biz daha önce ifade ettiğimiz gibi muhatap olarak Önder Apo’yu göstermiştik. Bu konuda bizim açımızdan muhatap gücü Önder Apo’dur. Bunun koşulları gerçekleştirilsin ve diyalogla çözeriz. Bunun için gerekeni biz yaparız. Ama devlet yine terör ve  şiddetle üzerimize gelirse biz zaten bir direniş hattımız var biz bunu derinleştiririz.”
Karayılan son dönemdeki “Görüşmeler oluyor” konusunda da şunları söyledi: “Zindan direnişi ardından görece olarak bir “yumuşama” var ama bu fazla devam etmez. Bir şeyler olacaksa bir iki hafta içinde her şey netleşir. Ancak bu konuda somut ve resmi olarak bize yansıyan bir şey yok. Somut bir olgu yok. Olsa biz söylemek durumunda olurduk. Ama böylesi bir somut durum yok. Bir zemin var ama bunlar ne kadar gerçeğe dönüşür biz bilemeyiz. Zaten bu da kısa sürede açığa çıkar.”
Kürt kamuoyunda böylesi bir beklenti ve çözüm-diyalog varmış gibi ele alınmasının yanılgı yaratabileceğini söyleyen Karayılan, İmralı’da 500 güne varan kesintisiz tecriti, AKP’nin geçmişte yaptığı oyalama taktiklerini de hatırlattı. Kürt halkının özgürlüğünün ve güvenliğinin sağlanmadığı bir süreçte böylesi bir talebin karşılığının yerine getirilemeyeceğini söyleyen Karayılan, “devletin ve hükümetin aklında bir şey varsa bir iki haftada ortaya koymak durumundadır. Bunun zamana yayılmasının anlamı yok” dedi. 
Sohbetimizin bir bölümü de AKP’ye, özelikle Recep Tayyip Erdoğan’a Kürt politikasında akıl oluşturanlarla ilgiliydi. Karayılan bu konuyu özel olarak belirtti. Erdoğan’a danışmanlık yapan Yalçın Akdoğan ve Fethullah Gülen cemaatinin “Gizli MHP çizgisi” olarak faaliyet yürüttüğünü söyledi. AKP Kürt sorununda gerçekten çözümden yana ise Yalçın Akdoğan ve F.Gülen’in ırkçı Kürt düşmanı çizgisinin geriletilmesi gerektiğine vurgu yapan Karayılan, bu ikilinin yaptıkları çalışmalarla çözüm sürecini sabote ettiğini sözlerine ekledi. Akdoğan’ın Kürtleri aşağılayan söylemleri ve düşünceleri ile ırkçı bir sömürgeci olduğunu söyleyen Karayılan, Erdoğan’ın bunların aklı ile demokratik bir çözüme gidemeyeceği uyarısını da yapıyor. KCK operasyonlarına da Fethullah Gülen ve Yalçın Akdoğan gibilerinin akıl hocalığı yaptığını söyleyen Karayılan, bu çizginin klasik Türk devletinin inkar ve imhacı çizgisinin devamı olduğunu da sözlerine ekliyor.