
Karayılan, “Çelê saldırısı sonrasında sadece 7 gerilla yaşamını yitirdi. İddia edildiği gibi Kazan Vadisi’nde öyle çatışma falan çıkmadı, yer yer küçük çaplı çatışmalar yaşandı, onun dışında operasyon sürüyor, ancak öyle kayıplarımızın yüksek olduğu boyutta hiçbir zaman bir çatışma yaşanmadı” şeklinde konuştu.
Karayılan, PKK-MİT görüşmelerine ilişkin de ilk kez çarpıcı açıklamalarda bulundu. Söz konusu görüşmeleri doğrulayan Karayılan, bu görüşmelerin kamuoyunda tartışıldığı gibi “sadece PKK ile MİT arasında gerçekleşen sıradan bir görüşme olmadığına” dikkat çekerek, “Bu görüşmelerde hükümet ve devlet yetkilileri de vardı” dedi. Karayılan, söz konusu görüşmelerden bazılarının “3 gün bile sürdüğünü” açıkladı.
Öcalan’ın hükümete sunduğu protokollere de değinen Karayılan, protokollerin “devlet yetkilileri tarafından 10 Mayıs 2011’de kendilerine iletildiğini, kendilerinin bir toplantı alarak bu protokoller üzerinde tartıştıklarını ve devlet yetkililerine protokolleri kabul ettiklerini söylediklerini” açıkladı. Öcalan’ın 3 protokolünden söz eden Karayılan, “Bu protokollerin her biri el yazısı ile 2’şer sayfaydı” dedi. Karayılan, devlet yetkililerinin protokolleri hükümete sunduğunu, ancak hükümetin protokolleri kabul etmediğini dile getirdi. Söz konusu tarihlerde Başbakan Erdoğan’ın “Ben olsaydım Öcalan’ı asardım” dediğini ve söylemini sertleştirdiğini, bunun da protokolleri reddetmesinden kaynaklanıdığını belirten Karayılan, “Seçimden önce ortaya çıkan bu durum bugüne kadar uzayan çatışmalı sürecin neden geliştiğini ve kimler tarafından geliştirildiğini ortaya koyuyor” diye konuştu.
Karayılan, hükümetin güven verici adımlar atması halinde sorunun siyaset yoluyla çözülmesinden yana olduklarını da dile getirdi. Karayılan, “Biz sorunun demokratik yollardan, diyalogla çözülmesini istiyoruz. Bunun için İmralı’da Önderliğimizle müzakerelerin sürmesi gerekiyor” dedi.
ANF