
Aram Yayınlarının yeni çıkan kitaplarından olan Edip Yalçınkaya’nın yazdığı ‘Kardaki Kan’ adlı roman konu ve anlatımıyla kendisinden söz ettirecek kitap olarak raflardaki yerini aldı. Uzun yıllardır cezaevlerinde tutuklu olarak kalan Edip Yalçınkaya son romanı ‘Kardaki Kan’ da, 96 ve 97 yıllarında Dêrsim’in dağlarında yaşanan gerilla mücadelesini anlatıyor.
Dêrsim ’96 ve ’97
Kitabın yazarı Edip Yalçınkaya uzun yıllardır cezaevinde tutuklu olarak yaşamakta ve ‘Kardaki Kan’ yazarın üçüncü romanıdır. Aynı zamanda Türkiye PEN üyesi de olan Yalçınkaya, etkili ve akıcı anlatımı ile göz dolduruyor. Anı-roman tarzında yazılmış eserlerin en büyük sıkıntısı kurguda yaşanmakta. Yazar kitabın önsözünde kurguya dair ‘Romanın kurgusu gereği yer, zaman, isim ve olayların gelişiminde bazı değişiklikler yapılmıştır. Bunların dışında gerçeğe bağlı kalınmaya çalışılmıştır’ demektedir. ‘Kardaki Kan’ romanı 1996-97 yılları arasında Dêrsim’in o eşsiz dağlarında yaşanan mücadeleyi konu alıyor. Bager komutasındaki bir grup gerillanın Ali Boğazı’ndaki kış üslenmesiyle başlayan hikâye, daha bahar gelmeden devletin operasyonuyla karşı karşıya kalışını ve Bager, Berçem, Besta, Ali Musa, Şahin, Arya ve Sarya ile onlarca gerillanın operasyonda yaşadıkları anlatılır. Çatışma başladığında gerillaların irade savaşı, devlet güçlerinin teknik üstünlüğünün yanında doğa koşullarının karşısında da ciddi bir sınavla başbaşadır. Roman kurgusu iç içe işlenmiş iki farklı öykü, iki farklı zamanı ele alıyor. Hikâye 1997’de geçiyor ancak Arya ile Sarya’ya verilen bir defter onları bir yıl önceki olaylara götürüyor. Gerillalar yine bir kış üstlenme yerine yapılan operasyonla zorlu kış koşullarında yer değiştirmek zorunda kalıyorlar. Açlık, soğuk ve zorlu kış koşulları yanı sıra, ihanet edenler nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalmaları; yapılan operasyonda şehit düşen arkadaşlarını, açlıktan dolayı bitkin düşen bedenlerin, bir de bitlerle olan mücadelesi konu ediliyor.
İç içe geçen öykülerin ortak karakterleri Berçem, Besta, Palo ve Şahin’dir. Roman sadece kahramanları anlatmıyor, aynı zamanda ihaneti, yoldaşına düşmanlık edenleri de anlatıyor. Düşmana teslim olup birlikte birçok zorluğu yaşadığı yoldaşlarının şehadetine neden olan ihaneti de gözler önüne seriyor. Kitabı okurken, Arya ile Sarya’nın hayatta kalmak için yediği otun tadını ağzınızda hissedeceksiniz. Ali Musa şahsında ihaneti görürken; Berçem, Şahin, Palo, Arya ve Sarya şahsında yoldaşlığa, fedakarlığa ve yoldaşa bağlılığa tanık olacaksınız. ‘Kardaki Kan’ da Yalçınkaya’nın Dêrsim ’96 ve ’97 diye bir tarihleme yapmasına ve bunu edebi bir üslupla aktarma çabasına şahit olacaksınız.
Kitabın açıklamasında bu özgünlük şöyle anlatılıyor: ‘Her anlatıcı kendi yaşamışlığı ve tanıklığı ölçüsünde bir fark yaratarak ve edebi anlamda mesafe katederek bir diğerinin geçişine geçitlik yapar. Tıpkı patikada yol alanın kendi adımlarının ağırlığı altında izler bırakıp kendinden sonrakilere izlek olması gibi. Bu, o derece yerel bir doku haline gelir ki yaşayanın ve artık bedeniyle orada olmayanın eti ve kanıyla özdeşleşir. O mıntıka ya da bölge, vadi ya da tepe onun adı ve anısıyla hatırlanır. Edebiyatı ve tanıklığı biricik kılan, onun bir benzerinin mutlak olarak aynı hissi ve tadı veremeyişidir.’
Edip Yalçınkaya
1971 tarihinde Bitlis’te doğan Edip Yalçınkaya, 1990 yılında Özgürlük Hareketine katıldı.1992 yılında tutuklanarak, DGM’de yargılanıp ömür boyu hapse mahkûm edildi. Halen Çankırı E Tipi Kapalı Cezaevinde olan Yalçınkaya’nın çeşitli gazete, dergi ve web sitelerinde yazıları yayınlanmaktadır. Çeşitli öykü ve şiir yarışmalarında dereceye giren yazarın ilk romanı “Ma Ülkesi” ve ikinci romanı “Mahsen” Belge Yayınlarından çıktı. Aynı zamanda Türkiye PEN üyesi olan yazarın “Kardaki Kan” yayınlanan üçüncü romanıdır.
ERDOÐAN ZAMUR