"Öztaş, yazdıklarıyla bir anlamda dağdan mektuplar yazan ve dağa mektuplar gönderen yazılarla duygularını, özlemini, coşkusunu, bazen de Kürdün utangaçlığını, utangaçlığın sebep olduğu masumiyetin olanca doğallığıyla resmini çekmiştir.

Yaşadıklarını kalıcılaştırmak isteyen bir kişinin hikâyesidir okuyacaklarınız. Utangaç gerillanın gelenekler ardına gizlenmiş gülüşünü ve ışıl ışıl gözlerini görmeniz dileğiyle!...” diye tanıtıyor İsmail Biçen ‘Kardelen Zamanı’nı ve okurun takdimine sunuyor…
“Sevecen gülüşün çarpıyor kalbimin rıhtımına. Ve kuşatıyor bütün benliğimi.
Derin ve anlamca bakışın dokunuyor göğsümde mayalanmış aşkın tenine.
Sana kal desem kalır mısın, ömrümün son anına kadar?
Bana gülmeyi öğret, sevmeyi.
Beyaz bir umutla anlat hasret kaldığım tüm zamanları.  Gecenin nakışlı elleriyle dokunduğun kelimelerin imgesini, şimdi rüzgarla diziyorum gözlerine. Gittikçe parlıyor, parladıkça çoğalıyorsun gözlerimde.
Şimdi kar yağıyor. Mavi tülbendini giymiş kardelen anlatıyor aşkın yazgısını. Bir zaman başlıyor tanrıçanın çiçekleri arasında. Dağılan, unutulan kelimeleri topluyorlar sessiz kalan harflerle. Geliyorlar beyaz güvercinler, kanatlarında beyaz kardelenlerle... 

KÜLTÜR SERVİSİ