Türkiye’de medyaya yönelen siyasi baskı, tiraj kaybında pek bahsi geçmeyen ayağında mizah dergileri de duruyor. Kendilerine yönelen türlü tazyikleri sessiz sedasız püskürtmeye çalışsalar da, art arda gelen kapanmalarla mizahçılar zor günlerden geçiyor. Berlin’de bir araya gelen karikatüristler muhalif ve sert mizah yapmanın neredeyse imkansız hale geldiğine dikkat çektiler.
FEHMİ KATAR / BERLİN
Mizah kaynağı muhalif olmak, gıcıklık yapmak, ters olmak, tabulara dokunmaktır… Dünyada karikatür dergiciliği ve geleneğinin güçlü olduğu Türkiye’de AKP iktidarıyla birlikte mizah en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Karikatür dergileri bir bir kapanırken, çizerler davalar, mahkemeler ve linç saldırılarıyla uğraşıyorlar. Berlin’de Türkiye’de karikatürün durumu ve geleceği masaya yatırıldı.
Dünyanın en güçlü karikatür ve mizah geleneğine sahip karikatür ve mizah dergilerinin yazarları, Berlin’de 3 ay boyunca sürecek olan “Gülmekten geberiyoruz! - 50 Sene Karikatürkiye Sergisi“ kapsamında biraraya geldiler. Türkiye’den ise Tuncay Akgün, Selçuk Erdem, Ramize Erer ve Barış Uygur Berlin’deki sergide Türkiye’de mizahın karşı karşı kaldığı sorunlar, mizah dergiciliğinin dünü, bugünü masaya yatırdılar.
Türkiye’den gelen mizahcıların tartışmaları özellikle Alman dinleyicileri oldukça şaşırttı. Çünkü Almanya’da mizah dergileri hem oldukça sınırlı hem de sadece küçük bir okuyucu kitlesine sahipken, Türkiye’de öyle değil. Öyle ki bir zamanlar ‘Gırgır’ 500 bin traja kadar ulaşmıştı.
Türkiye’deki karikatür geleneğinin Avrupa’lı seyirciler için diğer şaşırtıcı tarafı da, karikatürist ve mizah yapan kadınların çokluğu. Zira dünyada en çok kadın karikatürist Türkiye’de bulunuyor. Uzun süre cinsiyetçi olmasıyla eleştirilen karikatür dergilerinin, bu imajının değişmesinde öncü rol oynayan, daha sonra Türkiye’nin ilk kadın karikatür dergisi “Bayan Yanı“ isimli dergiyi kurucularından olan Remziye Eren, karikatüre başladığı dönemi ve yaşadığı zorlukları şöyle anlattı:
Erkek mizahı
“Ben karikatüre başladığım dönemlerde, kadınlar çok sorun yaşıyorlardı. Aile baskısı çoktu. Bu dergilere de yansıyordu. Dil, erkek diliydi. Mesela 500 adet satan bir dergiydi ama bazı arkadaşlarımız dergiyi eve götüremem çünkü eşim var diyordu. Ben ilk karikatür dergisinde çalışmaya başladığım zaman çok erkek bakış açısı vardı. Oraya girdiğimizde sanki kahveye girmişiz gibiydi. Bir tarafta ‘karı muhabbeti’ yapılırdı falan, çok sert dönemler vardı. Kadın patronun kucağında, fahişe falan olarak çiziliyordu. Ama bizim girmemizle beraber bir hassasiyat oluşmaya başladı, onlar da değişmeye başladı. Ha, bizim şöyle bir handikapımız vardı kadın olarak, herkes kendine bir usta bulurdu ama biz kadın olarak takılacağımız, usta olarak gördüğümüz kimse yoktu. O yüzden ben çok kitap okudum. Kadın yazarları, feminist yazarları çok okudum. Kendi karikatür dilimi de öyle oluşturdum.”
Mizah ve karikatür dergiciliğinde de erkek bakış açısının hala devam ettiğini belirten Remziye Eren, yıllarca çizdiği ‘Kötü Kız’ karakteri ile ilgili bir karikatür eleştirmenin kendisi ile yaptığı ropörtajda, ‘bu kız motor mu’ diye sorduğunu ve bunun bir erkek dilini olduğunu söyledi.
Karikatürün dili
Söyleşide en çok değinilen noktalardan biri de Türkiye’de artan baskının mizah dergilerini nasıl etkilediği ile ilgiliydi. Söyleşiye katılan yazarları bu konuda en çok şikayetçi oldukları mecra sosyal medyaydı. Son zamanlarda artık dergilerini sosyal medyada yayınlamak istemediklerini belirten Penguen yazarı Selçuk Erdem, “çünkü sosyal medyada oldukça örgütlü bir saldırı yapılıyor. Bunu da en çok karikatürden anlamayanlar, onun okuyucusu olmayanlar yapıyor. Karikatürün bir dili var, her yazarın bir lehçesi var. Sen onu okumadığın zaman da anlamıyorsun, anlamadığın için de her şeye bir kulp bulabiliyorsun’’ dedi.
Başbakan’ı neden çirkin çizdin?
Erdem 90’larda mizah dergilerinin okuyucularıyla daha özel bir ilişkileri olduğunu, çizilen karikatürlerin daha çok karikatürist ve okuyucu arasında olduğunu belirtiyor. 2000’lerle beraber gelen değişimi şöyle anlatıyor: “Mesela bir karikatür birden 50 milyon kişiye ulaşıyor. Karikatür okuyucusu olmayan bu kitlenin büyük bir kısmı şok oluyor, çünkü bilmediği, tanımadığı bir şey bu. Bunun için de eleştiriyor, saldırıyor. Mesela Başbakan’ı çiziyoruz, neden çirkin çizdiniz diye tepki gösteriyorlar.”
Erdem’e, Uykusuz’un yazarı Barış Uygur’da katılıyor. Uygur, “size ait bir karikatür internete yansıyınca birden mesela seni tanımayan, okuyucun olmayan, insanların bunu okuduğunu ve yabancısı olduğu bu şeye de tepki göstermeye başlıyor” diye ekliyor.
Papa ve Brad Pitt
Karikatüristlere çizdikleri karikatürlerle ilgili tepki sadece Türkiye’den gelmiyor. Almanya’dan, Vatikan’dan bile Papa’yı neden çirkin çizdiniz diye de tepki geliyor. Bunun üzerine karikatüristler tepki olarak bir sonraki kapağa Papa’yı Brad Pitt şeklinde çiziyorlar. Erdoğan’a hakaretten yargılanan karikatür dergilerinin yazarları şunları belirtiyor; “Erdoğan başbakan iken daha kolay çiziyorduk, Cumhurbaşkanı olunca daha dikkat etmeye başladık. Çünkü Cumhurbaşkanı’nı koruyan bir dergi çıktı ve Leman hala Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanıyor.’’
İktidarın baskısı
Medyaya yapılan baskının kendilerini de ciddi bir biçimde etkilediğini belirten mizah yazarları, yüzde yüz iktidar egemenliği altına giren bir merkez medya olduğu için, beslendikleri önemli bir alanın kuruduğunu ifade ediyorlar. Leman yazarı Tuncay Akgün karikatüristlerin Türkiye’de medyanın en çok sansüre uğradığı dönemlerde bile her zaman tabulara değindiklerini belirterek bugünün farkını şöyle belirtiyor: “Şu an bütün merkez medya kontrol altında. 35 yıldır çalışıyorum ve her zaman sağ partilerin baskısı vardı ve biz her zaman sansürler olduğunu çizdik. Şu an farklı bir şey var. Şu an ne olacağını bilmiyorsunuz. Geçmişte bir bedel ödüyordunuz ama bunun karşılığı vardı ama bugün ne olacağı belli değil. Mesela bu sosyal medya bayağı örgütlenmiş bir durum. Örgütlenmiş bir güruh birden saldırıyor.”
Karikatür dergiler birer birer kapanıyor
Karikatür dergilerini etkileyen tek şey sansür de değil, giderek kriminalize edilen, ahlak dışı gösterilen mizah dergilerini bayiler satmıyor örneğin. Penguen yazarı Selçuk Erdem, “Leman dergisi alan insanlara siz o sapık dergiyi mi alacaksınız diye tepki veriyor bayi. Hatta birçok yerde artık satmıyorlar. Mesela Ankara Polatlı’da üç bayi var ama hiçbiri satmıyor. Kimse şehirler arası otobüse binip gidip almaz Ankara’dan” dedi.
Diğer bütün dergi ve gazeteler gibi kendi trajlarının da düştüğünü ve büyük ekonomik sorunlarla boğuştuklarını belirten karikatüristler, özelikle akıllı telefonlarla beraber artık mizah ve karikatür dergiciliğinin nerdeyse sürdürülemez hale geldiğini belirtiyorlar. En son Leman’ın kapanması sırasında da kendilerine sosyal medya üzerinden çok büyük bir destek geldiğini ama Türkiye’de çok hızlı bir şekilde değişen gündemden dolayı bu desteğin sürekli olmadığını ifade ediyorlar.