
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sülbüs Peri, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeleri, Batı Kürdistan’da yaşanan gelişmeleri ANF’ye değerlendirdi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler tartışılıyor. Sizce neden AKP Hükümeti böylesi bir süreç başlatma ihtiyacı duydu?
Devlet ve Önder Apo arasında yapılan görüşmelerde Kürt sorunu tartışılıyor. Çözüm konusunda izlediğimiz politika bellidir. Yıllardır demokratik yöntemlerle müzakerelerin başlamasını istedik. Tabii Türk devleti ve AKP hükümeti buna yanaşmadı. Şu an başlayan süreç ise Kürt halkının mücadelesinin sonucudur.
Diğer yönü ise bölgedeki gelişmelerdir. Türk devleti şu an bir kuşatmayla karşı karşıya.
Bu kuşatma nedir?
Gerillanın 2012 pratiği de ortada. Güney Kürdistan’ın bir statüsü oluştu. Batı Kürdistan’da Kürtler kendi statülerine kavuşuyor. İran’a herhangi bir müdahale geliştiği taktirde Kürt halkının da gündeme gelecek. Türk devleti, Kürtlerin Batı, Güney ve Kuzey Kürdistan’da statü sahibi olmasını istemiyor. Bütün bunlar onu sıkıştırıyor.
Mücadelenizin gelmiş olduğu düzeyden kaynaklı mı bu süreç bu şekilde gelişiyor?
Kuzey Kürdistan’da zindan direnişi ve HPG güçlerinin çok güçlü bir hamle süreciyle alan hakimiyetine yönelmeleri, Türk devletine böyle gidemeyeceğini gösterdi. Kendisini ayakta tutabilmek için ya varlığını devam ettirecek ya da onu zorlayanlara Kürt sorunu, Kürt iradesini, Kürt mücadelesini tanıyacak ve Kürt sorununu ortadan kaldırmak için girişimlerde bulunacak. AKP Hükümeti, karşı karşıya kaldığı çözümsüzlükten dolayı adım atmaya başladı.
Ortadoğu’daki gelişmelerin etkisini biraz daha açabilir misiniz?
Kürt sorunu aslında şu an Kürdistan ve bölge sorunu olmaktan çıkmış ve uluslararası bir sorun haline gelmiştir. Bugün uluslararası güçler kendi politikalarını Ortadoğu ya da Kürdistan üzerinden geliştiriyorlar. Kürtleri hesaba katmaları gerekiyor. Kuzey Kürdistan’da yeni bir sistem, zihniyet ve irade ortaya çıktı. Batı Kürdistan’da bilinç ortaya çıktı ve bugün bir sistem oluşturulmaya çalışılıyor.
Kürtler hem millet olarak, hem de ulus olarak hakkını elde ediyor. Kürt halkı şu an hangi dengeler olursa olsun kendi yerini alıp kendi ağırlığını koyabilecek bir güce geldi. Kürt halkının benimsemediği bir güç Ortadoğu’da güç sahibi olamaz ve başarı da elde edemez.
Kürt halkı artık Ortadoğu’da bir denge konumundadır. Herkes kendi siyasetini, diplomasisini bu güce göre yürütüyor. Her güç kendisi için yeni ittifaklar ortaya çıkarmaya çalışıyor.
Bu süreçte bana göre AKP ve AKP’nin medyası çok iyi bir sınav vermedi. Önder Apo ile görüşmeler var. Bu görüşmelerde taraflar var. Bir tarafta Önder Apo ve Kürt hareketi, diğer taraf ise devlettir ve devlettin temsili de AKP’dir. Bu süreci AKP ve medyası tek taraflı olarak yürüttü. Türk medyası hiçbir şey istemiyormuş gibi bir hava yaratıyor. Yani Önder Apo Kürt sorununun çözülmesi için hiçbir şey istemiyor gibi yansıtılıyor. Sanki bir anlaşmaya varılmış gibi medyada bunun propagandası yapılıyor.
Bu süreç spekülasyonlarla, yalan propagandalarla gelişmez. AKP bu süreci bir ranta çevirmeye çalışacaktır, aynı amacı taşıyanlardan bir destek alacaktır. Bir gündem yaratabilirler. Hareketimizin, Önderliğimizin önüne kabul edilemeyecek şartlar sürebilirler, kabul edilmeyince de, süreci kapatıp işte ‘ben yapmak istedim de PKK ve Apo istemiyor’ diyebilirler.
Bu sürecin böyle gelişmeyeceği kesin. Sorunu bile dillendirmiyorsun, ‘Kürt sorunu çözülecek’ demiyorsun, ‘terör’ sorunu diyorsun. Önce sorunu doğru tanımlamaları gerekir. Bununla nereye kadar yol alırlar. Aslında asıl provokasyon budur.
Öcalan’ın avukatlarına görüş izni halen verilmiyor. Aslında böyle yapılarak hareketiniz süreç dışında bırakılmak isteniyor denilebilir mi?
AKP bu süreci tamamen kendi istediği gibi, denetiminde geliştirmeye çalışıyor. Başka irade kabul etmiyor. Eğer süreç iki taraflı gidiyorsa o zaman karşılıklı alışveriş olmalı ve halka açıklanmalı ve halk herkesi tanımalı. Ama yok herşey benim denetimimde gelişecek, diğer tarafa konuşma hakkı yok diyor. Bu süreç böyle gelişmez. Gündem böyle oluşturulmaya çalışılıyor. AKP’nin bu süreçteki tarzı, üslubu tahrikkar ve provokatiftir.
30 yıldır yürütülen savaş, tahribatları, kazanımları ve aktörleri görülmeden çözülmesi mümkün mü?
Hayır, böyle bir şey mümkün değil. AKP ve Türk devletinin klasik inkâr sistemini uygulama imkanı kalmamıştır. Eskiden Türk devleti direkt ‘Kürtler yoktur’ deyip inkarı açıktan yapıyordu. AKP bugün ‘terör var’, diyor. Aslında yine de Kürtler yok diyorlar. Tabii daha farklı söylemlerle bunu belirtiyorlar. Dikkat edin, ‘biz terör sorununu çözeceğiz, çözüyoruz’ diyorlar. Kürt sorunundan söz etmiyorlar. Fakat artık faşist söylemlerle, inkar ile bir şey yapma olanakları yoktur. Bugün Güney Kürdistan bir realite, Batı Kürdistan bir realitedir, buralarda Kürtlerin statüleri var. AKP bir yıldır tüm imkânlarıyla bunun önüne geçmeye çalışıyor. Batı Kürdistan’da bir Kürt statüsünü engellemek için uluslararası güçlere yalvar yakar oldu, Obama’nın, Avrupa’nın, Arap devletlerinin yine Güney hükümetinin neredeyse ayaklarına kapandı bunu engellemek için ama başaramadı, bu statünün önüne geçemedi. Başaramayınca farklı şekilde nasıl süreci kendi lehime çeviririm diyor. Kuzey Kürdistan’da da bu olmak zorunda. Kuzey’de de sorunu çözmek zorunda.
Şimdi gündemdeki diğer bir önemli husus ise güçlerinizin sınır dışına çekileceği, ya da ateşkesin gerçekleşeceği söyleniyor, neler söyleyebilirsiniz, böyle bir gündeminiz var mı?
Hayır, mevcut durumda geri çekilme gibi bir durumumuz yoktur. Kürtlerin bir statü elde etmesi temelinde mücadelemizi geliştirme stratejimiz var. Hazırlıklarımız da bu yönlüdür. Ama bunun yanında Önderliğimizle bir görüşme de var. Bu görüşmelerle, müzakereyle çözümün gelişmesini de isteriz.
Bir yol haritası hazırlanmış...
Önderliğimiz atılacak her adımın bir karşılığının olacağını esas alır. Biliyorsunuz daha önce ateşkesler yapıldı, geri çekilme yaşandı. Ama sonuçsuz kaldı. Neden çünkü adım atması gereken karşı güçler adım atmadı. Önderliğimiz bugün tarihi bir süreçten söz ediyor. Bunun için de karşı tarafın adımlar atması gerekir. Tek yönlü ateşkes ya da geri çekilme olamaz. Önderliğimiz hem hareketimizi iyi tanıyor hem de devleti iyi tanıyor. Bir güvence olmadan karşı adımlar atılmadan olmaz. Biz ateşkes ilan edeceğiz onlar da güçlerimize saldıracaklar bu böyle olmaz. Halen alanlarımız bombalanıyor, halka saldırıyorlar.
Her şey sizden bekleniyor denilebilir mi?
Evet biraz öyle. Tüm herşey biraz teslimiyete dayalı, ama biz oldukça tecrübeliyiz. Buna izin vermeyiz. Aslında bunu yıllarca denediler, her türlü saldırı gelişti ama hareketimizi tasfiye edemediler, halkımız da AKP’ye teslim olmadı. Seçimlerden sonra onca KCK operasyonları geliştirdiler, gerillaya yönelik saldırılar gerçekleşti ama başaramadılar.
AKP Batı Kürdistan’da bir Kürt statüsüne neden bu kadar karşı?
İkiyüzlü siyasetinden kaynaklı, aslında biraz bunu anlatmaya çalışıyorum. Bir taraftan basın üzerinden bir sürecin propagandasını yapıyor, sorunu çözecekmiş gibi gösteriyor. Ama diğer taraftan siyasi operasyonlar, askeri operasyonları devam ediyor. Güç yığınağı devam ediyor, Batı Kürdistan’da Kürt halkı bir mücadele yürütüyor oradan da saldırılar geliştireceksin ve ‘Kuzey Suriye’de bir oluşuma izin vermeyiz, böyle bir durumda müdahale hakkımız vardır’ diyeceksin. İşte bahsini ettiğim ikiyüzlü siyaset budur. Şimdi buna gücü yetmiyor. Güncünün yetmeyeceğini gördüğü için de, ‘zararın neresinden dönersen kardır’ mantığıyla yaklaşıyor.
ÇİÇEK HELEN / ANF/BEHDİNAN