
Kürtler ve diğer muhaliflere yönelik MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin
katliam çağrısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıkım talimatının yanı sıra
çete lideri Sedat Peker'in dillendirdiği 'ölüm fermanları' bugüne kadar
tek bir soruşturmaya konu edilmedi. Ancak başta HDP'li siyasiler olmak
üzere akademisyenler ve diğer muhalif kesimlere ise yaptıkları barış ve
çözüm çağrıları nedeniyle 'teröre destek vermekten' soruşturmalar
açıldı, birçok insan tutuklandı. "Katliam çağrısı yapmak serbest, barış
istemek suç!" anlamına gelen bu tablo, yargının içinde bulunduğu durumu
bir kez daha gözler önüne sermeye yetti.
Son dönemde pratikte MHP'nin politikalarını hayata geçiren AKP ve onun
destekçisi rolünü layıkıyla yerine getiren MHP'nin Kürtlere dönük
katliam çağrıları ve tehditler bir kez daha, siyasette neyin 'şiddet
çağrısı' ve 'şiddete teşvik' anlamına geldiği tartışmalarını beraberinde
getirdi. Bahçeli'nin katliam çağrısı, Erdoğan'ın yıkım talimatı, çete
lideri Sedat Peker'in 'ölüm fermanları'nın soruşturulmamasına rağmen,
barış çağrılarına açılan soruşturmalar devletin ve yargının yaklaşımını
da ortaya koydu.
Bahçeli ve Erdoğan'dan aynı katliam çağrısı
En son geçtiğimiz günlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin
grup toplantısındaki konuşmasında Nusaybin için, "Nusaybin'de vatandaşa 3
gün süre verin. Sonra taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayın"
diyerek, açık bir şekilde katliam çağrısı yaptı.
Bahçeli'nin bu açıklamasının hemen ardından benzer bir katliam çağrısı
da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dan geldi. Erdoğan, 5 Nisan Dünya
Avukatlar Günü vesilesiyle Saray'da topladığı avukatlara hitaben yaptığı
konuşmasında, Kürdistan için açıkça "boşaltın ve yıkın" talimatı verdi.
Erdoğan her dönem tehdit etti
Sadece bu hafta içerisinde Kürtlere yönelik yapılan bu iki katliam
çağrısı geçmişte de birçok kez tekrarlandı. Özellikle Cumhurbaşkanı
Erdoğan, neredeyse her konuşmasında Kürt halkına karşı bir katliam ve
tehditlerde bulundu.
Yakın dönemde bu yönde yapılan kimi açıklamalar şunlar oldu:
8 Ekim 2015: Valiler ve kaymakamlar, vatandaşlarımızın güvenliğini temin
için, ellerindeki yetkilileri kullanmalı. İç Güvenlik Yasası'nın
gerekleri yerine getirilmeli. Ben artık valilerimizin, emniyet
mensuplarımızın, jandarmamızın, askerimizin daha kararlı olduklarını
görüyorum. Vatandaş, devletin kendi yanında olduğunu hissetmeli. Örgüte
ciddi darbe vuruldu.
21 Aralık 2015: Siyasetin dili ve imkanlarıyla hareket etmesi
gerekenleri de safına alan terör örgütünün açtığı hendeklere
gömüleceğinden hiç şüpheniz olmasın.
28 Ocak: Özerklik veya özyönetim adı altında devlet içinde devlet kurmaya çalışanların başına bu dünyayı yıkarız.
15 Mart: Terörü maşa olarak kullananlar, masumların kanları üzerinden
hesap görmek isteyenler Türkiye'ye asla diz çöktüremeyecekler, tam
aksine kendileri diz çökeceklerdir.
21 Mart: Milletimize terör örgütlerine karşı seferberlik çağrısı
yapıyorum. Malazgirt ve Anadolu Selçuklu ruhuyla, Osmanlı çınarının
azametiyle, Kurtuluş davası azmiyle yeni seferberlik çağrısı yapıyorum.
4 Nisan: Şimdi işi bitireceğiz, ondan sonra huzur ve refah içinde bir
Güneydoğu'yu ortaya koyacağız. Kentsel dönüşüm adı altında bir çalışma
ortaya koyuyorlar. Bölgede değişim ortaya çıkacak. Terör örgütü
yöneticileri zaman zaman müzakere, görüşme laflarını ortaya koyuyorlar.
Ortada müzakere edilecek bir konu yoktur. Teröristin önünde iki yol
vardır, ya teslim olup adalete hesap verecekler ya da kıstırıldıkları
yerlerde birer birer imha edileceklerdir.
5 Nisan: Biz bir ölüyoruz ama 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz.
Terör örgütü yandaşlarını vatandaşlıktan çıkarmak dahil her önlemi
almalıyız. Bizim gidecek başka bir vatanımız yok.
Erdoğan gösterdi çete lideri tehdit etti
Erdoğan ile birlikte Bahçeli'nin benzer ölçüdeki bu yönlü tehditlerine,
AKP paralelindeki çete lideri Sedat Peker de dönem dönem dahil oldu.
Uzun süre işlediği suçlar nedeniyle cezaevinde tutuklu kalan, ancak AKP
döneminde tahliye edilen çete lideri Peker, Ankara'da 100 kişinin
yaşamını yitirdiği katliamdan bir gün önce Rize'de düzenlediği mitingde,
"Oluk oluk hepsinin kanlarını akıtacağız. Nehirler dolusu kanları
aktıkları zaman anlayacaklar" diyerek, tehditler savurdu.
Aynı çete lideri, barış talebinde bulunan akademisyenlerin yaptıkları
çağrının ardından Erdoğan hedef göstermesiyle birlikte yeniden sahneye
çıktı. Çete lideri Peker, o dönem "Sözde aydınlar çanlar ilk önce sizim
için çalacak" diyerek, "Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan
kanlarınızla duş alacağız!" tehditlerini savurdu.
Barış isteyenler tutuklandı
Kürtlere ve barış isteyen kesimlere yönelik buna benzer onlarca katliam
çağrılarına rağmen tek bir soruşturma açılmadı. Ancak başta "Bu suça
ortak olmayacağız" diyerek, barış talebinde bulunan akademisyenlerle
birlikte barışı dillendiren ve devletin katliam girişimlerine son
vermesi çağrısı yapan tüm kesimlere 'cadı avı' operasyonları devreye
konuldu.
Akademisyenler hakkında birçok soruşturma açılırken, kimisi
görevlerinden alındı, 4 akademisyen ise tutuklanarak cezaevine konuldu.
Demirtaş'ın Kobanê çağrısı 'şiddet çağrısı' görüldü onlarca soruşturma açıldı
Akademisyenler ve barış isteyen kesimlere dönük açılan bu
soruşturmalardan Kürt siyasetçiler de nasibini aldı. HDP Eş Genel
Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, DAİŞ saldırılarıyla karşı karşıya kalan
Kobanê için dayanışma çağrısı yapması, "şiddet çağrısı" olarak
değerlendirilerek, hakkında onlarca soruşturma açıldı. Oysa Kobanê
serhildanları yine Demirtaş'ın girişimleri ve Öcalan'ın devreye girmesi
ile son bulmuştu.
Bu çağrısından dolayı da "dokunulmazlığının kaldırılması" talebiyle
hazırlanan fezleke de Meclis Başkanlığı'na sunuldu. Aynı şekilde farklı
tarihlerde Demirtaş ve bazı Kürt siyasetçilerin çözüm için hükümete
yaptıkları çağrılar, "örgüt propagandası" gerekçesiyle soruşturma konusu
yapıldı.
DİHA