Bu katliam Türkiye’deki mahkemelerin eliyle unutturuldu. Dosyanın üzeri kapatıldı. AİHM de ne vicdana ne de hukuka, insan haklarına yakışan bir karar verdi. Roboskî aileleri gerçekten de kendilerini yalnız hissediyor. Biliyorduk, Zilan’da, Dersim’de benzer katliamlar yaşandı. Yargılanmayacaklarını en başta biliyorduk. Bu bizi üzmedi. Yanımızda duran hukukçularımızın ihmalkarlığı, hatası bizi üzdü.
Roboskî Paramparça 3.BÖLÜM
Roboskî Katliamı, Anayasa Mahkemesi’nin de reddiyle iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından 281 kişinin başvurusuyla AİHM’e götürüldü. Roboskî Katliamı’nda 11 akrabasını kaybeden, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Ferhat Encu, yaşam hakkı ihlalinin yanı sıra sorumluların tespit edilmemesi ve yargı önüne çıkarılmamasının başvurusu konusu yapıldığını söyledi.
AİHM başvuruyu kabul etmedi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), başvuruyu “kabul edilemez” buldu. Başvurucu avukatları AYM’ye süresi içerisinde eksik belgeleri göndermediği için AYM’nin kabul edilemez bulup reddettiği başvuru, AİHM tarafından da aynı gerekçeyle reddedildi. aynı gerekçe ile reddetti” açıklamasını yaptı. Hukukçu Kerem Alıparmak da AİHM’in ret kararıyla ilgili şunları yazdı: Öncelikle ”başvuruyu iptal etme” gibi bir terim yok, AİHM 276 başvurucunun başvurusunu iç hukuk yollarını tüketmediği için kabul edilemez buldu. Doğru tabir bu. Kabul edilemezlik kararının dayanağı, AİHM’e yapılan başvurudaki teknik bir yetersizlik değil, AYM’ye yapılan başvurudaki eksiklikti. Başvurucuların avukatı AYM’ye süresinde başvurmuş, burada sorun yok. AYM önündeki başvuruda üç temel gerekçeyle başvuruda eksiklik olduğunu saptamış ve tamamlanmasını istemişti:
- Başvurucuların her birinin ve avukatlarının bilgilerinin ayrı/ayrı düzgün doldurulmadığı;
- Kararların aslı veya onaylı örneklerinin sunulmadığı;
- Bazı başvurucular açısından ise vekaletlerin eklenmediği.
Kararlar UYAP sisteminde olduğu ve başvurucuların da kimlikleri açık olduğu için aslında tek ciddi eksik sadece bazı başvurucular hakkında vekaletin olmamasıydı. Zaten vekaleti olan başvurucuların kimlik bilgilerinin tam olduğu vekaletten de anlaşılabilirdi. Yani başvurucuların çoğu için AYM’nin elinde olmayan hiçbir bilgi ve belge söz konusu değildi. Avukat eksik olduğu bildirilen belgeleri verilen 15 günlük sürede değil 17. günde göndermiş. Gerekçe olarak da sağlık raporu sunmuş. AYM, vekaleti tam olan/olmayan ayrımı yapmaksızın hem avukatın raporunu kabul etmedi hem de tüm başvuruları reddetti.
AYM’ye ve AİHM’e bahane gerekiyormuş. Çoğu çocuk yaşta 34 kişinin katledildiği bir davada avukatın hatasının bedelini avukat değil başta aileler olmak üzere tüm toplum ödüyor.
AİHM insan hakları mağdurlarının mağduriyetlerinin giderildiği bir yer olarak kuruldu. Bundan 10 sene önce de öyleydi, görülüyor ki artık değil. AİHM kararına bakınca bunu görüyorsunuz. Olayı bilmeyen biri bu kararı okuduğunda ne kadar vahim bir facia ile karşı karşıya olduğumuzu anlamaz. Bombardımandan sadece üçüncü paragrafta bahsediyor. Terörist zannedip bombaladılar deyip bitiriyor. AİHM kararının sonrası AYM kararına ilişkin. Oraya baktığınızda da eksik olan belgenin ne olduğuna dair bir tartışma yer almıyor. AYM kendi kurallarını kendi belirler, uygular, keyfilik yok, deyip kestirip atıyor. AİHM’in bu yaklaşımı ile şu mümkün artık. Bir devlet kimyasal silah kullanıp binlerce kişiyi öldürse, sonra avukat AYM’ye davanın esasını etkilemeyecek bir belgeyi iki gün sonra verse, kimyasal silah kullanımının bir önemi kalmayacak AİHM için.
AİHM bu kararıyla Roboskî faciasının üstüne hukuki bir beton döktü ve tarihe gömdü. Bu yaptığı unutulmayacak!
Hükümete katliam ehliyeti veriyor
Amed Barosu, Hak İnisiyatifi, İnsan Hakları Derneği (İHD), Mülkiye İnsan Hakları Merkezi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), AİHM’in Roboskî kararını tepki gösterdi. Dönemin Baro Başkanı Ahmet Özmen’in okuduğu açıklama, özetle şöyle:
“AİHM bu kararıyla sadece son zamanlarda sıklıkla yaptığı üzere etkililiği son derece tartışmalı olan Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tüm kusurlarını örtmekle kalmadı, Türkiye’nin Roboskî davasında somutlaşmış cezasızlık politikasını da onaylamış oldu. Çoğu çocuk 34 kişinin can verdiği bu vakaya ilişkin hiçbir sorumluluğunu yerine getirmeyen hükümete de benzer vakalar için yeşil ışık yakmış oldu.
Oysa aynı AİHM, 1990’larda gerçekleşen birçok karanlık insan hakları ihlalini aydınlatarak, başta Kürt halkı olmak üzere tüm toplum için bir umut kaynağı olmuş, hakikatin karanlığa gömülmesine müsaade etmemişti. Evrensel değerlerin savunucusu olan bir insan hakları mahkemesinin beklenen bu yaklaşımını benimseyen AİHM kararları şu iki temel ilkeye dayanıyordu: Devletlerin yükümlülükleri sadece teorik ve kâğıt üzerinde olmayıp, pratik ve etkili olmalı, Sözleşmedeki güvenceleri pratik ve etkili kılacak şekilde yorumlanmadır.
İç hukuk yollarının tüketilmesi gerekliliği kuralının belli bir esneklik ve aşırı formalizmden uzak bir şekilde uygulanması gerekir.
1990’lı yıllarda hiçbir sınır tanımaksızın, hiçbir usule uymaksızın gerçekleştirilen ağır insan hakları ihlalleri 2010’lu yıllarda çeşitli usul kurallarının içerisinde ambalajlanmış şekilde karşımıza çıkıyor. Şekil farklı ama sonuç aynı: İnsanlar katledilmekte ve fakat failler cezasız kalmakta.
2018 yılında Türkiye’yi uluslararası insan hakları standartlarına saygılı bir hukuk devleti olarak gören hiçbir uluslararası tarafsız gözlemci yoktur. Bu korkunç tablonun en önemli müsebbiplerinden biri de Roboskî kararını reddeden Anayasa Mahkemesi’dir.
Yüzlerce gazetecinin tutuklanmasına, on binlerce kişinin işsiz kalmasına, OHAL KHK’lerinin keyfi düzenlemelerine yeşil ışık yakan Anayasa Mahkemesi, Roboskî kararında da başvurucular tarafından öngörülmesi imkansız gerekçelerle başvuruyu reddetti.
Roboski kararı, eksik belgelerin tamamlanmasına ilişkin avukatın sunduğu mazeretin kabul edilmemesi nedeniyle ret kararı verilen ilk ve tek karardır!
Tam da bu nedenlerle iç hukuk yollarının tüketilmesinde aşırı formalizmden uzak durulması gerekliliğini vurgulaması gereken AİHM, tam tersini yaparak Anayasa Mahkemesi’ne her konuda verdiği açık çekle Türkiye’de giderek derinleşen insan hakları ve hukuk devleti krizinin ana ortağı haline geliyor.
Evrensel insan hakları ve hukuk devleti ilkelerinin önemine inanan insan hakları örgütleri olarak tarihin en kanlı katliamlarından biri olan Roboskî’yi cezasızlıkla taçlandıran AİHM kararını kınıyoruz.
AİHM’i Türkiye hükümetine ve Anayasa Mahkemesine verdiği açık çekin yarattığı tahribata son vermek için Türkiye davalarında 1990’lı yıllarda benimsediği insan odaklı yaklaşıma dönmeye davet ediyoruz.
Sonuçtan önce
AİHM’in, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ret kararını geçerli saymasıyla Roboskî için adalet umutları söndü. Yeniden yargılamayı gerektirecek bilgi ve belgelerin ortaya çıkmaması durumunda katliamın sorumlularının yargılanması hukuken mümkün değil.
Şimdi bir kez daha yaşananları hızlandırarak mevcuduyla özetleyelim: MİT, Genelkurmay’a Dr. Bahoz Erdal’ın (Fehman Hüseyin) katliamın gerçekleştiği tarihi de kapsayacak şekilde eylem yapacağına ilişkin belgeye “Doğruluğu kuvvetle muhtemel” derecesiyle gönderdi. Katliamdan sonra açılan soruşturmada MİT, bunu bilgisini de personelini vermedi. Genelkurmay topu MİT’e atarken tüm askeri birliklerin kanaati sınıra yaklaşan grubun ‘kaçakçı olduğu’ yönündeydi. İHA’yı kullanan yüzbaşıdan 2. Ordu İstihbarat Komutanı’na kadar birçok subay tereddütünü iletti. Ancak o yüzbaşı, savaş uçakları için hedefi lazerle işaretlemekle görevlendirildi.
Bombardıman kararının nasıl alındığının dosyaya yansıyan hali şöyle: Dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Org. Yaşar Güler, Genelkurmay GİM’e (Görüntüleri İzleme Merkezi) giderek görüntüleri izledi. Ardından Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı emrinde görevli Albay Serdar Eren, Hedef Analiz ve Değerlendirme Şube Müdürü Albay Zorlu Topaloğlu, Tuğamiral Ali Rıza Kuğu, Tümgeneral Satı Bahadır Köse ve Orgeneral Yaşar Güler (şimdiki Türk Genelkurmay Başkanı) ne tür bir harekât yapılacağı konusunu görüştü. Toplantıda “zayiat verilmeden PKK’lilerin etkisiz hale getirilebilmesi amacıyla hava harekâtına” karar verildi. Güler, kararı sunmak için dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hulusi Akar’ın (şimdiki Milli Savunma Bakanı) makamına gitti. Akar, hava harekâtı için onay talebini MGK toplantısı nedeniyle karargâhta bulunmayan Genelkurmay Başkanı Özel’e telefonla iletti. 28 Aralık 2011’de yapılan MGK toplantısı saat 13.55’te başlamış ve 5 saat 20 dakika sürmüştü. Dolayısıyla Özel’e MGK’dayken telefonla “hava harekâtı için onay” talebinin MGK toplantısının bitiminden hemen sonra veya son dakikalarına denk geldiği anlaşılıyor. Özel, MGK toplantısı nedeniyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül (şimdi Erdoğan tarafından sindirilmiş bekliyor) ve Başbakan Recep T. Erdoğan (şimdi Cumhurbaşkanı) ile bir aradaydı. Org. Özel, telefon görüşmesinde, bilgilerin işlendiği haritanın konutundaki çalışma ofisine gönderilmesini istedi. Haritayı çalışma ofisinde inceleyen Özel, hava harekâtının yapılmasına onay verdi. Bunun ardından katliam yapıldı.
Yargı süreci, devletin istediği gibi işledi. Askeri savcılığın, takipsizlik kararına yapılan itirazı redden Hava Kuvvetleri Komutanlığı askeri mahkemesinde karşı oy kullanan hâkim albayın bile görev yeri değiştirildi.
Veli Encu anlatıyor
Roboskî’de yakınlarını kaybeden ve devletin kapattığı Roboskî-Der’in başkanlığını yapan Veli Encu, gazetemizin muhabiri Zülküf Kurt’un sorularını yanıtladı. Encu, katliam sonrası Roboskî aileleri olarak sadece adalet talep ettiklerini ama bunun da karşılık bulmadığını söyledi. O dönem görevde olanların terfi ettiğini, kendilerinin de tehdit, baskı, soruşturma, para cezaları, gözaltı ve tutuklamalara maruz kaldığını belirten Encu, şunları söyledi: “Sus payı olarak önce 123 bin lira tazminat verdiler. Reddettik. Hükümet yetkilileriyle dolaylı olarak görüşmeler gerçekleştirdik. Makamlarına, görevlerine, ünvanlarına bakmaksızın bunlar cezalandırılacak, dediler. Ne yazık ki öyle kaldı. Katliamcılar korundu. Yargının bütün kurumları bunu esas aldı. Tarafsız davranabilir umuduyla AYM’ye gittik. Bireysel başvurularımızı Şırnak Baro aracılığıyla gerçekleştirdik. AYM eksik evrak gerekçesiyle başvurularımızı reddetti. Baro ve avukatlar, bu bahaneyi, bu gerekçeyi vermemeliydi. Sonrasında AİHM’e gittik. AİHM davasını farklı hukukçularla yürüttük diye Şırnak Barosu bize tepki gösterdi. AİHM de böylesi önemli bir davanın dosyasını ‘İç hukuk yolları tüketilmemiştir’ deyip başvuruyu reddetti.”
Hukuki yollar tıkanmış
Şu an bütün hukuki yolların tıkanmış durumda olduğunu kaydeden Encu, şöyle devam etti: “Biz Roboskî gibi büyük bir katliamın insanlık suçunun işlendiği, çoğunluğu çocuk 34 insanın bedenlerinin savaş uçaklarından atılan bombalarla paramparça edildiği bir katliam karşısında AİHM’in verdiği bu kararın hukukla asla bağdaşmadığını düşünüyoruz. AİHM böyle bir karar vermemeliydi. Ama bizi öfkelendiren de bu bahaneyi onlara yaratan hukukçularımızdır.
Başvuracağımız kapı yok
Şu an bu yollar bizim için tıkanmış durumdadır. Başvurabileceğimiz bütün kapılar kapanmış olsa da, bizler asla adalet için yürüteceğimiz çalışmalardan, vereceğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız. Bunları sonuna kadar yürüteceğiz.”
Devlet unutturmak istiyor
Roboskî Katliamı’nın üçüncü yıl dönümünde açtıkları Roboskî İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneği’nin (Roboskî-Der) adalet mücadelesi yürütmek, insan hakları için çalıştığını hatırlatan Encu, başkanlığını yaptığı derneği, şöyle anlattı: “Roboskî’ye gelen misafirlerimiz oluyordu. Siyasetçiler, aktivistler, yurttaşlar. Roboskî’yle ilgili yazılan kitaplar, yazılan şiirler, çizilen resimler, çekilen fotoğrafları çalışma yapmak isteyenler, inceleme yapmak isteyenler olur diye derneğimizde toparlamıştık. Gelen gazetecilerle paylaşıyorduk.
En önemlisi de Roboskî Katliamı sonrası katliamda yakınlarını kaybeden ailelerimizin özellikle yaşı 5 ile 15 arasındaki çocuklarında ciddi psikolojik rahatsızlıklar yaşandı. Onların bu psikolojik sorunlarını, onların bu rahatsızlıklarını gidermek, tedavi ettirmek amacıyla atölye çalışması başlattık. Adını da Roboskî Atölyesi koyduk.
O atölyede çocuklar fotoğraf çekiyordu. Her perşembe bizleri ziyarete gelen misafirlerle gerçekleştirdiğimiz şehitlik ziyaretlerini de onlar fotoğraflıyordu. Bunlar çocuklarımıza iyi geliyordu. Onların psikolojik sorunları rehabilite ediliyordu. Bu atölye, dernekte yapılıyordu. Yine gelen misafirlerimizi orada ağırlayıp, daha sonra onlarla birlikte ailelerimizi ziyaret ediyorduk. Derneğimiz buna benzer çalışmalar yapıyordu.
Devletin yetkilileri, bu derneği Roboskî ailelerine çok gördü. Çünkü katliamı unutturmamak adına çalışmalar yürüten bir dernekti ve bir KHK ile kapatıldı. Kapısına mühür vuruldu. Orada bağışlarla topladığımız, aldığımız malzemelerimizin tümü; toplantılarımızı gerçekleştirdiğimiz, çocuklar için eğitim alanı oluşturduğumuz, kitaplar, kırtasiye malzemeleri ve çocuk kitapları ve daha birçok şeye dernek kapatılırken el konuldu.”
Aileler yalnız bırakılmasın
AİHM kararı sonrası ailelerin, yalnız bırakıldıkları hissiyatına kapıldığını, umutlarını yitirdiklerini belirten Encu, şöyle konuştu: “Bütün halkımızın ‘Roboskî Katliamı’nı asla unutturmayacağız’ diyenlerin, bu katliamı unutturmamak adına katliamın 7. yıl dönümünde bizlerle bir arada olmalarını istiyoruz. Aileleri, AİHM kararı üzdüğü kadar Roboskî Katliamı’nın dava dosyası için mücadele eden bütün hukukçuları da üzdüğünü biliyoruz. Bu karar hiçbir şekilde kabul edilebilecek bir karar değildir. Roboskî’de bir insanlık suçu işlendi ve işlenen bu insanlık suçu için verilen böyle bir karar, hukuk katliamıdır.
Bu katliam Türkiye’deki mahkemelerin eliyle unutturuldu. Dosyanın üzeri kapatıldı. AİHM de ne vicdana ne de hukuka, insan haklarına yakışan bir karar verdi. Bunlara rağmen halkımızı, kendine insanım diyen, adalet için mücadele eden herkesi katliamın 7. yıl dönümünde Roboskî mezarlığında gerçekleştireceğimiz anma törenine davet ediyorum. Roboskî aileleri gerçekten de kendilerini yalnız hissediyor. Türkiye’deki mahkemelerin geçmişte Roboskî Katliamı öncesi vermiş olduğu kararlar ortadadır. Onların verdikleri karar bizleri hiçbir şekilde şaşırtmadı, üzmedi de. Çünkü bizler ilk günden biliyorduk. Zilan’da, Dersim’de benzer katliamlar yaşandı. Yargılanmayacaklarını en başta biliyorduk. Bu bizi üzmedi. Yanımızda duran hukukçularımızın ihmalkarlığı, hatası bizi üzdü. Bütün bunlara rağmen umut olmak ve adalet için herkesi Roboskî’ye davet ediyorum.”
ANF/HABER MERKEZİ
* İHD, TİHV ve HDP raporları; DIHA, ANF, BIA, MA, JINNEWS ve YENİ ÖZGR POLİTİKA’ya yansıyan haberler, aile ve avukatlarının basın açıklamalarından yararlanıldı.
BİTTİ