
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Wall Street Journal gazetesinin haberiyle baştan beri söylediklerinin doğruluğunun bir kez daha kanıtlandığına dikkat çekerek, Başbakan Erdoğan’a “Genelkurmay Başkanı’nı görevden alarak yargıya teslim et” çağrısı yaptı. Demirtaş, “ABD de katliamdaki payından dolayı Kürt halkından özür dilemeli ve katliamın üstünün örtülmemesi için gereken çaba içinde olmalı” dedi.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Türk Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in ABD gezisinin ardından, 34 kişinin hayatını kaybettiği Roboskî Katliamı ile ilgili ABD Savunma Bakanlığı raporuna dayanan bir haber yayınladı. Adam Entous ile Joe Parkinson’un kaleme aldığı habere göre, Predator hava aracı görüntülerini izleyerek konvoyu gören ABD’liler, Türk yetkililere, konvoydakilerin PKK’li veya sivil olduklarını anlamak için ek izleme yapmayı önerdi. Türkler ise bunu reddedip konvoyu vurdu. Bakanlıktan üst düzey bir yetkili, “Kararı Türkiye verdi. Operasyon ABD’nin kararı değildi” dedi.
Ortak hücre Ankara’da
Habere göre ABD, Kasım 2007’de Ankara’da Ortak İstihbarat Bütünleşme Hücresi’ni kurdu. Merkezde, ABD’li ve Türkiye’den subaylar İHA’lardan gelen görüntüleri birlikte izliyor. ABD Savunma Bakanlığı raporuna göre, katliamın yaşandığı 28 Aralık gecesi, ABD’ye ait İHA’lar Türkiye sınırına doğru yürüyen bir konvoy tespit etti. Ortak İstihbarat Bütünleşme Hücresi’ndeki ABD görevlileri, konvoydakilerin gerilla veya sivil olduğunu belirleyemedi ve Türkiye’ye durumu bildirdi. Rapora göre, Ankara’daki ABD’li askerler, konvoyu daha yakından görebilmeleri amacıyla insansız hava aracını yaklaştırabileceklerini açıkladı. Ancak Türkiyeli yetkililer, bu öneriyi kabul etmedi ve aracın daha uzak bir noktaya yönlendirilmesini istedi. ABD’li yetkililer, bu tarz isteklere uyulmasının standart bir prosedür olduğunu açıklayarak, aracın yerini değiştirdiklerini belirtti.
Tanıkları doğruluyor
Katliamdan sağ kurtulan Servet Encü, WSJ yazarlarına yaptığı açıklamada, bombardımandan kısa bir süre önce Heron aracının sesini duyduklarını ifade etti. Encü’ye göre, daha sonra savaş uçakları geldi ve bombardıman başladı.
ABD özür dilemeli
Konuya ilişkin görüştüğümüz BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, haberle baştan beri söylediklerinin doğruluğunun bir kez daha kanıtlandığına dikkat çekti: “Baştan beri ABD ve İsrail’in istihbarat sağladığı, hükümetin bilgisi dahilinde çok açık bir katliamın gerçekleştiğini söylüyorduk. Wall Street Journal gazetesinin haberiyle birlikte bu netleşmiş oldu. ABD bu katliamdaki sorumluluğunu, payını açıklamış, itiraf etmiş oldu. ABD sorumluluğun sadece Türk Hükümeti’nde olduğunu söyleyerek, bu işten kurtulamaz. ABD’nin Kürt halkından özür dilemesi gerekiyor. Aynı zamanda ABD, bu katliamın üzerinin örtülmemesi için üzerine düşeni yapmalıdır.”
Sivil oldukları biliniyor
Demirtaş, 34 kişinin göz göre göre katledildiğine işaret ederek, “Oradakilerin silahlı gerillalar değil, sivil olduğunu Heron görüntülerini izleyenler de tespit etmiştir, üstlerine de bu şekilde bildirmişlerdir. Bunu Wall Street Journal gazetesine bilgi veren ABD yetkilisi de söylüyor. Bunlar raporlanmış bilgilerdir” dedi.
Komutanlar açığa alınmalı
Demirtaş, Türk Hükümeti’ne şu çağrıyı yaptı: “Genelkurmay Başkanı ve Hava Kuvvetleri Komutanı başta olmak üzere emir komuta zincirindeki tüm komutanlar derhal açığa alınmalıdır. Hükümet tüm komutanları açığa alıp, yargıya teslim etmediği müddetçe soruşturmanın sağlıklı yürümesi imkansızdır.”
Başbakan sorumludur
Demirtaş, sınır ötesi operasyon yetkisinin Hükümet’te olduğunu, savaş uçaklarının Başbakan’ın bilgisi dahilinde 34 kişiyi vurduğunu tekrarlayarak, şunları söyledi: “Katliamdan Başbakan birinci derecede sorumluludur, aynı derecede Genelkurmay Başkanı sorumludur. Ancak Hükümet ve Genelkurmay baştan beri olayı nasıl kapatırız diye hareket ediyor. 2 gündür ABD ile Türkiye istihbaratını tartışıyoruz ama ne Başbakan’dan ne de Genelkurmay’dan çıt yok. Bu rezilce bir durumdur.”
Askeri savcılığa devredilemez
Aylar geçmesine rağmen sivil savcılık tarafından yürütülen soruşturmadan sonuç çıkmadığını anımsatan Demirtaş, “5 ay geçti ama sivil savcılık dosya üzerindeki gizlilik kararını dahi kaldırmadı. Şimdi de dosyayı askeri savcılığa devretmeyi düşündüğü yönünde haberler geliyor. Dosya mahkemeler arasında gidip gelerek, bir şekilde soruşturma sürümcemede bırakılarak, zamanla olay unutturulmak isteniyor” şeklinde konuştu.
Demirtaş’tan barolara çağrı
Demirtaş, katliamla ilgili devam eden soruşturmalar için Şırnak ve Diyarbakır Barosu başta olmak üzere avukatlara çağrı yaparak, “Baroların soruşturmada gizlilik kararının kaldırılması ve konunun gündemden düşmemesi için daha fazla çaba içerisinde olması gerekiyor. Bu insanlık borcudur” dedi.
BDP Lahey’e bilgi verecek
“BDP olarak konunun kapatılmaması için uluslararası hukuk ve Parlemento nezdinde girişimlerimizi sürdüreceğiz” diyen Demirtaş, ABD’nin istihbarat verdiğini ortaya çıkaran haberi hem Birleşmiş Milletler’e hem de Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne göndereceklerini açıkladı.
BDP, katliamı Ocak ayında BM ile UCM’ye taşımış ve Türk devletinin insanlığa karşı suç işlemekten yargılanmasını istemişti. Uluslararası Ceza Mahkemesi, BDP’nin başvurusunun işleme alarak, gönderilen fotoğraflar, raporlar ile belgelerin inceleneceğini bildirmişti.
ÇİÐDEM DEMİREL / HABER MERKEZİ
Kışanak: Başbakan suçludur
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Türk Hükümeti'nin katliamı örtbas etmek için elinden geleni yaptığını, kimseyi görevden almadığını söyledi. Kışanak, soruşturmanın askeri savcılara devredileceği haberlerini de “Hükümet suç ortağı olduğu için askerlerin üstünü örtmesine fırsat veriyor. Başbakan bu suça dahil olmasaydı, birkaç askeri sivil mahkemede harcar kurtulurdu. Ancak harcayamıyor çünkü Başbakan da bunun içindedir" diye yorumladı. Kışanak dosyanın askeri savcılığa devredilmesinin ne anlama geldiğini herkesin Şemdinli davasından bildiğini söyleyerek, “Bu siyasi iktidarın ben karışmıyorum üstünü kapatın demesidir" diye konuştu.
Bozdağ: Haberler teyitli değil
Türk Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Roboskî Katliamı'yla ilgili istihbaratın ABD'den geldiğine yönelik çıkan haberler üzerine, "Bunlar teyitli haberler değil. Genelkurmay gerekli cevabı verecektir" dedi.
ABD'de yapılacak 'Türk Günü Yürüyüşü' için dün İstanbul'dan New York'a giden Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, öncesinde Atatürk Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Roboskî Katliamı'yla ilgili Amerikan istihbarat servisinin Türkiye'yi uyardığı yönündeki soruya Bozdağ, şu yanıtı verdi: "Şu anda gazetelerde çıkan haberler teyitli haberler değil. Amerikan yetkililer tarafından veya Türk yetkililer tarafından bu konuda açıklama yok. Bir haber ve haber üzerine tartışma var. İdari ve adli soruşturmalar devam ediyor. Soruşturmalar bu konudaki bütün tartışmalara gerekli cevabı verecektir."
İSTANBUL
Genelkurmay bilgi sakladı
Meclis Uludere Alt Komisyonu’nun BDP’li üyesi Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü, haberle Genelkurmay’ın Meclis’ten bilgi sakladığının ortaya çıktığını söyledi.
Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Uludere Alt Komisyonu’na sunulan Türk Milli Savunma Bakanlığı raporunda istihbaratın ‘milli kaynaklar’dan alındığı yazılıydı. Türk İçişleri Bakanlığı raporunda da, Heron görüntülerinde kayma olduğu belirtiliyordu. Raporda, bu kayma için, “Ya ikinci bir Heron var ya F-16’lardan verilen koordinatlar girildi, ya da başka bir ülkeden görüntü desteği alındı” değerlendirmesi yapıldı.
Gazetemize konuşan Ertuğrul Kürkçü, haberin üç şeyi ortaya çıkardığına dikkat çekerek, şöyle sıraladı:
- Haberle Genelkurmay’ın özellikle Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun Uludere Alt Komisyonu’na hakikatin tamamını söylemediğini ve bilgi kaynaklarını sadece ‘milli kaynaklar’ diye sınırlarken, aslında ABD’yle birlikte kurulan istihbarat paylaşım mekanizması içinde de bu meseleyle ilgili istihbarat ve bilgi toplamakta olduğunu sakladığı ortaya çıkmış oldu. Yani Genelkurmay Başkanlığı, Meclis’e karşı olan görevini yerine getirmiyor. Bu durum kabul edilemez.
- Sürekli olarak bu olayın ortaya çıkmasında Genelkurmay Başkanlığı’ndan daha aşağıdaki kademeleri işaret eden davranışlar var iken, bu haber bize istihbaratla ilgili elde edilmiş görüntülerin değerlendirmesinin mutlaka Genelkurmay bünyesinde yapılmış olması gerektiğine dair aksi inkar edilemez bir kanıt ortaya koyuyor. 34 köylü TSK’nin bir sınırötesi operasyonuyla öldürüldüler ve bunların öldürülmesine yol açan operasyon emri ABD’den değil Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Genelkurmay Karargahı‘ndan verildi. ABD’nin Savunma Bakanlığı kaynaklarına dayanak yapılan bu haber, aslında Genelkurmayı net ve açık bir şekilde sorumluluğunu üstlenmeye itecek yeni bir durum yaratıyor. Bunu Genelkurmay’dan bekliyoruz.
- Haber, Roboskî halkına ABD’nin de bu katliamdan sorumlu tutabileceğine dair bir kanıt sunuyor. Eğer ABD’nin bu işte bir dahli var ve Genelkurmay bunu saklıyorsa, TSK çok daha büyük sorumlulukla karşı karşıya.
Mağdurlar için yeni bir şey yok
Kürkçü, sözkonusu haberin katliamın mağdurları bakımından yeni bir şey söylemediğine dikkat çekerek, “Bu haber, Roboskî’de hayatını kaybeden köylülerin durumları, hakları ve iddiaları bakımından hiç bir yeni unsur taşımıyor. Bu insanlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınırötesi operasyonunda bilerek, kasten, açıkça ortadan kaldırıldılar, öldürüldüler. Bu gerçek ortada duruyor” dedi.
Dosya kapatılmak isteniyor
Roboskî Katliamı'nı soruşturan Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyası Askeri Savcılığa devredeceği haberlerine Diyarbakır Barosu tepki gösterdi. Baro Başkanı Aktar, "İnsanlığa karşı suç işlenmiştir. Dosya bu şekilde kapatılmak isteniyor. Karar alınırsa itiraz edeceğiz" dedi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın, Askeri Mahkemeler Kanunu'nda düzenlenen askeri mahkemelerin görevleri ile ilgili 9. maddesine istinaden görevsizlik kararı verilerek askeri savcılığa devredileceği öne sürülüyor. Türk medyasına yansıyan haberlere göre, soruşturmayı yürüten Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı'nın olayı "terör" ve "çete" olarak görmeyeceği ve bir "görev suçu" olarak nitelendireceği fikrinin ağırlık kazandığı belirtiliyor. Özel Yetkili Savcılığın, saldırının askerlik mesleği ile ilgili olduğu ve sınır ötesini de kapsayan bir askeri güvenlik kapsamında gerçekleştiği için sivil savcılık eliyle değil, askeri savcılık eliyle yürütülmesi gerektiği görüşünün hakim olduğu ifade ediliyor. Askeri mahkemelerin görevleri Anayasa'nın 145. maddesi ve Askeri Mahkemelerin Kuruluş ve Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun'da düzenleniyor. Kanunun 9. maddesi; "Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" hükmünü içeriyor. İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile bölgedeki emniyet birimleri ve sivil görevlilerin bilgi ve belgesini alan Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı'nın soruşturmayı askeri savcılığa devretme hazırlığının altında da bu maddenin olduğu belirtiliyor. 12 Eylül 2010'da yapılan anayasa değişikliği referandumu paketinde darbe teşebbüsleri askeri yargı alanından çıkarılarak sivil yargıya taşınmıştı. 2009 yılında yapılan değişiklikle de askerlerin sivillerle birlikte işledikleri suçların sivil mahkemelerde görüleceği hüküm altına alınmıştı. Ancak askeri mahkemelerin temel görevi askeri mahalde, asker kişilerce işlenen suçlara bakmak olduğu için savcının, Roboskî Katliamı'na da bu kapsamda değerlendirdiği aktarılıyor.
Görev suçu değil insanlık suçu
Roboskî Katliamı soruşturmasının askeri savcılığa devredilmesi durumunda olayın kapatılacağı endişesi arttı. Evlatlarını bombardımanda kaybeden ailelerin avukatlığını da yürüten Diyarbakır Barosu tepkili. Dicle Haber Ajansı'na konuşan Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, olayın görev suçu olarak değil insanlık suçu ve katliam olarak tanımlanması ve soruşturmanın da buna uygun prosedür içinde yürütülmesi gerektiğine vurgu yaptı. Bu gibi durumlarda soruşturma yetkisinin özel yetkili mahkemelerde olduğuna dikkat çeken Aktar, "Aksi yönde karar alınırsa itiraz edeceğiz. Dosya bu şekilde kapatılmak isteniyor" dedi.
Bazı hukukçular da, Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasını Askeri Savcılık'a göndermesi halinde, soruşturmanın zamana yayılacağı ve bir sonuç çıkmayacağını belirtirken, hükümetin de soruşturmanın zamana yayılmasından yana olduğunu kaydetti. Hukukçular, soruşturmanın Şemdinli davası gibi bir sürece tabi tutulacağını ifade ederek, atılan adımların soruşturmanın kapatılmasına yönelik olduğunu vurguladı.