Kıyamet ateşi yanıyor.
Burada kavga gece gündüz hiç durmadan sürüyor.
Silahlar susmuyor.
Dünya ikiye bölünmüş.
Hewlêr’den, Köln’e, Paris’ten Tokyo’ya, Afrika’dan Uzak Doğu’nun en ücra köyüne kadar çoğunluğun yüreği, Kobanê’de direnen YPG-YPJ savaşçıları için atıyor.
Bu şüphesiz çok büyük bir onur.
Kalbi iyiler için çarpanlar, özgürlük isteyenler nefesini tutmuş, buradan kendilerine ulaşacak iyi haberleri duymak istiyorlar.
Elbet bütün bunlar sebepsiz değil.
Kobanê’de karanlığa karşı savaşanlar, insanlık onuru için direnenler, özgürlüğün, eşitliğin tarihsel mirasını temsil ediyorlar. Ondandır ki; kalplerde bu kadar kolay yer ediniyorlar. Ondandır ki; Kobanê Stalingrad, Leningrad, Madrid direnişleriyle onure ediliyor. Burada insanlar diz çökmüyorlar. İşte budur Kobanê’yi Kobanê yapan, saygı uyandıran.
Yüreği Kobanê için atanlara buradan iyi haberler vermek, bizim de önceliğimiz. Zira onlarla aynı duyguları yaşıyor ve paylaşıyoruz.
Onlara diyoruz ki, "siz Kobanê’ye sahip çıktığınız sürece Kobanê düşmeyecek."
Kötüler için söylenecek tek cümle: Kürt ve insanlık düşmanları için kimsenin kalbi çarpmıyor. Lanetleniyorlar. Yolu yok, yenilecekler!
Direnişin 30. gününde, sınırın sıfır noktasında savaş bütün şiddeti ile devam ederken, bu satırları yazmak benim için başka bir anlam ifade ediyor. Tam da bugün kalbi burada atan insanlarla üç hikaye paylaşmak istiyorum.
***
Emal 25 yaşında, 5 çocuk annesi. Kobanê’de evinde YPG ve YPJ gerillalarını saklıyor. Bir gün, Arap komşusunun bu durumu ihbar ettiğini anlıyor ve hemen gerillaları evinden çıkartıyor. O sırada IŞİD evlerine patlayıcı bir madde atıyor, Emal’in ayaklarının dibine düşüyor ve Emal’in bedeni başlıyor ayaklarından yukarıya doğru yanmaya. Hemen üzerindeki elbiseleri çıkartıyor ve o halde evde bulunan cephaneleri kurtarıyor, sonra eve dönüp çocuklarını kurtarıyor. Kocasını sorduğumda, "elbetteki savaşıyor" dedi.
***
Asya, 25-30 yaşlarında, 4 çocuk annesi. IŞİD köylerine saldırdığında üç çocuğuyla birlikte yemek yiyormuş, 8-9 aylık olan bebeği de diğer bir odada uyuyormuş. Saldırı esnasında ilk olarak üç çocuğunu alıp dışarı çıkartıyor, geri dönüp bebeğini kurtaracakken evinin IŞİD tarafından ateşe verildiğini görüyor. Tek söylediği, "daha hızlı koşabilirdim, bebeğimi kurtarabilirdim" oluyor.
***
Günlerdir sınır hatlarında dolaşırken bir kadın gözüme çarptı. Her sabah sınırın dibinde bir taşın üzerine oturup, elini çenesinin altına koyup derin derin Kobanê’ye bakıyo. Ona kalsa hiç o taşın üzerinden kalkmayacak. Yanına gidip oturuyorum ve elimde olmadan kadını seyrediyorum. O, benim yanına oturduğumun farkında bile değil. "Dalmışsın anne" dediğimde, "İki evladım, bir de kardeşim orada" dedi Kobanê’yi göstererek. Cevap veremedim, yanında bir süre daha oturup kalktım.
Daha bilmediğimiz birçok hikaye var. Kim bilir daha ne çok hikayeye tanık olup anlatacağız, yazacağız.
Ve elbet iyilerin tarafında olup, tüm yüreğimizle Kobanê’nin ve orada direnenlerin yanında olacağız.
Kavganın ve sevdanın şehri Kobanê
Yeryüzünde iyilerle kötülerin savaşı Kobanê topraklarında sürüyor.