Bask ülkesinin Gasteiz (Vitoria) kentine yakın bir arazide kaya(ç) gazının çıkarılmasına karşı değişik ülkelerde faaliyetlerde olan aktivistlerce uluslararası kamp düzenlendi. Başta Avrupa’dan olmak üzere 400 kadar siyasal aktivist insan 13-19 Temmuz 2015 tarihleri arasında ‘Frackanpada’ ismiyle bir araya gelip, Fracking’e (kaya gazı) karşı tartışma yürüterek paylaşımda bulundu.

Fracking tekniği ile 90’lı yılların sonundan beri iki ile dört bin metre yerin altındaki kayalar parçalanır ve doğal gaz elde edilir. Kayalara bağlı bulunan doğal gazın ayrıştırılması çok sayıda kimyasal içeren bir su fıskiyesi ile geçekleştirilir. Bu yöntem mevcut yer altı sularını (akiferler) tehdit etmesi, yeryüzü sularını tüketmesi, yer altında büyük boşluklar oluşturması gibi ciddi olumsuz riskleri yaratmasından dolayı son on yılda dünyanın her yerinde tepkiler gelişmeye başladı. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da devlet şirketleri, Shell ve Exxonmobil eliyle kayaç gazını Fracking yöntemi ile çıkarmak için üç yıldır harekete geçti. Trakya’da kayaç gazının çıkarılmasına 2015 yılın başında başlanırken, yakında Amed ve Batman illerinde de gerçekleşmesi bekleniyor. 

Frackanpada’yı en başta Bask ülkesinde birkaç yıldır Fracking’e karşı mücadele eden gruplar organize ettiler, ancak İspanya devletinde bulunan diğer aktivist gruplar da yer aldı. Kampın kurulduğu köy alanı Bask ülkesinde kayaç gazının çıkarılması için öngörülen ilk yer idi. Son yıllarda aktif olan gruplar ve etkilenen köylüler tarafından verilen ısrarlı bir mücadele sonucu sondaj kuyuları kapatılmış, kamptan bir hafta önce de Bask ülkesinde otonom hükümetin aldığı bir kararla bütün Fracking faaliyetleri durdurulmuş. Ancak İspanya hükümeti yeniden Fracking faaliyetlerinin devam etmesi yönlü karar alabilir. Kamp boyunca katılımcılar buna çekti.  


Paralel yürüyen mücadele

Kamp oldukça iyi organize edildi. Kamptan herkes memnundu. Kimse kendisini dıştalanmış hissetmedi.  Hemen herkes mümkün oldukça başka insanları tanımak istiyordu. Ben de daha önce olmadığı kadar çok sayıda insanla iletişimde olabildim.

Kürdistan’da Fracking ve barajlara karşı verilen mücadeleleri anlatmak amacıyla Mezopotamya Ekoloji Hareketi aktivisti olarak kampa davet edildim.  Kampta onlarca paralel yürüyen atölye ile birlikte ve beş büyük oturum düzenlendi. Değişik ülkelerde Fracking’e karşı verilen mücadele örnekleri anlatıldı ve tartışıldı. Ancak onu aşan ve Fracking ile bağlantılı enerji politikası, su politikaları, toprak ve gıda güvenliği, barajlar, mücadele yöntemleri ve hatta komünalizm (demokratik konfederalizme çok yakın teori) de ele alınan konular arasındaydı (program için:  

http://frackanpada.frackingez.org). Yapılan etkinliklerin konularını dar tutmak mümkün de değildi. Çünkü kampta bulunan aktivistlerin çoğu yaşamı boyunca değil, değişik mücadelelerde yer almış. Bu özellik Fracking’e karşı yıllardır faaliyetlerde olan bireylerde göze çarpıyordu.

Fracking aktivistlerinin profilleri itibariyle farklı olmasının bir nedeni var elbette. Fracking birçok mücadelenin kesiştiği bir konu. Su, toprak, enerji ve başka konularda insan toplulukları ve doğanın temel haklarına ilgi gösterilmesinin nedeni, bizzat kendi mücadelelerini de etkilenmesindedir. Fracking su, toprak, hava ve yaşam açısından çok tehlikeli bir sömürge yöntemi olması, mevcut neoliberal kapitalizmin ne kadar pervasızlaştığını da gösteriyor. Geliştirdiği tekniklerle doğanın tüm unsurlarını sömürü ve yıkım mekanizmasına dahil ediyor.


Doğaya ve insana karşı...

Fracking’e karşı mücadele edenler büyük bir tecrübe ile geldiler. Yöntem, araç, hitap ve argümanları ile doğrudan etkilenen insanlarla sıkı ilişki kurup en kısa sürede güçlü kampanyalar örgütlediler. Fracking’in doğa açısından (veya dolaylı olarak insan için de) çok tehlikeli sonuçlara neden olmasının da etkisi var. Böylece son yıllarda birçok ülkede Fracking ya geçici olarak durduruldu ya da tamamen vazgeçildi. 10-15 yıl önce Fracking’in başladığı ülkelerde az tepki olduğu için bu sömürü yöntemi halen yaygındır.

Bundan hareketler kampta şu bağlantı çok tartışıldı: Fracking’in en yaygın olduğu devlet ABD’dir. Fracking burada 15 yıl önce başladı. Bunun nedeni bu sömürü tekniğinin ilk burda geliştirilmesi ve büyük ‘rezervlerin’ bulunmasıydı. ABD’de Fracking yöntemi ile o kadar çok doğal gaz çıkarılıyor ki bu devlet artık doğal gaz ithal etmemeye başladı; petrol ithalatı da ciddi şekilde düştü. Dünyada ABD önemli bir doğal gaz ve petrol alıcısı olduğundan, Fracking dünyadaki petrol ve doğal gaz fiyatının düşmesinde önemli bir neden oldu. Ancak ABD’de Fracking ile sömürülecek doğal gaz on yıl sonra büyük oranda bitecek. Bu petrol fiyatların yeniden artmasına neden olabilir. Eğer bu gerçekleşirse başka devletler geçici olarak durdukları Fracking’i yeniden devreye sokabilirler ki bu da mücadelelerin kızışmasına neden olabilir.

Eğer Türk devleti son bir-iki yılda Fracking konusunda çok acele etmemişse veya şirketler Kürdistan’daki büyük sömürüye başlamamışlarsa dünyadaki doğal gaz fiyatının düşük olması bunun önemli bir nedeni olabilir. İkinci neden ise henüz yeterli suya sahip olunmaması olabilir. Fracking çok aşırı derecede suya ihtiyaç duymakta ve Amed-Batman hattında yeterli suyun olmaması da ayrı bir faktör. Elektrik üretimi ve sulama için de büyük miktarda suya ihtiyaç olduğuna göre bir rekabet söz konusu ve devletin tekrar 2012’de Silvan Barajı’nın inşaatına başlaması bu nedenle olabilir. GAP çerçevesinde sulama için öngörülen bu barajın Fracking için de kullanılacağı düşünülmektedir.

Tüm bu olası gelişmelerden dolayı kampta Fracking konusunda bazı başarılardan dolayı esnememek gerektiği konusunda görüşler belirtildi. Hatta bazıları uyardı. Ayrıca Fracking’in yaratacağı tahribat ve pervasızlığı nedeniyle buna karşı geliştirilecek mücadelenin daha büyük destek bulacağı belirtildi. 


Rojava direnişi unutulmadı 

Kampın yapıldığı hafta Bask ülkesinin bu yıl geçirdiği en sıcak günlerdi. Gasteiz, denize yaklaşık 100 km uzakta Bask ülkesinin en sıcak bölgesi Değişik iklimleri barındıran bu ülke, farklı ve güçlü siyasal ve sosyal mücadelelere de kapı açıyor, barındırıyor. Sol bağımsızlıkçı hareket o kadar geniş alanlarda örgütlemeye çalışıyor ki kendisini sürekli yeniden üretebiliyor ve yeni başarılı siyasi çıkışlar yapabiliyor…

Kampın en önemli etkinliklerinden biri her akşam düzenlenen ortak büyük platformlardı. Her akşam değişik ülke ve mücadelelerden gelen aktivistlerin konuşmalarıyla zenginlik arz eden bu platformları düzenli olarak en az 200 kişi yakından izledi. Geniş konuların ele alındığı bu platformlar hararetli tartışma ve etkileyici konuşmalara da sahne oldu. Bir akşam Kürdistan’daki özgürlük mücadelesi de ele alındı, özellikle mücadele yöntemleri ve siyasal konsepti işlendi. Zaten kampta her gün Rojava direnişini selamlayan tişörtleri taşıyan insanların sayısı artıyordu. Özgürlükçü ve dayanışmacı komünal yaşam arayışında olan insanlar nerde olursa olsunlar, ne yaparsa yapsınlar Rojava Devrimi’ni er veya geç görür ve anlarlar… 


ERCAN AYBOÐA