Kayyum-kıyım siyaseti

Forum Haberleri —

.

.

  • Kayyum siyaseti 2014’ten bugüne kadar ‘Baş Kayyum’ öncülüğünde TC devletini her türlü yozlaşma, çürümenin eşiğine getirmiştir. Demokratikleşmenin en temel mücadele noktası ‘Kayyum Sistemi’ni ret etmektir. Kayyumları, baş kayyumu tarihe gömmektir.

İrfan Sabri AHMET

Türkiye’de yapılan 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri sonuçları açıklandığında iktidarda olan AKP’nin büyük hezimete uğradığı görüldü. AKP tek başına iktidar olamayacağını anlayınca 2002’den 2015’e kadar yönettiği Türkiye’de yıllarca yürüttüğü ılımlı İslam ya da siyasi İslam çizgisi çöktü. TC tarihi boyunca yürütülen imha ve inkar siyasetinin bir devamı olarak milliyetçilik ve ırkçılık siyasetine yönelerek Türkiye halklarına tarih boyunca kan kusturan Gladyo patentli MHP’ye sarılarak adım adım MHP’lileşerek, tekçilik ve dikta rejimine kaydı.

Geçen yıllar içerisinde TC temellerini oluşturan Atatürkçü düşünceyi de deforme ederek tekçilik, Türkçülük ve İslamcılık olarak hegemonist emellere yönelmeye başladı. Geçmişte İttihat Terakki’nin kendisine distur olarak ele aldığı Pan Turanizm, Pan İslamizm ve Pan Türkizm esaslarına göre üç Tarz-ı siyasete yöneldi.

21. yüzyıl bilişim tekniği ve teknolojik gelişmeleri, iletişim ve haberleşme sistemlerini de bu siyasete entegre ederek çok sinsi yöntemlerle Türk İslam kisvesiyle iktidar çıkarları uğruna her türlü Anayasa ve yasanın üstünde Tek şeflik sistemini kurdu.

Tek şeflik sistemi günümüz Türkiye’sini yöneten ve adına Cumhur İttifakı denen özünde Türk Başkanlık Modeli olarak ve AKP akılbendlerinin “yerli ve milli” dedikleri her türlü yasanın, kuralın tek kişinin iki dudağı arasında çıkan sözün belirlediği, bir TC sistemine dönüştü.

Bu sistemde babamız dedikleri TC kuruluş felsefesine de ihanet edildi. Atatürkçü düşünce tasfiye edilerek deforme edildi.

Türk İslam Cumhuriyetine dönüştü. Halifelik ve Osmanlıcılık edalarıyla yeni Türkiye Cumhuriyetinde her türlü anayasa ve yasalar çiğnenerek TC Devleti kayyumların yönettiği devlete dönüştü.

Demokrasilerde bir kültüre dönüşen seçim sistemleri 2015’ten sonra artık biçimin ötesinde AKP – MHP’nin yönettiği Türkiye’de bir anlam ifade etmiyor. Türkiye tek şeflik yönetimi ile her türlü demokratik yapıyı ve muhalefeti hiçe saydı, tasfiye etti.

1 Kasım 2015 darbe seçimleri, referandum, yerel seçimlerin tümü bu yöntemle yürütüldü.

31 Mart 2019 Yerel seçimlerinde de Tek Şeflik sistemi yenilgiye uğrayınca, 2014’ten itibaren Kürt bölgelerinde yürüttüğü kayyum atamaları ile belediyelerin gasp ve işgal zoru ile ele geçirilmesine adım adım 2020’lere gelindiğinde Türkiye’yi yönetenler kayyumlar oldu.

Kayyumlar sadece belediyeleri değil, muhtarlıkları, belediye meclis üyeliklerini, parlamenterliği, her türlü idari ve siyasi yönetimi gasp ederek, Türkiye ve Bakurê Kurdistan siyasette, bürokrasi de, idare de, adalet ve iş yönetimine kadar tamamen işgalci kayyum yönetimlerince ele geçirildi.

Osmanlı dönemindeki Musul, Halep, Trablus atama valilikleri gibi Türkiye ve Bakurê Kurdistan’da atama kayyumlarla halkların iradeleri hiçe sayıldı, gasp edildi.

Tek Şeflik sistemine uygun anti demokratik, baskıcı ve faşist yöntemlerle halklar teslim alınmaya çalışılarak halkların iradeleri işgal edildi.

Esasta doğru okunduğunda Tek Şefliğin başı R. T. Erdoğan hegemonist ve emperyalistler tarafından Türkiye’nin ve Kürdistan’ın başına bela edilen bir kayyumdur. D. Bahçeli de bu kayyumun yaveridir. Kayyumların tek yönetimi kıyım yapmakla iktidarlarının sürdürülmesini hedeflerler.

Dikkat edilirse kayyumlar Türkiye’de yönetilen savaş ve şiddet yöntemi dışında bir yöntemi tercih etmezler.

Kayyum yönetiminde her türlü yasa ve anayasa kendisidir. Kendi çıkarı için her şeyi mubah görürler. Polis, asker ve kulluk güçleri Kayyumun koruma miğferi rolü dışında bir görev yapamazlar. toplumun ve halkın güvenliği kayyumun umurunda değil.

Kayyum yerellerdeki tüm kültürel, sosyal ve ekonomik değerleri Baş kayyumun çıkarlarına peşkeş çeker. Bulunduğu yerelin suyu, ekmeği, elektriği, yakacak ve barınma ihtiyaçları var mı, yok mu umurunda değil. Tek hedefi Baş kayyuma hizmet etmek için padişahın soytarısı rolünü oynamaktır.

Bir ilde ve ya ilçede huzur, güven, adalet, paylaşım daha fazla çalarım, hırsızlarım, talan edip İslam harplerindeki ganimetleri ele geçirir Tek Şefe ya da baş kayyuma sunarım derdinde oluyor.

Kayyum için uzman çavuş, polis, yerele ve topluma ne kadar tecavüz ederse o kadar değeri artmaktadır. Çünkü kendisinin göreve atanması zaten halka ve yerele tecavüz anlamına gelmektedir. Aslında birazcık kendi nasibini insanlıktan alan biraz sosyal ve toplumsal olan kim olursa olsun kayyum görevini kabul etmemelidir. Para, Pul ve iktidar biriktirmenin şiddet ve tecavüz aracının adı kayyum olmaktadır.

Kayyum siyaseti 2014’ten bugüne kadar ‘Baş Kayyum’ öncülüğünde TC devletini her türlü yozlaşma, çürümenin eşiğine getirmiştir.

Demokratikleşmenin en temel mücadele noktası ‘Kayyum Sistemi’ni ret etmektir. Kayyumları, baş kayyumu tarihe gömmektir. Demokratik muhalefeti geliştirmek, demokrasi cephesi genişletmek istemenin en temel ve ilk adımlarından birisi de Kayyuma yol açan zihniyet ve siyasetin son bulması, gasp, talan ve işgal yöntemleri ile iradeleri yok sayılan tüm yerellere, halkların tercihi olan yöneticilerin haklarının iade edilmesi olmaktadır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.