KEMAL SÖBE
HDP’nin beş belediyesine daha kayyum atandı. AKP Hükümeti tarafından HDP belediyelerine kayyum atama siyasetini, geleneksel rejimin klasik siyasetinden ayrı ele alamayız. Daha önce olduğu gibi, yine HDP’nin bütün belediyelerine belli zamanlar içinde adım adım kayyumlar atandı, atanıyor. AKP-MHP iktidarı bu tavrıyla halkın iradesini hiçe sayıyor, demokrasinin gelişimini ve alternatif belediyeciliğin önüne geçmek istiyor. Türkiye tarihinde ilk defa HDP öncülüğünde alternatif bir siyasi çizgi ve toplumsal demokrasinin gelişim süreci başladı. Yani 1990’larla, HEP’den günümüze kadar devam eden bu demokrasi geleneği, daha çok güçlenerek ve kitleselleşerek, sisteme ve düzen partilerine alternatif olmuştur. Sistem etiketi bu düzen partileri ve devlet yapısı hiçbir zaman bu gelenekten gelen partilere sıcak bakmamış, kapatmış, yöneticilerini tutuklamış, öldürmüş, tutuklamış ve görülmemiş bir baskı ve ezme siyasetini sürekli devrede tutmuştur.
Ancak bütün bu engelleme, baskı ve sindirmeye rağmen, bu demokrasi haraketi, gün geçerek daha çok güç kazanmış, kitleselleşmiş, altı milyon oy alarak Türkiye’nin 3. büyük partisi olmayı bilmiş ve sitemin arpalığından beslenen düzen partilerine meydan okumuştur. Altı milyon yetişkinin çocuklarını da saysak, HDP’nin kitlesi yirmi milyondur demek yerinde olur. Evet, HDP’nin aslında oyu altı milyon değil yirmi milyondur. Türkiye’nin gerçek muhalefet gücü HDP’dir. HDP, Kürdistan’da, düzen partilerini son 5-6 yılda sildi süpürdü, siyaseten etkilerini yok etti. Sistemin ve düzen partilerinin Kürdistan’da bir etkisi kalmadı ve gücü bitti ve bir anlamda rant kapılarıda kapattı ve aynı zamandan mevcut geleneksel devlet yapısınında, Kürtler üzerindeki red etme ve inkar etme siyasetide darbe yemiş oldu. Kürt karşıtı sistem artık Kürt yoktur, diyebilecek gücü kendisinde bulamıyor.
Bundan dolayı, HDP belediyelerine her dönemde kayyumlar atadılar, atıyorlar ve Kürtlerin iradesini hiçe sayıyorlar. Halbuki HDP ne bir Kürt partisidir ne de bir bölge partisidir. Ancak HDP, Kürtlerin ulusal kimliğine ve haklarına demokratik ve eşilikçi yaklaşıyor ve Kürtlerden büyük destek alıyor. Çünkü Kürtler ancak HDP’nin büyümesi ve güçlenmesiyle Kürt sorununun ve Türkiye’nin bütün sorunlarının çözüleceğine ve kardeşliğin böylece gelişeceğine inandığı için HDP’yi tercih ediyor. Yıllarca Kürtleri oy deposu olarak gören ve dini kullanan düzen partileri son 5-6 yılda, tarihinin en büyük yenilsini ve şokunu yaşadılar ve hala yaşıyorlar. Bu sadece düzen partilerinin aldığı bir yenildi değil, esasen Kürtleri inkar eden inkarcı sistem büyük bir darbe yedi. Ayrıca HDP son seçimlerde Türk halkından da hatırı sayılır bir destek ve oy aldı. Bu gerçekliği gören sistem ve hükümet, HDP’nin Türkiye halkına açılmasını ve Türkiye’nin her yerinde parti binaları kurmasını engellemiş, engelliyor, nefes aldırmıyor.
***
Binlerce HDP’li yöneticisi, çalışanı, eski eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, AİHM’in tahliye edilmesi ve hapisten çıkması yönünde karar verdiği halde, hala keyfice hapiste tutuluyor. Bütün bu uygulamalar gösteriyor ki, mevcut sistem ve bu sistemden nemalanan kapitalist burjuva sermaye partileri, devlet ve hükümetler, demokrasinin gelişimini ve başta Kürt sorunu olmak üzere, Türkiye’nin bütün sorunlarının çözümünü istemiyorlar. Çünkü demokrasinin gelişimi hem Kürt sorununu hem de Türkiye’nin bütün sorunlarını çözer ve rant kapılarını kapatır. İşte HDP’ye nefes aldırmamaları ve her defasında üzerine çullanmaları ve belediyelerini gaspetmeleri bundan dolayıdır. Bu sadece bir hükümet sorunu değil tabi, bu esasen bir sistem sorunu olarak gerçekleşiyor. Dönemsel hükümetlerde, sistem-rejim tarafından kendilerine verilen görevi yerine getiriyorlar.
Türkiye’de köklü bir sistem değişikliği, Kürt sorunun ve bütün sorunların çözümü olmadan demokrasi ne gelişir ne de devlet değişir, dönüşür. Bu sistem devam ettiği sürece baskı sindirme, tutuklama, katletme sona ermez, artarak devam eder. Sistem ve hükümet, otuz yıl önce, az bir kitleye sahip olan ama büyük bir amacı olan bir partiyi hem kitlesel ve hem de siyaseten nasılki bitirmediyse, bugün büyük bir kitlesi olan bir partiyi ne yapsada, yıldıramayacaktır, bitiremeyecektir. Kürdistan’na büyük bir yenilgi yaşadılar. Son yıllarda, Türkiye halkıda mevcut siyasi gidişattan ve AKP’den memnun değil, bir çözüm ve çare arıyorlar. Özcesi, Türkiye halkı da HDP’ye doğru bir kayma söz konusudur. Türkiye halkınında desteğinin alan bir HDP’nin karşısında hangi güç durabilirki. İşte bu nedelerden dolayı HDP’nin daha çok gelişmesini ve alternatif bir sistem oluşturmasını, kendi sonları olarak görüyorlar. Son yıllarda daha çok saldırganlaşmaları ve hiçbir kural, ilke tanımamaları bundan dolayıdır. Ancak sistem baş aşağı gidişi yaşıyor. Türkiye’nin hiçbir sorununa çare olamıyor. Türkiye bir değişim sürecine girmiş bulunmaktadır. AKP ve mevcut sistem, ne yapsalarda bu değişimi durduramayacaklardır. Türkiye’yi demokratikleştirecek ve Kürt sorunu başta olmak üzere, bütün sorunları çözecek güç, başta HDP ve demokrasi güçleridir…








