Doğa düşmanlarının kışkırtmaları, Kaz Dağları’nın Hasankeyf’le kardeşliğini engelleyemeyeceğini vurgulayan Kadıköy Demokrasi Meclisi Üyesi Fidan Üredi, topyekun mücadele ağının oluşturulması gerektiğini söyledi.

Kadıköy Demokrasi Meclisi, Süreyya Operası önünde bir araya gelerek Kaz Dağları’nda ağaç kıyımını protesto etti. “Geçmiş ve gelecek rant uğruna yok oluyor. Hasankeyf, Salda ve Kaz Dağları için Diren!’ pankartının açıldığı eyleme çok sayıda yurttaşta destek verdi. Doğa düşmanlarının kışkırtmaları, Kaz Dağları’nın Hasankeyf’le kardeşliğini engelleyemeyeceğini dile getiren Kadıköy Demokrasi Meclisi üyesi Fidan Üredi, “Kapitalizmin doymak bilmez kar hırsına karşı birleşik ve topyekun bir mücadele sürdürülemezse başarı elde edilemez” dedi.

Kaz Dağları’ndan Hasankeyf’e, Salda’dan Munzur’a, Fatsa’dan Eskişehir’e çevre katliamlara izin vermeyeceklerini dile getiren Üredi, Hasankeyf’te yapımı devam eden Ilısu Baraj Projesi’nin tarihi mirasını ve doğal dokusunu bozduğunu vurguladı. Doğa kıyımlarına izin vermeyeceklerini dile getiren Üredi, ekolojik mücadelenin demokrasi mücadelesinin bir parçası olduğunu hatırlattı. Üredi, ”23 Haziran seçimlerinde tüm demokrasi güçlerinin ortak mücadelesiyle başta İstanbul, Ankara olmak üzere kentlerimizi talancıların ve yağmacıların elinden kurtarmak için bir adım attıysak, bugün de ortak ve birleşik mücadeleyle kentlerimizin, dağlarımızın, ovalarımızın, derelerimizin katliamına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

Ortak mücadele çağrısı

Bu arada HDP Sözcüsü Günay Kubilay, AKP hükümetinin yağmacı ve talancı zihniyeti doğaya, tarihe, kültüre, düşman politikalarının Hasankeyf’te, Salda Gölü’nde, Fatsa’da, Kaz Dağları’nda bir kez daha görüldüğünü belirterek, ortak mücadele çağrısı yaptı.

Kubilay, dünkü basın toplantısında Kaz Dağları’nda yaşanan yıkımın bir benzerinin Hasankeyf’te yaşandığını hatırlatarak, şunları söyledi:  ”Hasankeyf’te yaşanan yıkım son derece kapsamlı bir saldırının parçasıdır. Kürtlerin topraklarında kadim olan her şey AKP iktidarı tarafından ya yakılıyor ya yıkılıyor ya da sular altında bırakılıyor. Şimdi soruyoruz, tarihi kendiyle başlattığını söyleyen DAİŞ’in Palmira’yı yok etmesiyle AKP iktidarının Hasankeyf’i yok etmesi arasında ne fark vardır? Hasankeyf’te her gün insanlar darp edilip gözaltına alınıyor. Hasankeyf’ten ellerinizi çekin demek suç değildir, o tarihi sular altında bırakmayın demek suç değildir. O tarih insanlığın ortak mirasıdır ve halk tarihine, kültürüne sahip çıkmaya devam edecektir. Dün de bu yağmaya ve talana dair politika ‘yeşil yol’ adı altında Artvin’de uygulandı. Bugün Munzur Dağı altın madeni adı altında delik deşik edilmek isteniyor.

Ekolojik mücadele bütündür

Ekolojik mücadele bir bütündür, orası burası yoktur. Kazanmak istiyorsak Türkiye’nin her yerinde ses çıkarmalı Munzur demeden, Hasankeyf demeden, Kaz Dağları demeden sesimizi ortak bir şekilde yükseltmeliyiz. Bilinmeli ki Hasankeyf’i sulara gömmek isteyenlerle Kaz Dağlarını siyanüre bulamak isteyenler aynıdır. Munzur Dağlarını altın için delik deşik etmek isteyenler ile Salda Gölünü betona gömmek isteyenler aynıdır. Kaz Dağları’nın da, Hasankeyf’in de kurtuluşu, Su ve Vicdan Nöbeti için sel gibi akan on binlerin, Hasankeyf’e de Tarih ve Kültür Nöbeti için akmasıyla, Kaz Dağları’ndan Hasankeyf’e kardeşlik ve barış köprüsü kurulmasıyla mümkün olabilir. HDP olarak herkesi mücadeleye çağırıyoruz.”

 

İSTANBUL