Kazan kazan politikası

Forum Haberleri —

20 Kasım 2020 Cuma - 23:00

  • Gelinen durum ne olursa olsun PKK’nin öngördüğü “Kazan kazan” politikası hem Kürtlere hem de diğer halklara kazandıracak, hem de ulusal birliğin önünü açacaktır.

İRFAN SABRİ AHMED

3 Kasım 2020’de yapılan ABD Başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump kaybetti. Demokratların adayı Jeo Biden delegelerin çoğunluğunu alarak kazanan taraf oldu.

ABD seçimleri sonuçlanınca adeta bir dönemin kapanışı gibi bir etki yarattı. Finans Kapital çağının baş aktörü durumundaki ABD’deki bu seçmen eğiliminin tutumu adeta ABD’li başkan Trump ile ilişkide olan tüm çıkar şebekeleri üzerine büyük bir deprem etkisi yarattı. Saray Sultanı R. Tayyip Erdoğan adeta hezimete uğrayarak, günlerce nasıl bir tutum takınacağını kestirme konusuna kendisi ve AKP tayfası arasında ciddi kargaşalara yol açtı.

Trump’ın yenilgisinin yarattığı şoku en fazla çıkar şebekesi AKP-MHP diye tanımlanan Cumhur İttifakı yaşadı. Cumhur İttifakının esas baş aşağı düşüşe geçen AKP ortağı ve Erdoğan hanedanlığı yaşadı. Trump’ın ekibi bir bir Trump’ı terkederken Erdoğan’ın da ekibinde adım adım parçalanmalar yaşandı.

ABD’deki seçim yenilgisi en acı sonuçlarla en fazla AKP-MHP faşist iktidarına yansıdı. İktidarlarını kaybetmemek için Erdoğan’ın en yakın akrabası damat Berat Albayrak kurban edildi. ABD-TC ittifakının yaşadığı bu deprem etkisini Kürdistan’da ise bu ittifakın can simidi rolünü oynayan KDP yaşadı.

Hatırlanacağı üzere Nisan 2015’te Halkların Önderi A. Öcalan şahsında uygulanan ağır İmralı tecridi ile TC’yi yöneten AKP-MHP iktidarı savaş ve şiddet yöntemini esas aldı. 24 Temmuz 2015’te 70’in üzerinde uçak ile tarihin en kapsamlı bombardımanı ile Kürdistan gerillasına dönük yapılan saldırı yeni bir dönemin başlangıç siyaseti oldu.

AKP iktidarı giderek MHP ve Ergenekon derin yapıları ile ittifak yaparak “Düşünmezseniz Kürt sorunu yoktur” klişesine sarıldı. O günden bu güne kadar Türkiye ve Kuzey Kürdistan halklarının tüm maddi ve manevi değerlerini “Terörizme Karşı Savaş” adı altında savaş ve şiddet politikalarına yatırdılar.

İlk olarak Önder Apo tecrit edildi. Ardından Kürdistan gerillasına karşı birçok cepheden imha saldırıları başlatıldı. Paralelinde TC tarihinin en yoğun tutuklama ve cezaevine alma baskısı ile başta Kürtleri temsilen tüm yasal ve demokratik kurumlar, ardından da AKP-MHP faşizmine muhalif tüm kesimler “terörist” yaftası ile bertaraf edilmeye çalışıldı.

2015-2020 yılları arasındaki 5 yıllık süreçte AKP-MHP faşist iktidarı klasik olan, yıllarca denenmiş ama sonuç alınmamış şiddet ve savaş politikaları ile tüm Kürdistan ve Ortadoğu’da giderek Akdeniz kıyıları ve Kafkasya hattında işgal, sömürgeci ve faşist saldırılar geliştirdi. AKP-MHP faşist iktidarının bu politikalarını açıktan en fazla Trump yönetimi destekledi. Kürtlere ve muhaliflere karşı şiddet uygulamaya teşvik etti.

Öncelikle Başurê Kurdistan coğrafyasının gerilla denetimindeki alanlarına işgal saldırılarını başlattı. Peşi sıra Rojava Kürdistan’ına dönük imha, soykırım ve işgal politikalarını geliştirdi.

Başurê Kurdistan’da Behdinan denen coğrafyada işgalci mevzilenmelerini gün be gün geliştiren TC faşist rejimi, Rojava kantonlarına yönelerek Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê yerleşkeleri ve coğrafyasını işgal etti. Paralelinde Avaşin, Zap, Metina ve Heftanîn’e dönük işgal saldırıları geliştirdi. Yine Libya, Akdeniz’in doğusu, Kafkasya ya da yayılmacı ve Osmanlı hayalciliği politikaları ile Libya, Yunan sahilleri, Ermenistan Karadağ’ına çete birlikleri ile savaş politikaları devşirdi.

Sonuçta bu savaş politikalarına ne Berat Albayrak’ın mali politikaları ne Merkez Bankası politikaları ne de oluşturulan Bütçeler yetti, Erdoğan’ın ve Devlet Bahçeli’nin gemisi su almaya başladı.

Tüccar olan Trump 3 Kasım seçimlerinde kaybedince, ikiz ruhlusu tüccar Erdoğan’ın da anında etekleri tutuştu. Yaşanan tüm bu süreçlerde Trump yönetimi açık veya gizli AKP-MHP faşizmini destekledi. Erdoğan’ın tüccar politikalarının Kürdistan ayağı ise Erbil merkezli KDP yönetimiydi. Erdoğan-Devlet Bahçeli iktidarının sıcak para merkezi Erbil’di.

Tüm bu süreçlerde ABD-TC ve KDP yönetimlerinin tümünün dayandığı anlayış hanedanlık anlayışı idi. Trump finans kapitalin en büyük holdingine sahip iken, Erdoğan sultanı da en büyük aile holdinglerini halkların emeğinden sömürerek geliştiriyordu. Kürdistan ayağındaki küçük hanedan Barzaniler de aynı politik anlayış ile ABD ve TC’den nemalanarak esasta Kürdistan coğrafyasını, maddi ve manevi değerlerini işgalci sömürgecilere peşkeş çekti.

ABD-TC ve KDP’nin ortak yanları tüccar olmaları, sultan, kapitalist ve hanedanlık sisteminde ısrar etmeleri. Karşılarında ideolojik, politik ve direniş anlamında en direngen olan PKK önderliği olduğundan dolayı, bu üç yönetimin hedefinde PKK’nin tasfiye edilmesi olmuştur.

5 yıllık süreçte okyanuslar ötesinden gelen Trump’ın gemisi battı. Erdoğan’ın gemisi İstanbul boğazına doğru sürükleniyor, KDP’nin gemisi de deniz olmadığından Zap ve Xabur sularında yüzmeye çalışıyor. Ama gün geldi devran döndü. Trump, Erdoğan ve Barzani üçlüsünün dayandığı ilişki ve politikalar direniş cephesinden tek tek darbe aldı ve dağılma ile yüz yüze kaldı. Trump gitti, Erdoğan gitti gidecek, Barzaniler de sonuçta gemiyi karaya çıkarmak durumunda kalacak ve denilebilir ki kendi tarihlerinin en ağır kaybetmesiyle karşı karşıyalar. Bu gidişle hiç kimse KDP’yi kurtaramaz. Eğer bir kurtulma yolu varsa bu da yine PKK’nin mücadele politikaları ve yönetimi olacaktır. Bu hem KDP’ye hem de tüm Kürtlere kazandıracaktır.

Gelinen durum ne olursa olsun PKK’nin öngördüğü “Kazan kazan” politikası hem Kürtlere hem de diğer halklara kazandıracak, hem de ulusal birliğin önünü açacaktır.

Tüm tarafların bir kere daha aklı-selim düşünerek son 5 yıllık savaş ve şiddet politikalarından vazgeçmeleri, diyalog ve müzakere yöntemine dönmeleri, bunun için KDP’ye bağlı Gulan ve Zêrevan güçlerinin kendi karargahlarına dönmeleri karşılıklı güvencenin ilk adımı olmaktadır. “Kazan kazan politikası, tüm Kürtler başta olmak üzere halkların yararına olacak en doğru dönemsel politika olmaktadır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.