Orlando'daki kanlı saldırıya dair dün yazılı bir açıklama yapan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, IŞİD (DAİŞ) ve El Kaide zihniyeti ile ABD’de bir sivil sivil katliamı daha gerçekleştirildiğini belirtti. Faşist çetelerin katliamını şiddetle kınayan KCK Yürütme Konseyi, "Amerika halkına, ölenlerin ailelerine, yakınlarına ve tüm insanlığa başsağlığı diliyoruz" dedi.


Çeteler insanlığın başına bela edildi

Faşist çetelerin Türk devleti gibi güçler tarafından beslenerek, başta Ortadoğu halkları olmak üzere, tüm insanlığın başına bela edildiğinin altını çizen KCK, açıklamasında şunlara dikkat çekti: "Kürt halkının düşmanları da halkımızın özgürlük mücadelesini boğmak için bu faşist çeteleri halkımıza saldırtmıştır. Özellikle Türk devleti tarafından hem Suriye’deki siyasal mücadelede bir enstrüman olarak kullanılmış, hem de Rojava Devrimi'ni bastırmak için bu çetelere açık destek verilmiştir. 


AKP birinci derecede sorumlu

IŞİD’in Ortadoğu'da büyütülüp dünyanın başına bela edilmesinden birinci derecede AKP iktidarı sorumludur. Türkiye bu ilişkisini inkar etse de, başta Kürt halkı olmak üzere Ortadoğu'da siyaseti takip eden herkes bu gerçeğe yakından şahittir. AKP iktidarı IŞİD'i sadece Rojava’da Kürt halkına saldırtarak binlerce sivil Kürt’ü katlettirmemiş, iktidarını korumak için hem 7 Haziran seçimleri öncesi, hem de sonrası demokrasi güçlerine yönelik katliamlar yaptırarak iktidarını korumaya çalışmıştır. 7 Haziran seçimleri öncesi ve sonrası AKP'nin en büyük destekçisi IŞİD olmuştur. AKP'nin faşist iktidarına karşı mücadele eden tüm demokrasi güçlerine yönelik katliamlar yaptırılmıştır. 

Tüm bunlar Tayyip Erdoğan ve Saray Gladyosu emriyle MİT tarafından yönlendirilmiş katliamlar olarak gerçekleşmiştir. Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı ne kadar inkar ederse etsin, sadece Ortadoğu ve Kürdistan'daki IŞİD ve El Kaide katliamlarından değil, Paris, Brüksel ve Birleşik Amerika’daki katliamdan da sorumludur. Bu gerçeği en iyi bilenlerden biri de ABD’dir. 


Türkiye IŞİD pazarlığı yaptı

Türk devleti, ABD ve Avrupalılarla Kürt Özgürlük Hareketi karşıtlığı yapmaları temelinde IŞİD pazarlığı yapmıştır. Açıkça siz Rojava düşmanlığı yaparsanız, PKK karşısında beni desteklerseniz ben de IŞİD'i size satarım, biçiminde bir pazarlık yürütmüştür. AKP iktidarının IŞİD'i ve El Kaide’yi böyle bir pazarlık ve şantaj aracı olarak kullandığını tüm dünya bilmektedir."


Erdoğan'a boyun eğildi

Yüzbinlerce mülteciyi Suriye siyasetine etkili olma, DAİŞ gibi örgütleri kontrol etmek için Türkiye’ye çeken, sonunda Avrupa’ya salanın da Türkiye olduğu vurgulayan KCK, AB ile ABD'ye "Bu gerçeklik bilinmesine ve Tayyip Erdoğan ile AKP iktidarı ‘sizin şehirlerinizde bombalar patlar’ demesine rağmen bu şantajcı politikaya karşı tutum almak yerine boyun eğilmiştir" eleştirisini yöneltti. 


Türkiye’ye açık tavır alınmalı

KCK, bugün Ortadoğu'dan tüm dünyaya yayılan faşist terörün sorumlularının Türkiye ve bölgedeki müttefiki ülkeleri olduğunu bir kez daha açıklayarak, bu güçlere karşı yapılması gerekeni ise şöyle özetledi: "Bu ülkelere karşı açık tutum alınıp mücadele edilmeden bu faşist terörün beslendiği kaynaklar kurutulamaz. Bugün AKP iktidarı bu faşist terörün sadece siyasi ve lojistik destekçisi değil, aynı zamanda ideolojik üreticisi, besleyicisi ve meşrulaştırıcısıdır. Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının söylemleri farklı halklara, inançlara, kadınlara ve tüm demokrasi güçlerine düşmanlık zihniyeti ortaya çıkarmaktadır. Bu gerçeğin görülmemesi ve tutum alınmaması tüm demokrasi güçlerinin ve insanlığın bir zaafı olmaktadır. Bu da bu tür katliamlara zemin ve güç vermektedir."


Faşişt sapkınlığı yeneceğiz

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı açıklamasını "Bu katliam vesilesiyle bir daha bu faşist çetelerin katliamlarını kınıyor, Özgürlük Hareketi ve halk olarak şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da bu faşist sapkınlığa karşı mücadele vereceğimizi vurguluyoruz" ifadeleriyle sonlandırdı.


 ANF/BEHDİNAN






Türkiye DAİŞ’e kıyamadı!


Orlando'da 50 kişinin katledildiği saldırıyı DAİŞ üstlendi. Saldırı sonrası Türkiye'den kınama gelmezken, ABD'nin terörle mücadelede 11 Eylül'deki gibi agresif bir politika izlemesi beklenmiyor.  

Pazar sabaha karşı ABD’nin Florida eyaletinin Orlando kentinde, eşcinsellerin gittiği Pulse Club'ta bir DAİŞ mensubu tarafından katliam yapıldı.


50 kişi hayatını yitirdi

Saldırıda en az 50 kişi hayatını kaybederken, 53 kişinin de yaralandığı açıklandı. Müşterileri rehin alan saldırgan, düzenlenen operasyonla öldürüldü. Katliamın ardından ülke genelinde ulusal yas ilan edildi. Saldırıda hayatını kaybedenler için anma törenleri düzenlenirken, birçok yerde de önceden tarihi belirlenmiş Onur Yürüyüşleri iptal edilmedi. New York, Hollywood, San Diego, San Francisco ve Washington’daki yürüyüş ve anmalarda, birlik mesajları verildi.


Saldırgan Afgan kökenli

Saldırgan  Afgan kökenli. ABD vatandaşı Omar Mateen, 2013'ten bu yana Federal Araştırma Bürosu'nun (FBI) takibinde olan bir isim. Mateen, gece kulübü Pulse'ta açtığı ateşle aynı zamanda ABD tarihinin en kanlı silahlı saldırısını da gerçekleştirmiş oldu.  


Son yılların en kanlı saldırısı

LGBT Onur Haftası etkinliklerinin kutlandığı ayda işlenen Orlando'daki toplu katliam aynı zamanda 11 Eylül 2001'den sonra ABD'de düzenlenen en kanlı terör saldırı olarak kayda geçti.


DAİŞ üstlendi

Saldırıyı düzenlemeden dakikalar önce 911 acil yardım hattını arayan Omar Mateen'in DAİŞ'e bağlılık yemini ettiği öğrenildi. DAİŞ ise saldırı sonrası katliamı üstlendi. 

29 yaşındaki saldırganın eşcinsellerden nefret ettiğini babasından; şiddet eğilimli olduğunu ise 2011 yılında boşandığı eski eşi Sitora Yusufiy'in "Beni sık sık döverdi, canımı zor kurtardım" anlatımlarından öğreniyoruz. Eski eşi saldırganı ruhsal olarak dengesiz olarak tanımladı. 


Trump tırmanışa geçer mi?

Bu gelişmelerin ABD kamuoyundan ilk elden yaklaşmakta olan seçimler bağlamında karşılık gördüğünü söylemek mümkün.

Nitekim daha önce ırkçı açıklamalarıyla dikkat çeken Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump, bu gelişmeyi doğrudan kendi fikirlerinin doğrulanması olarak gördüğünü ifade etti.  

Başkan Barack Obama, 50 kişinin öldüğü saldırıyı bir terör ve nefret eylemi olarak olarak niteledi. Trump ise, 'Radikal İslam demeyi bile reddettiği için' Obama'nın istifasını istedi. "Hızla akıllı ve katı bir tutum almazsak, geriye bir ülkemiz kalmayacak" diyen Trump "Zira liderlerimiz zayıf. Ben bunun olacağını söylemiştim. Daha da kötüye gidecek. Artık siyaseten doğrucu davranmaya devam edemeyiz" ifadelerini kullandı.

Trump, kampanya döneminde eşcinseller hakkında da olumsuz bir dil kullanmış ve eşcinsel evliliği de yasaklayacağını açıklamıştı. Şimdi de gerçekleşen katliamı eşcinsel hakları açısından tartışma konusu yapmadığı gibi kurbanların adını dahi anmıyor.  Trump, Müslümanların ABD'ye girmesinin yasaklanması yolundaki çağrısından sessizce geri adım atmaya başlamıştı. Oysa şimdi doğrudan buna atıfta bulunuyor ve hatta bu konuda övünüyor. Trump’ın bu gelişmeler sonrası Müslüman ve diğer göçmenleri dışlayan yaklaşımını artırması bekleniyor. Bu saldırı öncesi yayınlanan anketlerde Demokratların adayı Hilary Clinton, Trump’ın 3 puan kadar önünde gözüküyordu. Bu saldırının ülkede ırkçı ve “güvence arayan” yaklaşımları artırması dolayısıyla Trump’a dönük seçmen tercihinde bir kayışın olması bekleniyor.


Clinton silah lobisini hedefledi

Hillary Clinton ise büyük oranda Obama'nın mesajı ile aynı doğrultuda bir açıklama yayınladı. Clinton Facebook'tan yayınladığı açıklamada "Ülkemizi yurt içindeki ve dışındaki tehditlere karşı korumak için çabalarımızı iki katına çıkarmalıyız" dedi. LGBT toplumunu desteklediğini söyleyen Clinton, yeni silah kontrolü önlemleri alınması yolundaki çağrısını da tekrarladı. Clinton’ın her gün ABD onlarca insanın ölmesine neden olan silah edinme serbestisine karşı söylemini artırması bekleniyor. Bu gelişmenin ise Clinton’un bu yaklaşımından rahatsız olan silah lobileri için Trump’ın desteklenmesi doğrultusunda yeterince gerekçe sunacaktır. Bunun anlamı da dünyayı şimdiden daha kötü günlerin beklediğidir.


ABD DAİŞ’e karşı sertleşir mi?

Dünya kamuoyunda şimdiden bu doğrultuda beklentiler şekillense de; ABD’nin şuanki operasyonlarının çok ötesinde, DAİŞ’e ve müttefiklerine karşı mücadeleyi tırmandıran bir yaklaşım içerisine girmesi güçlü bir olasılık değil. Obama’nın başkanlığının son döneminde bu tarz riskleri kolay kolay alması beklemez. Yani bu durum ABD için yeni bir "11 Eylül" kapsamında değerlendirilemez. Kaldı ki DAİŞ’e ve başta müttefiki Türkiye’ye karşı dengeleri zorlayan bir yaklaşım içine girmesi Trump’ın siyasetini onaylamak ve onun önünü açmaktan başka bir şeyle sonuçlanmaz.


AKP ve yandaşları ne dedi?

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan (dün akşam saatlerine kadar tek kelime etmemişti) sessiz kalırken, yandaş medya ise katliamı öldürülenlerin kimliğine dikkat çekerek alkışladı. Eşcinsellere dönük nefretin yanısıra DAİŞ bayraktarlığı yapmaktan da geri durmadılar.  Provakatif yayınları ve nefret söylemine sıklıkla başvurduğu haberleriyle bilinen hükümete yakın Yeni Akit gazetesi, Orlando’da en az 50 kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırıyı da 'Sapkın eşcinsellerin gittiği barda ölü sayısı 50’ye çıktı!’ başlığıyla vermesi tepki çekti.  Türk Dışişleri Bakanlığı ise utangaç bir açıklamayla saldırıyı kınarken, katliamın LGBTİ’lere dönük yapıldığını görmezden geldi. Böylece Türkiye’de yandaş medya ve iktidar bir kez daha DAİŞ destekçisi ve cinsiyet ayrımcı olduğunu belgelemiş oldu. 


 HABER MERKEZİ