
KCK, tüm örgütlü kurumları, siyasi partilerı, sivil toplum örgütlerini halkla birlikte her yol ve yönteme başvurarak, AKP hükümetinin soykırım saldırılarını püskürtmeye çağırdı.
AKP yönetimindeki Türk devleti, Kürdistan’da bir yandan katliamlar gerçekleştirilirken, diğer yandan binlerce yıllık tarihe sahip kentleri de yakıp yıkmaya devam ediyor. Sürdürülen bu politikalarla birlikte iktidarın asıl niyetini Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, önceki gün İstanbul’da katıldığı “Kentsel Dönüşüm ve Akıllı Şehirler Kurultayı”nda açıkça ortaya koydu. Erdoğan, öz yönetim direnişlerine sahne olan veya direnişlerin hali hazırda sürdüğü merkezlerin tamamının yakılıp yıkılacağını ve Kürtlük bilincinin silineceğini söyledi. Erdoğan’ın sözcülüğünü yaptığı bu plana dair KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı’ndan da açıklama geldi.
Eşbaşkanlık, şunları söyledi: “Faşist şef Tayyip Erdoğan’ın tarihi eserler dışında tüm yapıların yakılarak yeniden yapılması dediği şey, kesinlikle şehirlerin toplumsallığını ve hafızasını ortadan kaldıran soykırım kamplarının yapılması olarak anlaşılmalıdır. Tüm Kürt şehirleri soykırım politikalarının uygulanacağı kamplar haline getirilmek istenmektedir. Medeniyet ve modernite götüreceğiz dedikleri şey, halkın iradesini kırarak Kürtleri devletin soykırım politikalarını kabul eden toplum haline getirmektir. 1925 ve 1938’li yıllardan sonra Kürdistan’a medeniyet götürüyoruz adı altında yürütülen soykırım politikası yeni araç ve yöntemlerle derinleştirilmek ve sonuca götürülmek istenmektedir. Erdoğan ve AKP hükümetinin Kürdistan şehirlerine yönelik hesapları ve planları kesinlikle bu amaçladır.
Kürdistan tarihinin en ağır soykırım saldırıları yürütülmektedir. Teröristlerin değerlendirebileceği koşulların ortadan kaldırılması dedikleri şey, şehirlerin ruhunun ortadan kaldırılıp halkın ruhsuz beton yığınlarına gömülmek istenmesidir. Yeni yapılandırmadan söz ettikleri, Kürtlere yapılmak istenen TOKİ mezarlıklarıdır. Yeni şehirler yapacağız denilerek Kürtler yok edilecekleri mezarlıklara konulmak istenmektedir.
Kürtlüğü hedefleyen toplumsal mühendislik
Yapmak istedikleri kesinlikle bilinen rutin bir istimlak değildir. Kürtleri soykırıma uğratmayı hedefleyen bir toplumsal mühendislik yapılmaktadır. Baş eğdirmenin başka bir yolu uygulanmaktadır. Kürtler üzerinde izlenen soykırım politikası temelinde şehirler yıkılıp devlet kontrolündeki kamplara dönüştürülerek soykırım kıskacı daha da sıkıştırılmak istenmektedir. Bu politika ve uygulamalar Kürt sorununu çözme politikası olmadığının açık kanıtıdır. Kürt sorununda çözüm politikası olmadığı için halkı kontrol etme, devletin istediği bir yaşam cenderesi içine sokma uygulamasına yönelmektedirler. Çünkü Kürtler zapturapt altına alınması gereken topluluk olarak görülmektedir. Tüm Kürtleri siyasi soykırım operasyonlarıyla zindana atamadıklarından, tüm şehirleri zindan yaparak bu amaçlarına ulaşmak istemektedirler.
Yeniden fethin işgalci hukuku
AKP iktidarı şimdi Kürdistan’ı yeniden fethetmiş edasıyla Kürt halkının iradesini hiçbir biçimde dikkate almadan işgalci hukukunu uygulamaktadır. AKP iktidarının yaptığı tamamen bir işgalciliktir. AKP şu anda Kürdistan’da bir işgalci gibi hareket etmektedir. Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının istimlak adı altında işgalciliğin en pervasızcasını yaptığı yerler, AKP’nin yüzde 20’den fazla oy almadığı yerlerdir. Tüm bu ilçelerde HDP yüzde 80 oy almıştır. Açıkça bu halkın iradesi çiğnenerek asker ve polis zoruyla Kürtler için mezarlık olarak düşünülen soykırım kampları yapılmak istenmektedir. Bu politika ve tutumla Kürt halkına karşı açık ve şiddeti bir savaş yürütülmektedir. Açıkça Kürt halkının kimliği, dili, kültürü ve siyasi iradesiyle varlığına saldırı yapılmaktadır.
Her türlü yol ve yöntemle bu saldırılar püskürtülmeli
Kürt halkı hem fiziki saldırılar, hem de kentsel dönüşüm adı altında yapılmak istenen mezarlıklar ve soykırım planına karşı var olma iradesini ortaya koyarak her yerde direnişe geçmelidir. Halkın iradesi hiçe sayılarak tüm şehirlerin zorla el konularak yıkılmasına ve soykırım kampları kurulmasına müsaade edilmemelidir. Halkımız, tüm örgütlü kurumlar, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri bu mücadeleyi de var olma direnişi olarak görüp ulusal birlik ve dayanışma ruhuyla her yol ve yönteme başvurarak bu soykırım saldırılarını püskürtmelidir.
ANF/BEHDİNAN