KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanları birkaç gün önce katıldıkları bir TV programında sürece ve Türkiye’nin geleceğine dair önemli mesajlar verdi. Çözümün ve barışın yolunu gösteren KCK, aynı zamanda önemli uyarılarda bulundu.
KCK Eşbaşkanları Besê Hozat ve Cemil Bayık’ın en çarpıcı açıklamaları ise beklendiği gibi süreçle iç içe geçen seçimler ve çözüm sürecine paralel yapılması gündeme gelen PKK kongresine dairdi.
PKK’nin kongresini toplayıp toplamayacağı tartışmasına son noktayı koyan KCK Eşbaşkanları, AKP hükümetini Dolmabahçe mutabakatına sadık kalmaya çağırdı. KCK’nin en yetkili ağızları hükümet ile varılan konsensüse uyulması ve hükümetin mutabakatın gereklerini yerine getirmesi durumunda “silahların devreden çıkarılarak yöntem olarak demokratik siyasal mücadelenin esas alınacağının kararlaştırılacağı“ PKK kongresini bir günde toplayacağını taahhüt etti.
KCK, çözümün nasıl gelişeceğini açık yüreklilikle ve net bir dille ifade ederken hepimiz Kürt tarafının barışta ısrarlı olduğunu bir kez daha gördük. Açıklama, barış ve çözüm umutlarını yeniden diriltti.
AKP’nin bütün sabotaj girişimlerine, provokasyonlarına rağmen PKK barıştaki ısrarlı duruşunu koruyor. Ancak şu uyarıyı yapıyor Eşbaşkanlar: “Bizim tutumumuz tek başına yetmeyebilir.” Bu söz çok önemli. Çünkü nasıl ki barış iki tarafın uzlaşması sonucu gelişen bir olguysa savaşın da iki tarafı vardır. Bir tarafın yanaşmaması durumunda barışın gelişemeyeceğini yeterince deneyimledik. Aynı şekilde bir tarafın tek başına ve ısrarla savaştan kaçınması da çatışmasızlık durumunu sürdürmeye yetmeyebilir. Bu durum şuna benziyor: Siz çok iyi bir sürücü olabilirsiniz. Trafik kurallarına tamı tamına uyabilirsiniz. Ama bu durum kaza yapmayacağınız anlamına gelmez. Çünkü karşıdan tam gaz sarhoş bir sürücü veya şehir magandası gelip aracınıza toslayabilir. İşte AKP tam da bu sarhoş ve maganda sürücüye benziyor. Bundan dolayı KCK barışa ve çatışmasızlık sürecine sahip çıkması için Türkiye halkına çağrıda bulunuyor. KCK yaptığı son açıklamayla süreci halka emanet etmiş oldu.
Tam da bu noktada 7 Haziran seçimlerinin önemi ortaya çıkıyor. Bu seçimler savaş mı barış mı? Sorusunun yanıtını verecek. AKP halihazırda var olan siyasetiyle “bölgede savaş, yurtta savaş” politikası güdüyor. Öyle ki son dönemde Suudi ile girdiği ittifakın yakın gelecekte savaşı Türkiye topraklarına taşıma olasılığı çok yüksek. Yani AKP hem bölge hem de Türkiye için bir “savaş aygı”na dönüşmüş durumda. AKP, “dış düşman-iç düşman-herkes düşman” algısı yaratarak paranoyak bir toplum geliştirmeyi ve bu ruh halinden faydalanmayı esas alıyor. Türkiye’yi bir iç savaşa sürükleme politikasının sonuç alıp almaması ise AKP’nin seçimlerde alacağı sonuca, başka bir ifadeyle HDP’nin seçim başarısına bağlı. KCK’nin “barışa ve Türkiye’nin geleceğine sahip çıkın” çağrısı bu bağlamda çok önemli.
KCK’nin son hamlesi AKP’nin elini kolunu bağladı. Ancak barışın gerçekleşmesi için maalesef bu yetmiyor. Halkın barışta ısrarlı olduğunu sandığa yansıtması gerekiyor. Sayın Hozat’ın, “Seçimin hatırına ateşkesi sürdürüyoruz” sözü Türkiye’nin barışına ve geleceğine yönelik önemli bir vurgu. Hakeza PKK’nin seçimden sonra yeni bir durum değerlendirmesi yapacağını gösteriyor. Aynı şekilde PKK’nin demokratik ve halkçı karakterini de ortaya koyuyor.
KCK, son açıklamasıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütün yurttaşlarını çözüm sürecinin muhatabı kılmış oldu. Artık her yurttaş çözüm sürecinde rol oynama ve irade gösterme şansına kavuştu. Aslında çözüm süreci ve barış mücadelesi halklaştı da diyebiliriz. Bu durum sürecin gidişatı ve çözüm yöntemi açısından yeni ve oldukça önemli bir aşamadır.
O halde demokrasiden, barıştan ve özgürlükten yana olan herkes KCK’nin halkı irade ve söz sahibi yapma hamlesine katılmalı. İrade beyanında bulunmalıdır. Aksi durumda dönüşü olmayan bir yola girebiliriz. Telafisi mümkün olmayan bir sürecin başlamaması için AKP’nin geliştirmek istediği Türk tipi BAAS’çılığın önüne geçmek gerekiyor. Bunun yolu HDP’nin seçimden başarıyla çıkmasıdır. HDP’nin elde edeceği başarı, savaş aygıtına dönüşen AKP’nin durdurulmasının yegane garantörü olacaktır.
AKP türlü entrikalarla ve saldırılarla “HDP’ye barajı aştırmayacağız” diyorsa, halklarımız da “HDP’ye barajı aştırarak, seni başkan yaptırmayacağız” demelidir.