Türkiye ve Kürdistan'da 2012-2013 eğitim öğretim dönemi 10 Eylül'de başlıyor. KZP, Kuzey Kürdistan ve Türkiye’'de iki hafta sonra başlayacak yeni eğitim-öğretim yılına ilişkin açıklama yaptı. "Soykırımın en temel hedefi olan dilimizin ve kültürümüzün inkarına ve asimilasyonuna karşı tüm Kürt halkının büyük bir direniş içerisinde olması gerekmektedir"” denilen açıklamada önümüzdeki günlerde başlayacak olan yeni eğitim-öğretim dönemine karşı Kürtlere şu çağrıda bulundu: "KZP olarak tüm Kürt halkının faşist devletin Kürt halkına yüz yıllardır dayattığı asimilasyonunu reddetmeye çağırıyoruz. Ve diyoruz ki, tüm Kürt halkı bulunduğu her yerde asimilasyonun imha ve inkarın karargahları olan okulları boykot etmeli, bu okullarda okuyan çocukları kendi kimliğine ve kişiliğine sahip çıkma adına reddetmeli."
KZP, eğitim sistemi içinde yer alan öğretmenlere de "Bu okullarda Kürt kimliği ve kişiliğini asimile etmek gibi bir insanlık suçuna ortak olmuş tüm öğretmenleri bu insanlık suçunu işlemekten vazgeçmeye ve bu okulları reddetmeye ve böylesi onursuz bir işi bırakmaya çağırıyoruz" dedi.

'Seçmeli Kürtçe insanlık suçudur'

Türkiye’'deki eğitim ve öğretim merkezlerinin yüzyıllardır Kürt halkının kimliğini ve özgürlüğünü elinden alarak kişiliksizleştirmeye çalıştığına dikkat çekilen açıklamada, "Her bir öğrenci ve öğretmen dönüp bu okullarda neyi öğrendiğine ve öğrettiğine bakarsa büyük utanç duyacağını anlayacaktır" denilerek şöyle devam edildi: "Biz Kürt halkı olarak bu utancı yaşamak istemiyorsak, bugünden itibaren özgür kimlik ve özgür kişilik için kendi dilimiz ve kültürümüzle onurlu bir yaşamda karar kılmalıyız. En büyük suç olan kendi anadilinde eğitim hakkının verilmemesi ancak faşizm ile izah edilebilir. En son AKP hükümetinin geliştirdiği faşizan uygulamaların 4+4+4 eğitim uygulamasıyla toplumumuza büyük hakaret etmiş, özgür düşünce ve özgür yaşamına saldırı niteliğinde bir eğitim sistemini geliştirmek istemiştir. 4+4+4 eğitim sistemi yine Kürtçe'nin seçmeli ders olarak dayatılması bir insanlık hakkı ihlali, dolayısıyla insanlık suçudur.”"

Faşizme karşı devrimci direniş

Her halk ve bireyin kendi anadilinde eğitim yapma hakkının en doğal hakkı olduğunu, bu hakkın kullanılmasının devletlerin değil, halkların sorumluluğunda bulunduğu belirtilen açıklamada, Kuzey Kürdistan ve Türkiye’'de bulunan diğer halklara da şu çağrıda bulunuldu: “"Devlet bu hakkın gaspı suçunu işlemişse suçlular cezalandırılmalıdır. Biz KCK Dil Komitesi olarak başta Kürt halkını ve Türkiye'de yaşayan tüm halkları bu hakkına sahip çıkmaya ve devletin her gün bir yenisini eklediği faşizan uygulamalara karşı devrimci direnişi geliştirmeye çağırıyoruz.”"

Boykot değil eğitim sistemini ret
Kürt halkına Türk devletinin eğitim sistemini tümden reddetme çağrısında bulunan KZP, ailelere, öğretmenlere ve sivil toplum kurumlarına şöyle seslendi: “"Tüm Kürt halkı özellikle de ailelerimizi çocuklarını okula göndermemeli, asimilasyon, imha ve inkar karargahlarında çalışan herkes -başta da öğretmenler olmak üzere- okullara gitmemeli ve onuruna sahip çıkmalıdır. Bu kısa süreli bir boykot kararı olmayıp, tümden devletin mevcut eğitim sisteminin reddidir. Anaokullardan tutalım, üniversitelere kadar geçerlidir. İlgili tüm kurumlar, kuruluşlar ve STK’lar bu kararın uygulanmasında sorumluluk sahibidirler. Halkımızın ve tüm ilgili kurumların gereken hassasiyeti ve duyarlılığı sergileyeceğine inanıyoruz”."

ANF/BEHDİNAN