Bazı çevrelerin “PKK çatışmalarla AKP’nin oyununa geliyor” söylemine cevaben “Ne kimseye savaş açtık, ne de kimsenin oyununa gelmiş bulunmaktayız. Bizim yaptığımız tek taraflı sürdürülen savaşa karşı kutsal bir direniştir” diyen KCK, fiili darbe yapan AKP’yi bu direniş dışında hiçbir gücün durduramayacağını belirtti. KCK, “Türkiye halklarının da Gezi’de olduğu gibi harekete geçmesi, Kürt halkıyla birlikte AKP’nin oyunlarını bozması gerekmektedir” çağrısında bulundu. 

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, yaptığı yazılı açıklamada AKP’nin her gün Kürdistan’da bir merkeze asker ve polislerle, ağır silahlar eşliğinde saldırarak sivilleri katlettiğine dikkat çekerek, seçilmişlerin tutuklanmasına tepki gösterdi. 


Fiili darbe

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Erdoğan ve ekibi demokratikleşmeyi gündemden çıkarmak ve otoriter bir rejim yaratmak için seçim öncesi gerilim politikası izlemiş; seçimden sonra da seçim sonuçlarını kabul etmeyerek fiili darbe yapıp savaşı tırmandırmıştır. Cumhurbaşkanı ve Başbakan bundan sonra daha fazla sivil öldürülmesi talimatı vermektedirler. Artık faili belli cinayetler dönemine girilmiştir. AKP hükümeti savaşı topyekün hale getirdiğinden her gün yaptığı onlarca tutuklamaya şimdi seçilmiş belediye başkanlarını da eklemiştir.”

Türk devletinin bu uygulamaları karşısında varlık yokluk sorunu olan, özgür ve demokratik yaşam için kırk yıldır mücadele veren Kürt halkının “Ben böyle yönetilmek istemiyorum” demesinden daha haklı bir şey olmadığının altını çizen KCK, Kürt halkına teslimiyetin dayatıldığını vurguladı. Şu anda şiddetlenen savaşın bugün değil, 30 Ekim 2014 MGK toplantısında kararlaştırıldığını kaydeden KCK, AKP’nin çatışmasızlık ve görüşmeleri bir zaman kazanma olarak kullandığını, bu nedenle de Dolmabahçe mutabakatının reddedildiğini ifade etti. 


Sebepsiz değil

“Herkes siyasal durumu ve ortaya çıkan savaş gerçekliğini çok iyi sorgulamalıdır. Ne Türk devleti amaçsız bir savaşı başlatmış, ne de Kürt halkı ve Özgürlük Hareketi bu direnişe sebepsiz yere başvurmaktadır” diyen KCK açıklaması şöyle devam etti:

“Özgürlük Hareketi’nin saldırılar karşısında direnmesi, AKP’nin oyunlarına gelmesi anlamına gelmemektedir. Saldırının şiddeti ve amacı dikkate alındığında mevcut durumda saldırılar karşısında sessiz kalmak oyunlara gelmek ve tuzağa düşmek olur. Bu saldırılar karşısında direnilmediği takdirde başta Kürt halkının Özgürlük Mücadelesi olmak üzere tüm demokrasi güçleri ezilecek, böylece AKP’nin otoriter düzen kurma amacının önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Bırakalım AKP’nin oyununa gelmeyi, AKP’nin halklarımız için öngördüğü despotik düzeni engellemeye yönelik bir direniş yürütülmektedir. AKP’yi bu direniş dışında hiçbir güç durduramaz. Bu açıdan Türkiye halklarının da Gezi’de olduğu gibi harekete geçmesi, Kürt halkıyla birlikte AKP’nin oyunlarını bozması gerekmektedir. Seçim sonuçlarını kabul etmeyen, komplolar ve oyunlarla iktidarını sürdürmek isteyen bir faşist iktidarın saldırıları karşısında sessizlikle hiç bir yere varılamaz. 


Tereddütsüz direniş

Şimdi bizim yaptığımız, tek taraflı sürdürülen savaşa karşı haklı ve kutsal bir direniş göstermek olmaktadır. Bir ulus olarak varlığımızı korumak, özgür ve demokratik yaşamımızı kurmak dışında başka bir amacımız yoktur. Ne kimseye savaş açmış, ne de hiç kimsenin oyununa gelmiş durumdayız.”  

“Bu gerçeklik karşısında Kürt halkına düşen görev, hiçbir tereddüt göstermeden direnmek, onlarca yıldır yürüttüğü ve ağır bedeller ödediği mücadeleyi sonuca götürmektir” diyen KCK Türkiye halkları ve demokrasi güçlerine de seslendi. Açıklamada şu çağrıda bulunuldu:


Gezi ruhu ayaklanmalı

“Türkiye halklarına ve demokrasi güçlerine düşen görev de otoriterleşmeye ve despotizme karşı Kürdistan halkının verdiği Türkiye halklarının da demokrasi mücadelesi olan bu direnişin yanında yer almak ve bu demokrasi mücadelesini yükseltmek olmalıdır. Şimdi tam da Gezi ruhunun ayağa kalkması zamanıdır. Erdoğan, tüm despotların bağırdığı gibi ‘Anladıkları dilden konuşacağız’ diyorsa, biz de bu despotların anladığı dilden cevap vermeli, halklarımızı özgür ve demokratik kılacak bir devrimci demokratik hamle yürütebilmeliyiz.” 


ANF/BEHDİNAN