Şengal Êzidîleri İnşa Meclisi 14 Ocak günü Şengal dağında gerçekleştirdiği konferansın sonuç bildirisini kamuoyuna açıkladı. Bildirgenin açıklanmasıyla bu yönlü tartışmaların gelişmesi at başı yürüdü.
KDP hemen bir açıklamayla bu meclise sert tepki gösterdi. Hedef tahtasına ise KCK’yi oturttu.
KDP açıklamasında, "PKK'nin bu yanlış siyasetine bir sınır konulmalıdır. Artık Kürdistan bölgesinin egemenlik hakkına saygı duymalı ve haddini aşan girişimlerden vazgeçmelidir" deniliyor.
İlk soru şu, "PKK’nin yanlış siyasetine sınır konulmalıdır" ne anlama geliyor?
Açık ki KDP başka güçlerin PKK’ye karşı harekete geçmesini, Şengal'den çıkarılmasını istemektedir.
Peki neden?
Çünkü PKK orada KDP’nin yapamadığını yaptı. Êzîdîleri DAİŞ saldırılarından korudu. Şimdi de Şengal’i özgürleştirme mücadelesi veriyor. Bu da KDP’nin prestijini hem Kürtler arasında hem de uluslararası arenada sarsıyor.
Devam edelim. Bir başka suçlamaysa şu; "PKK, Kürdistan bölgesinin kurumlarını, kanunlarını yok sayarak ve haksızlığa uğrayan halkın iradesine saygısızlık yaparak gayrimeşru talepleri gündeme getirmeye çalışıyor".
Peki gerçek bu mu? Hayır. Çünkü PKK, DAİŞ gibi bir haydut örgüt tarafından işgal edilmiş Şengal’i özgürleştirmek için büyük bedeller verdi, veriyor. En önemlisi, halk meclisi kurularak, halkın öz örgütlülüğünün geliştirilmesi, halkın kendi geleceğine karar verme yetkisine sahip olması nasıl oluyor da halkın iradesine saygısızlık oluyor?
KDP bu açıklamasıyla havanda su dövüyor. Realiteden uzak, sadece PKK’ye saldırma, PKK’yi karalama amacı taşıyor. Ancak amaç bağcıyı dövmek olunca, her türlü söz söylemeyi kendine hak sayıyor.
Diğer bir suçlama ise, KDP’nin gerçek amacını çok daha net ortaya koyuyor: "PKK, Şengal halkına kendini dayatma siyasetini izliyor ve ülkenin topraklarını paramparça ediyor."
Buna sağır sultan bile güler. İlk günden beri onlarca PKK gerillası Şengal’de Êzîdî Kürtleri korumak için kendisini feda etti. Kendisini dayatması bir yana, Êzîdîlerin kendilerini koruyacağı bir ortam yaratarak, YBŞ gibi tamamen Êzîdîlerden oluşan bir öz savunma gücü oluşturdu.
Ya ülkeyi bölme suçlaması?
Bu çok trajik bir belirlemedir. Kürdistan yüz yıldır dört parçaya bölünmüş ve her türlü değeriyle oynanmış, sömürülmüş. PKK, 40 yıldır dörde bölünmüş Kürdistan’ı birleştirmek, parçalanan Kürt ulusal bilincini yaratmak için amansız bir mücadele yürütüyor. Dolayısıyla PKK’ye her hangi bir Kürt örgütü tarafından yapılacak en mantıksız ve en anlamsız suçlama PKK’nin Kürdistan’ı böldüğü suçlamasıdır. Kaldı ki, PKK KDP’den yüz kat daha fazla Kürdistanî bir güç olduğunu kanıtlamıştır.
DAİŞ’in saldırılarıyla güney Kürdistan’ı savunmak için gerilla hemen Maxmur ve Kerkük alanlarına geçti. Bu alanlarda etkin bir savaş yürüttü ve halende yürütüyor. Şengal ve Rojava'da da aynı şekilde, sadece Kürtleri de değil, tüm halkları koruyan neredeyse tek güçtür.
KCK Kürtleri parçalamak bir yana, yıllardır Kürt güçlerini aynı çatı altında toplamak adına ulusal kongre toplanması mücadelesi veriyor. Hem de KDP’yi de bu çalışma içine katarak geliştirmeye çalışıyor. Şengal’de yapılan da bölmek parçalamak bir yana, işgal altındaki bir Kürdistan toprağını özgürleştirme mücadelesidir.
KCK Êzîdîlere rağmen de bir örgütlülük geliştirmiyor. Êzîdîlerin öz örgütlülüğünü geliştirmeye öncülük ediyor. Şengal dahi her yerde halkın kendi öz yönetimini geliştirmesinden yana olduğunu KCK defalarca açıkladı. Bu gizli saklı bir şey de değil. 
KDP suçlama yapmak yerine, halkın örgütlülüğünü güçlendirmelidir. Ulusal kongrenin toplanmasına katkı yaparak, Kürt güçlerinin ulusal cephede toplanmasına yardımcı olmaktır. Kürtler adına yapacağı en hayırlı şey budur. Ya da gölge etmesin o da yeterlidir.