ANF’den Rojwar Karakoçan’a konuşan Şengal İnşa Meclisi Başkanı Xıdır Salih, şunları söyledi: “3 Ağustos 2014’teki katliam üzerinden iki yıldan fazla bir zaman geçti. Rabia DAİŞ tarafından alındıktan sonra Şengal yaklaşık 4-5 ay çeteler tarafından kuşatıldı. Ardından kuzey tarafı kurtarıldı ancak dağda kalan Êzîdîler kurtarılmadı. Siyasi bir ambargoya maruz kaldı. KDP’ye minnet etmeyiz, ideolojik-politik olarak da yaptıklarına anlam veriyoruz. 12 bin pêşmerge ve KDP’ye bağlı polisler ferman esnasında buradaydı, herhangi bir çaba, direniş sergilemeksizin kaçarak yüz binlerce günahsız insanımızı DAİŞ’e bir nevi teslim ettiler. Êzîdîlere bunları yapanlar, halkı açlığa terk etmekten, en temel insani ihtiyaçlarını karşılamasını engellemekten, ambargo uygulamaktan çekinmeyeceklerdir.


Tek hat da kapalı durumda

Şengal ve Duhok arasında bulunan Cisre Sihela resmi olarak Güney Kürdistan bağlantısının sağlandığı tek hat ve KDP’nin keyfi uygulamaları, engel ve tehditleri yüzünden fiili olarak halka kapalı durumda. 200-300 bin Êzîdî hala Güney Kürdistan’daki kamplarda kalıyor. Çoğunun evleri, akrabaları Şengal’de. Yani isteseler de istemeseler geliş-gidişleri zorunlu. Yaralanma, hastalık, ölüm durumlarında ziyaret olsun, ya da buradaki öğrencilerin okulları, halkın ihtiyaçları söz konusu olduğunda Güney Kürdistan ile iletişim zaruri bir ihtiyaç oluyor. Yine Laleş, Şexan orada, daha önceden de binlerce Êzîdî Güney Kürdistan’daydı. Dolaysıyla kimsenin yolları kapama, ambargo uygulama gibi bir tutumu haklı görmesi ne ahlaki, ne hukuki ne de insanidir. 


DAİŞ’in elindeyken bile kapatmadı

Bu şekilde halkı istedikleri noktaya çekerek soykırımı engelleyen, halkı kurtaran güçlere karşı tutum almaya zorlamak istiyorlar. Bir taraftan Şengal’in Kürdistan’a bağlı olduğunu söylüyor, diğer yandan ambargo uyguluyor, Duhok-Şengal hattını kapatıyor. Musul DAİŞ’in elinde olduğunda dahi o hattı kapatmadı, DAİŞ ile ticareti sürdürdü. Şu an da Musul’daki Araplar Güney Kürdistan’a gelip gidebiliyor. Ama söz konusu Şengal olduğunda ambargo uygulanıyor, yani bize karşı tahammülleri DAİŞ gösterdiklerinden çok daha az. Bu noktada aslında İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) raporu oldukça geç. Çünkü onlarca kez şikayetlerimizi iletmiştik, çağrılar yapmıştık. Avrupalı güçlerin Şengal’de uygulanan ambargodan da haberleri vardı.


3 Ağustos öncesine dönmeyeceğiz

KDP, Şengal’e geri dönüşleri bilinçli olarak engelliyor. Açlığa ve yoksulluğa terk etme, baskı ve ambargo uygulama siyasetinin, halkı kendi etki ve denetimlerine alma, kendilerine muhtaç kılma amaçlıdır. Diğer yandan fermandaki ihanet gerçeğini, kendi rollerini unutturma ya da kendi yanına çekerek halkı etkisiz kılma amacı güdüyorlar. Ben onunla olursam eksiklerini, yanlışlarını ifade edemem, ancak ondan bağımsız olursam onu eleştirebileceğimizi, boyunduruğuna girmeyeceğimizi ve minnet etmeyeceğimizi biliyor. Yolları kaparken, ticareti engellerken, ambargo uygularken güttüğü temel amaç bu. Sinune’deki doktor bile Almanya’ya gitti, tıbbi malzeme ambargosu sürerse gelmem diyor. Yine DAİŞ zulmüne katliamlarına karşı direnmiş, topraklarını terk etmemiş, dağda yaşayan binlerce insan kutlanması, onurlandırılması gerekirken kaçak yaşamaya zorlanıyor, ambargoya, açlığa terk ediliyor. 

Şengal’de KDP siyaseti yenilgiye uğradı. Eğer halk dönecek olursa bunların çoğunluğu 3 Ağustos öncesine dönmeyecek, bunu kabul etmeyecek. 3 Ağustos öncesi siyasi statüyü, KDP tahakkümünü reddedecektir. Bu durum KDP’nin Êzîdîlere karşı herhangi bir güveninin olmadığının da göstergesi oluyor. Parti üyesi, merkez üyeleri, pêşmerge komutanı olan Êzîdîlerle oturup sohbet ettiğimizde kendileri de KDP’ye herhangi bir güvenlerinin olmadığını belirtiyor. Ancak ailelerinin orada (Güney Kürdistan’da) olduğunu, çocuklarının onların okulunda okuduğunu, ekonomik bağımlılıklarının olduğunu ve dolayısıyla zorunluluktan orada olduklarını ifade ediyorlar. Tüm Şengal ve bölge çetelerden özgürleştirildiğinde, normal koşullar tekrardan oluşturulduğunda tüm halkımız topraklarına dönecek ve ihanete ve tüm bu şantaj ve tehdit siyasetine gerekli yanıtı verecektir.


Gerillanın varlığı bahane ediliyor

HRW raporunda da belirtilmişti; gerillanın buradaki varlığı gerekçe olarak gösteriliyor. Ancak bu gerçekçi, inandırıcı bir gerekçe değil. Yüz binlerce insanın aç bırakılmasının, ambargo uygulanmasının nedeni bu olamaz. Özgürlük bilinci ve ruhu ile Şengal’e ulaşarak halkı kurtaran gerillanın, senin vereceğin birkaç lokmaya ya da yardıma ihtiyacı yok zaten. Kendisi gerekli tedbirleri alarak, halkının özgürlüğü için mücadelesini sürdürebilir ve yine gerektiğinde kendini feda edebilir. Onların karınlarını doyurma, maddi yaşam imkanlarına sahip olma gibi dertleri olmadı hiçbir zaman. Ve biliyor hayatları da söz konusu olsa kendisini ezilenler için feda edenler hiçbir şekilde onun ayağına gitmeyecektir, bu siyasetin temel hedefi Şengal halkıdır.”