Geçemezdi...
Geçemezdi çünkü geçmeye çalışanları hep mayın vurdu; kurşun aldı. Roboskî gibi katliama uğradı. Önlerine bentler, sınırlar, çitler, örgüler çekildi. Hendekler kazıldı, duvarlar örüldü.
Böylece Kürtler kendi ülkesinin, kendi toprağının “esiri”, “mahkumu”, “firarisi” oldu. “Kaçakçı“, “terörist” sayıldı, öyle anıldı. Yasaklandı. Acısını da sevincini de gizledi, gizli yaşadı.
* * *
Güney, Kuzey’e benzedi. Herkes ulusal konferans “demokratik birlik ve dayanışma” beklerken KDP rejimi, sömürgecilere öykündü. Küçük Güney’den Kuzeye geçmeye çalışan Saada Darwich kurşunlara hedef olurken; Güney’de de baskılar yoğunlaştı. Demokratik Kürt kurumları, basın-yayın organları KDP yönetimi tarafından basıldı. Çalışanlar gözaltına alındı. Kendi toprağında “mülteci” duruma düşen insanların yolu, suyu kesildi.
Kürtler kendi ülkelerinde yine kendilerine karşı kapalı kapılar, bentler, hendekler gördü…
Kuzey’in 90’lı yılları adeta Güney’e taşındı!
KDP ile Türkiye arasındaki siyasi ve ticari ilişkiler sıklaştı. Petrol “ortak payda” haline gelirken, Kürt hareketi ve Rojava “ortak sorun” oldu!
* * *
Duruş şu ki: KDP’nin yürüttüğü “politik arındırma harekatı” Türkiye’nin sömürgeleştirme politikasının bir parçası…
Güney, özellikle Rojava karşısında Türkiye’nin, etkin psikokültürel silahı gibi... Türkiye KDP üzerinden ve KDP eliyle Rojava’yı kuşatıyor.
Bu ise yorumlandığı gibi sadece bir “akıl tutulması” değil; Bu tutum, KDP’nin siyasal çizgisi kadar, ideolojik yapısına da son derece uygun.
KDP’nin Rojava tutumundaki ideolojik geri plan çok keskin: Tekçi aşiretçi Güney’e karşı Komünal Küçük Güney, toplumsal model olarak da KDP’yi zorluyor ve giderek alternatifleşiyor. Gericilik, tutuculuk, işbirlikçilik KDP’de somutlaşırken, ilericilik, demokratik aydınlanma ve çözüm Rojava ile açığa çıkıyor.
Rojava Devrimi, Güney oluşumunu eskitiyor. KDP ailesini rahatsız eden, zorlayan da bu…
* * *
KDP ile AKP’nin politik çizgisinin, sorunlar karşısındaki tepkisinin giderek çok daha benzeştiği kesin…
Süreç de böyle gelişiyor. Bu “Tutum Ortaklığı”nın daha hangi trajedilere, hangi yıkımlara yol açacağı ise meçhul…
Güneyin giderek çok daha sömürgecilik ilişkilerine alınması, bu “ortaklığın” Türkiye lehine ağırlık kazanması anlamına geliyor.
Bundan böyle Türkiye, KDP’nin bölge ve Rojava politikasını belirlemede çok daha belirleyici olabilir. Kürt hareketi ve Rojewa’ya karşı çok daha organize ortak hareket ve operasyonlar gelişebilir.
Bu da çözüm sürecini sekteye uğratır.
* * *
Kardeşimizin yazdığı gibi, “O kahrolası sınırdan; bomba geçti, şeriatçı katiller geçti, roket geçti, yağma malları geçti de... İki çocuğu ile Saada Darwich geçemedi.”
Her yurttaşın özgür yaşaması, seyahat etmesi, dolaşması, kendi tarihini yapması için sınırlar, hendekler, kapalı kapılar değil, ortak coğrafyanın özgür eşit yurttaşları olmak, kardeşleşmek, demokratik ulus bilinci ve birliğini geliştirmek bir ihtiyaç…
Sömürgeci hevesleri bitirecek tek şey de bu…
KDP-Türkiye ‘tutum ortaklığı...’