
İtirazlar, arayışlar ve direnişler nasıl sonuçlanacak, sürece kimler öncülük edecek, hangi güçler daha fazla örgütlenip etkili olacak? Bütün bunlar hareketli bir etkileşim, iç ve dış hazırlıklarla, mücadelelerle sürecek. Türkiye’nin en devrimci ve etkileyici, değişime zorlayıcı gücü Kürt siyasi hareketi olarak tarih sahnesine çıktı. Türk ordusu Kürtlere karşı yüzyıllık konumlanmaya rağmen savaşı kaybetti denilebilir. Kemalist rejimin aşılması Türkiye’yi demokratik temelde yapılandırma imkanı yarattı. Ekonomik ve toplumsal gelişim de değişim imkanını ve ihtiyacını daha arttırdı.
Türkiye’de sol ve demokrasi güçleri güçlü olmadığı ve süreci yönlendiremediği için meydan yine rejim içi güçlere AKP gibi partilere kaldı. AKP iktidar olmak ve devlete yerleşmek için yenilikçi ve reformcu görünmeye çalıştı ama esas itibarıyla milliyetçi ve devletçi bir ideolojiden beslenmiş ve iktidara göz dikmiş güçlerin bir koalisyonu biçiminde sahneye çıktı. İktidarını pekiştirdikçe ve devleti ele geçirdikçe giderek otoriter ve kendi meşreplerine uygun yeni bir Kemalist rejim kurmaya ve değişimi frenlemeye çalıştılar.
Türkiye’de mevcut durumda AKP en etkili güç. Bundan sonra değişim hareketleri ve arayışlar artık AKP iktidarına karşı mücadele etmek zorunda kalacaklar. Nitekim Gezi eylemlerinde de görüldüğü gibi halk hareketlerine ve değişim taleplerine karşı AKP devleti arkasına alarak muhalif olanları ezmeye ve dışlamaya çalıştı. Bundan sonra da demokrasi ve özgürlük mücadelesi bu gerçeğe göre şekillenmek ve örgütlenmek durumunda.
Kürtler için de değişim ve mücadele giderek daha kapsamlı bir hal aldı. Artık Ortadoğu’yu etkileyen ve gelişmelerden etkilenen dinamik bir halk haline geldiler. Kürtlerin komşularıyla ve dünyayla olan ilişkileri ve etkileşimleri de önderlik eden siyasi akımlara göre ortaya çıkıyor. Rojava’daki devrimsel gelişmelerle birlikte Kürt dünyasındaki siyasi hareketlerin nitelikleri de daha fazla anlaşılır ve görünür oldu. Bunlara genel hatlarıyla değinmekte fayda var.
Kürt dünyasında gelişmelere yön veren ve ağırlığı olan iki ana akım sözkonusu. Birincisi geleneksel ilişkilere dayanan Barzanilerin liderliğini yaptığı KDP hareketidir. Diğeri ise Önder Apo’nun liderliğini yaptığı, devrimci ve yenilikçi akım olan PKK’dir. Bu iki hareket dışında Kürdistan’da çok sayıda örgüt ve parti bulunmaktadır. Ancak bu hareketlerin hepsi bu iki akımın ara tonları olarak değerlendirilebilir.
KDP Kürtler içinde ortaya çıkan en eski hareketlerden biridir. Mele Mustafa Barzani’nın uzun yıllara dayalı liderliği onu tüm parçalarda tanınır ve etkili kılmıştır. KDP diğer parçalardan sürekli destek görmüştür. Şu veya bu şekilde diğer parçalarla ilişkileri de olmuştur. Ancak hiçbir parça Güney’e, KDP’ye dayanarak devrimsel bir mücadele geliştirememiştir. Hiçbir parça KDP’ye dayanarak savaşı ve direnişi özgün ve etkili biçimde ayakta tutamamıştır. KDP tüm hareketleri kontrolüne almaya ve başını ağrıtacak kadar etkili, güçlü olmasına razı olmamıştır. KDP’ye dayanarak büyümüş ve mevziler kazanmış bir Kürt hareketi yoktur. Diğer parçaların devrimi onlara dayanarak herhangi bir başarı sahibi olmamıştır. Onlara en yakın durmaya çalışan İran KDP’si de iflah olmamıştır.
Rojava devrimi KDP’nin bu geleneksel çizgisini çok net biçimde ortaya koymuştur. Önder Apo’nun çizgisi ve çalışmalarıyla Rojava Kürtleri büyük bir sıçrama yaptılar. Hızla olanakları değerlendirerek kendi yönetimlerini oluşturmaya ve kendilerini korumaya çalıştılar. Rojava’nın bu çıkışı tüm Kürtlerde büyük bir sevinç ve heyecanla karşılandı. Yurtdışındaki ve diğer parçalardaki tüm Kürtler devrimi sahiplendi ve kendilerine olan özgüvenleri arttı. PKK ve çevresindeki tüm oluşumlar Rojava için gereken desteği sundular, kendi devrimleri olarak gördüler. Ancak aynı yaklaşım KDP açısından ortaya konulmadı. Rojava’daki en etkili ve örgütlü güç olan PYD’yi mümün olduğu kadar ilişkilerin dışında tutmaya çalıştı. PYD ile ortak çalışma yerine AKP Hükümeti ile ortak çalışmaya çalıştı. Rojava’da PYD’yi de bir Kürt hareketi olarak görme ve kucaklama yerine kendilerine yakın bazı işbirlikçileri bulup onları ne çıkarmaya çalıştılar. Şimdi de mümkünse PYD’yi Cenevre görüşmeleri dışında tutmaya ve tabanı olmayan bazı Kürt gruplarını temsilci diye sunma peşindeler.
Öcalan çizgisi tüm parçaları birbirine yaklaştırıp devrime ve özgürlüğe yürütürken, KDP çizgisi ise hala gizli kapaklı ilişkilerle Kürt halkını başka güçlerden medet umar hale getirmeye çalışıyor. Normalde KDP de Rojava için imkanlarını seferber etmesi gerekirdi. Oradaki Kürt örgütleri içinde ayrım yapma yerine hepsini kucaklamalıydı. Üstelik Rojava Kürtlerine en kritik zamanlarında destek vermeyip sınır kapısını kapatıp ambargo uygulayan bir güç olarak tarihe geçen bir hareket oldu.
Kürt halkı bu iki akım arasındaki farkı pratikte görüyor, onun için tercihini özgürlük ve mücadele tarafından yana yapıyor. Sınırları ve örülen duvarları tanımıyor. Özgürlük ve demokrasi çizgisi etrafında birleşmeye devam edecektir.