KDP yöneticilerine…

Forum Haberleri —

19 Kasım 2020 Perşembe - 23:00

  • Kürt halkı, bu hassas süreçte Mesud Barzani’den diyaloğa ve barışa ilişkin bir açıklama beklerken, Barzani kendisinden beklenmeyen, konumuna denk düşmeyen bir açıklama yaptı. Savaş ilanı anlamına gelen bu açıklama, Kürt halkının yararına mı?

MAŞALLAH ÖZTÜRK

Güney Kürdistan’da ciddi bir gerilim yaşanınıyor. Kürt yurtseverleri bunu endişe ile izliyor. Bu gerilim, izlediğiniz politika, basınınızın yaptığı kışkırtma ve karalamalarla, tezgahladığınız kirli provokasyonlarla ve insan kaçırmaya varan icraatlarlarınızla bir savaşa doğru ilerliyor.

Siyasi gözlemciler, analistler en önemlisi de Kürt halkı, TC ve ABD’nin, PKK’yi tasfiye etme planı yaptığını, bu kirli planın içinde, sizinde oldunuzu söylüyor. Aynı zamanda da bu yönlü bir operasyon için kapsamlı bir hazırlık yaptığınızı belirtiyor. Siz bu planın içinde misiniz? Değilseniz, neden PKK gerillalarının konumlandığı her yere askeri yığınaklar yapıyor, gerillanın manevra alanlarını daraltmaya çalışıyor, her gün gerilimi artıran provokatif açıklamaklar yapıyor, TC’nin ağzıyla konuşuyorsunuz?

Mesud Barzani’nin, Selahattin’de MİT yöneticileri ile yaptığı üç saatlık görüşmeden hemen sonra, PKK gerillalarının konumlandığı alanlardan biri olan Garê’ye zırhlı araçlar eşliğinde ağır silahlarla donatılmış peşmerge birliğini göndermenizin anlamı nedir?

Kürt halkı, bu hassas süreçte Mesud Barzani’den diyaloğa ve barışa ilişkin bir açıklama beklerken, Barzani kendisinden beklenmeyen, konumuna denk düşmeyen bir açıklama yaptı. Savaş ilanı anlamına gelen bu açıklama, Kürt halkının yararına mı? Bu açıklama, Mesud Barzani’nin “Biz, Kürt’ün kavgasına son verdik” söylemine denk düşen bir açıklama mı?

Bu noktadan devam edelim. Türk devleti size her dayattığında, ezberletilmiş bir ayet gibi huşu içinde ”PKK Başûr’dan çıksın” diyorsunuz. Neçirvan Barzani hatırladıkça bunu tekrarlıyor. Mesud Barzani’de son demecinde bunu tekrarlamadan edemedi. Sağa sola kıvırmadan söyleyin, PKK, neden Başûr’dan çıksın? Başûrê Kurdistan; Kürdistan da bütün Kürtlerin ülkesi değil mi? Her Kürt’ün her yerde kalma, orada yaşama ve orada Kürt halıkın düşmanlarıyla mücadele etme hakkı yok mu?

Tabii ki var...

Hiç bir Kürt, başka bir Kürt’e, sen şuralısın, sen buralısın, sen şurda yaşayacaksın, sen şurda mücedele vereceksin, sen şurda öleceksin deme hakkı ve haddi var mı?

Tabii ki yok...

Siz, hiç sokaklara indiniz mi? Halka kulak veridiniz mi? Hewlêrli, Süleymaniyeli, Amedli, Wanlı Kürt, “Em brakujî naxazin” diyor. Bu sizin için bir anlam ifade etmiyor mu?

Kürtler arası bir savaşın Kürtlerin yararına olmayacağını, TC’nin işine yarıyacağını, 74 yaşındaki Hewlerli Gelavej ana biliyor da, siz bilmiyor musunuz?

Yalan ve karalama makinesine dönüşen yazılı ve görsel basınınınıza ne diyeceksiniz. PKK’ye yönelik çirkin bir karalama ve savaş kışkırtıcılığından başka bir şey yapıyor mu? Bu durum tüm Kürtleri rahatsız ediyor. Sizler de, bir parça rahatsız etmiyor mu? Sizce, TC basınının PKK için kullandığı dil ile, sizin basınınızın PKK için kullandığı dil arasında bir fark var mı? Basın ahlakına uygun düşmeyen, hatta küfürlere varan bu dil hoşunuza gidiyor mu?

TC’nin, Kuzeydeki siyasi soykırımını, Medya Savunma Alanlarını bombalamalarını bir yana bırakalım. Türk devleti zırt pırt Rojava, Şengal ve Mexmûr’u bombalıyor. Bunların ikisi Güney Kürdistan sınırları içinde, bunların bombalanmasından acı duyuyor musunuz? Buna ilişkin hiç bir tepki verdiniz mi? Halkımız, Türk bombardımanları altında inim inim inlerken rahat uyuyabiliyor, Kürt çocuklarının çığlıklarını his ediyor musunuz?

Başûr halkı yoksulluk cenderesinde sıkışmış, açlık ve sefalet içindeyken, petrol gelirlerinden ihale vurgunlarından, gümrük kapılarından çaldığınız paralarla devasa alış veriş merkezleri ve beş yıldızlı otelleri yan yana düzmeniz, yabancı bankalara para istif etmeniz ahlaki ve vicdani mi?

Olmazsa olmaz bazında Kürt halkının ihtiyaç duyduğu ulusal birlikten neden kaçıyorsunuz? Tüm Kürt parti ve örgütlerin aksine neden bunu istemiyorsunuz? Herhalde ulusal demokratik bir birlikten, istediğiniz gibi at oynatamayacağızdan, halkımızın dile getirdiği gibi artık eskisi gibi çalıp çırpmayacağınızdan mı korkuyorsunuz?

Neden Kürt yazar, sanatçı, akademisyen, kanaat önderleri ve yurtsever halkımızın birlik çağrılarına; KNK’nin başlattığı diyalog, ulusal birlik girişimlerine bir cevap vermiyorsunuz? Niye birlik çalışmalarına katılmıyor, bunu gündeminize almıyorsunuz? Ne o, sizin buna bir ihtiyacınız yok mu?

Önemli ve sizleri de yakından ilgilendiren bir soru ile devam edelim. Sizin egemenlik sahanızda, PKK Merkez Komite üyeleri Zeki Şengali, Garip Diyar ve Kasım Engin katledildiler. Kürt kamuoyu, özellikle güneydeki halkımız, “Türk uçaklarına koordinatları KDP verdi. Bu şehitlerin kanında KDP parmağı var” diyor. Kürt halkına göre bu cinayetlere iştirak etmişsiniz. Ciddi bir töhmet altındasınız. Sahi... Bunda parmağınız yok mu? Yoksa, neden susuyor, neden bir açıklama yapmıyorsunuz? Unutmayınız ki, “sükut ikrardan gelir.”

Sizin Kuzey Kürdistan’daki mücadeleye düşmanlık ettiğiniz belli. Bunu da açık açık yapıyorsunuz. İ-PDK Genel Sekreteri Süleyman Muini’yi, ardından da İran pasdarlarıyla birlikte iki bin İ-KDP gerillasını katletmenizden sonra Doğu Kürdistan’daki Kürt örgütleriyle de aranız limoni. Hal böyle iken, Rojava’ya olan ilginizin esbab-ı mucibesi nedir?

Rojava’ya olan aşkımızdan kaynaklanıyor mu diyeceksiniz? Böyle ise, Rojava’daki halkı aş ile terbiye etmek, isteminize, Rojava’yı teslim almak için Semalka sınır kapısını kapatıp, yıllarca ambargo uygulamanıza, Rojava sınırında hendek kazmanıza, elininizi Rojava’ya uzatarak orayı sürekli karıştırmanıza ne diyeceksiniz? Yoksa buna da aşkımız bitti mi diyeceksiniz?

Yine Rojava ile devam edelim. Ankara’nın kucağına oturmuş, iflah olmaz bir kaç hain zibididen oluşan ENKS’yi alternatif olarak Rojava’ya sürmenizin anlamı nedir? Her karış toprağı şehit kanıyla sulanmış Rojava’nin yönetimine bu hainleri ortak etmemiz bir vicdan harcı mıdır? Sizin kantar bir kere olsun doğru tartmaz mı? Düşmana tek bir taş atmamış, düşmana bir küfür bile etmemiş, hatta EL-Nusra çeteleri ile birlikte Halep’te, Efrîn’de Kürt yurtseverlerine kurşun sıkmış, kanlarına girmiş ENKS’yı, PYD ile bir tutmanın kıstası nedir?

Bilmem farkında mısınız? İki yıldır Mexmûr halkına yönelik ambargonuz ve Mexmûr halkına yaptığınız zulüm tam anlamıyla bir vahşet. Türk devletinin istemiyle Mexmûr halkını açlıkla terbiye etmeye, teslim almaya ve yurtseverlik duygularını öldürmeye çalışmanızın, insanlıkla, yurtseverlikle Kürtlükle, bir alakası var mı?

Peki... Şengal’deki halkımızdan ne istiyorsunuz? DAİŞ onları kırımdan geçirirken onları korudunuz mu? Arkanıza bakmadan kaçmadınız mı? Kendilerini korumak, yeni bir soykırımla karşı karşıya gelmemek için, demokratik bir yapı oluşturmuşlar. Oluşturulan bu siyasal demokrat yapının size ne zararı var? Neden elinizi, ayağınızı oradan çekmiyorsunuz? Hem onları düşmana teslim edip kaçıyorsunuz. Hem de onlara “sizi biz yöneteceğiz” diyerek Şengal’e geri dönmek istiyorsunuz. Sizin, Şengal halkının yüzüne bakacak, yüzünüz var mı?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.