
Doğu Kürdistan’da büyük bir kahramanlık örneği ve trajedisi olan Kela Dimdimê direnişi: Doğu Kürdistan’da Xano Lepzerin öncülüğünde 1608 yılında gelişen direniş Urmiye’den Bradostlara kadar uzanan bir alanda vuku bulur. Safevilerin Şahı olan Şah Abbas bu mıntıkada Kürtlere boyun eğdirmek için onlarca kez seferler düzenler. Her seferi bir fiyaskoyla sonuçlanır. Saldırılar fiyaskoyla sonuçlansa da, Safeviler her saldırılarında onlarca köyü talan ederler ve kimi zamanda yakıp yıkarlar. Bunun üzerine Xano’nun öncülüğünde Kürtler bir kale yaparlar. Kaleyi bu aşiret ve konfederasyonun tümünün girebilecek şekilde tasarlarlar. Uzun süren bir uğraş ardından çevresi surlarla örülü güçlü bir kale yaparlar. Öyle ki, geçişleri ve kaleye gelen su kanalları gizlidir. Yani dışarıdan çok uzaklardan kaleye hem girişler ve çıkışlar yaptırılmıştır, hem de derinlerden su çekilmiştir.
Alan; Tergever, Mergever, Bradost ve Şino alanlarıdır. Bu kez 1608 yılında Şah Abbas en tanınmış komutanıyla yüz binlik bir orduyla Bradostların üstüne gider. Kürtler önce gerilla tarzı vur kaçla, pusu atma ve ani vurmalarla cevap verirler. Önemli bir direniş ortaya çıkar. Ancak yüz binlik orduyu böyle alt etmek zor görünmektedir. Bunun üzerine Bradostların büyükleri (ru spileri), danışmanları bir araya gelerek Kaleye çekilmeyi ve kalede direnişlerini sürdürme kararı alırlar. Direniş Bradost’ta gerçekleşir. Yukarıda ifade edildiği gibi Bradost aşiretini ve çevre halkını da kale içine alırlar. Ve yılları alacak bir direniş baş gösterir.
Şah’ın tüm saldırıları püskürtüldüğü gibi direniş dimdik ayakta durur. Şah büyük kayıplar verir. 18 ay boyunca Şah Abbas’ın ordusu hep bozguna uğratılır. Şah yenilgi ile yüz yüze gelir. Büyük kayıplar veren Şah’ın ordusunda dağılma işaretleri gelişir. Şah Abbas bu şekilde Xano Lepzerin'i ve konfederasyonunu yenemeyeceğini anlayınca Pers egemenlerinin tarihlerinde meşhur olan hile ve sinsiliklere başvurur. Pers egemenlerin en meşhur olan hilelerinden biri karşı cepheyi yararak, birilerini ya da bazılarını yanına alıp kaleyi içten fethetme taktiğidir. Kalenin yapımında yerini alan Mahmut ile ilişkiye geçer. Ona büyük vaatlerde bulunur. Mahmut ihanet eder. Şah Abbas’ın safına geçer. Kalenin gizli geçitleri ve su kanallarını Şah Abbas’ın ordusuna gösterir. Kalenin suyu kesilir. Direniş kırılır. Xano’ye Lepzerin teslim olmayıp, kendisini kale surlarından aşağı atarak yaşamına son verir. Mîr Lepzerin’in annesi olan Guhar Hanım’ın daha önce kalenin her tarafına yerleştirdiği barutları ateşleyerek tüm kaleyi içindekilerle birlikte teslim olmayıp havaya uçurduğu da anlatılan başka bir gerçekliktir. Tarihte özelde de Kürdistan tarihinde her zaman kahramanlık düzeyinde direnişler yaşanmıştır. Lakin teslim olmaktansa, toplu olarak bu şekilde yaşamlarına son vermek belki de Kürdistan tarihinde ilktir.
Bu görkemli direniş karşısında ihanetin ise yaşayacağı en aşağılık durumdur. Direniş sürecinde ihanet eden Mahmut bu ihanetin karşılığında canından olur. Şah Abbas onu ödülünü vermek için yanına çağırır. Sonra onu topun ağzına koyarak, barutu ateşler. Mahmut’u bir ateş topu olarak fırlattığı söylenir.
Evet, Kale Dimdimê direnişi bu şekilde belki de Kürdistan tarihinde bir ilktir. Böyle sonuna kadar direnip de düşmana karşı geri adım atmama var mıdır? Muhtemelen vardır, ancak bu şekliyle çok azdır. Bu şekliyle direniş çok sonraları Kürtlerin gelişecek olan ulusal kurtuluş savaşında görülecektir. Kürdistan özgürlük direniş geleneğinde bu tür direnişlere sıkça rastlanılır. Son mermisine kadar çarpışarak şahadete gitme, hem de çoğu zaman ya son mermisini ya da son bombasını özgürlüğe, adalete, eşitliğe olan inanç temelinde kendisine sıkmalar ve patlatmalar çokça görülmüştür. Sömürgeciliğe, işgalcilere ve de faşizme karşı boyun eğmeyerek, iradesini sağlam tutarak gösterilen direnişler dediğimiz gibi sayısı özgürlük tarihinde az değildir.
Şimdi böyle boynu bükülmez bir direnişi daha yaşıyoruz. Kobanê… Bu kez dar çapta sergilenen bir direniş olmuyor. Tüm bir şehir direniyor, bir halk direniyor. Özgürlük için, adalet için, eşitlik için ve de gelecek aydın yarınlar için…
Evet, bu kez yeni bir direniş ama daha kapsamlı bir şekilde yaşanıyor. Aynen Kela Dimdimê’deki gibi. Cümle iblisler saldırı üstüne saldırılar götürüyorlar. Dünyanın en gelişmiş son teknikleri de ellerinde. Sayıca çok fazlalar. Onlara arka çıkanlar da az değil. Sömürgeci TC devleti sadece bunlardan bir tanesi. Arap aleminin en gerici, en zorbacıları ve de besleyerek bugünlere getiren emperyalist parababaları. Ve tabii bir de köşesinde sessiz sedasız duran Siyonizm…
Kobanê direniyor. Kobanê’de direnen elbette sadece Kobanê değildir. Kobane’de direnen tarihi Kürt direnişçiliğidir. Özgürlük aşkıdır. Adalete ve eşitliğe olan inançtır. Kendi kendini yönetmeye olan tutkudur. Bağımsızlık ruhudur. Onurlu yaşama sevdasıdır. Ve de her şeyden daha fazla ise insan olma gururu ve onurudur.
Evet, bir şehir direniyor. Aynen Kela Dımdımê’deki gibi. Evet, bir şehir direniyor, hem de tarihe yaraşırcasına. Özgürlük sevdasına yaraşırcasına. İnsan hayallerinin büyüklüğü ölçüsünde özgür ise özgür hayallere yaraşırcasına. Güneşin sıcaklığına yaraşırcasına.
Ve de: "Hiçbir şey uzun yaşamaz toprak ve dağlardan başka, atalarımız gibi biz topraklarımızda özgür yaşamak istiyoruz. Onlar topraklarında özgür yaşamak için yüzyıllar boyu savaştılar” diyen Kızılderililere yaraşırcasına...
Ülkem kadar özlem, Ülkem kadar sevgi, Ülkem kadar yalın diyerek özgür bir ülkeye yaraşırcasına…
Ve de Kale Dimdimê direniş geleneğini sürdüren Kobanêlere yaraşırcasına, her gün, her yerde, her an yeniden yeniden Kobanê diyerek özgürlük ruhuna yaraşırcasına meydanlara ve özgürlük dağlarına akarcasına…