Mayıs ayında, olgunlaşmış baharı karşılar Kürdistanlılar. Baharın bu demi, taze duyguların gün gün olgunlaşmasına, yaşamın içinde hücre hücre yer edinişine, her bir hücrenin ona anlam veren her bir yüreğe can verişine tanıklık eder. Tanıklık ettiği kendisidir bu demin. Baharın olgunlaşması, tüm mevsimlerin seyrine dair bir fikir verir, kendi rengini tüm aylara verir.
Mayıs ayı, Kürdistan özgürlük mücadelesinde ve Türkiye devriminde faşizm karşısında onurlu direnişle, baş eğmemeyle ve zafere yürüyen adanmışlıklarla bilinir.
Mayıs’ta bizler, bu direnişin anlatılarıyla, destansı tanıklıklarıyla ve ezgileriyle kendisi olmakla tanışanlar, bir başka oluruz. Direnişin onurunu, direnenleri tanımanın, onlarla aynı çağda ve aynı yolda olmanın sevincini yaşarız. Bazen onların bugün aramızda olmayışına hayıflanır, hüzünleniriz. Kısa sürer bu. Kendimize geliriz ve onların bizde yarattıklarıyla yaşadıklarının bilinciyle yaşamı karşılarız. Kaypakkaya’nın ser verip sır vermeyişini, Haki Karer’in emek ve bağlılıkta peygamberliğe ulaşan militanlığını, Denizlerin özgür toplum sevdasını, dörtlerin ateşten iradesini, ateşe su dökmenin ihanet olduğunu, Ozan Mizgîn’in gerillanın dağlara yürüyüşünü anlatan ezgilerini ve daha nicesini mayısta bir daha yaşarız.
Bu bahar, tüm bunlara yeni hüzünler, yeni anlamlar ve yeni bağlılık yeminleri ekleniyor.
Rubar Dicle (Hüseyin Poyraz) yoldaşın, Halil ve Murat yoldaşla birlikte şahadetini, bu Mayıs’ta anıyor, şehitler ayının anlamını biraz daha büyütüyoruz. Geçmişin ve geleceğin bir toplamı olan bugünde, bugünün şehitlerinde tarihimizi ve ütopyalarımızı görüyor, hissediyoruz. Rubar yoldaş şahsında her üç arkadaşın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
Rubar yoldaş, kesişmelerin, çelişkilerin ve çatışmaların, çatışmalarda başarıyla çıkmanın ve zafere inancı diri tutmanın devrimcisidir. Tarihlerin ve toplumsallıkların kesiştiği bir coğrafyadır Antep. Rubar yoldaş, bu coğrafyanın ikliminde kişilik kazanmıştır. Hiçbir çelişkisinin üzerinden atlamamış, tüm çelişkileriyle yüzleşmiş, onları çatıştırmış ve gerçek anlamıyla devrimciliğin kemaline ermiş bir yoldaştır. Kişiliğini zamanın tanıklık ettiği anlamlarla sınayarak yaratmış bir devrimcidir.
Sınıfsal olarak emekçi bir aile kökenine sahiptir. Haki Karer’in 18 Mayıs 1977’deki şehadetine, ideolojik öncü grubun cevabı partileşmek olurken, Rubar yoldaş Kürdistan Özgürlük Hareketine katılarak bu cevaba, kendi payını katmıştır. Zira o zamanın devrimcileri için, devrim rüzgarına kapılanlar değil, devrim rüzgarını yaratanlar diyebiliriz ancak. Rubar yoldaş da bu rüzgara katılmış ve rüzgarı büyütmüş, büyük bir kararlılıkla, işgalci faşist Türk devleti karşısında savaşmak için Filistin’e yol almıştır. Tabii bu yol alış öylesine ve tek başına bir yol alış değildir. Rubar yoldaş, adı gibi bir akış yaratmış, tüm ailesiyle birlikte devrim saflarında onurlu bir alan yaratmıştır. Zaten kendisine devrimci soyisim olan Dicle, şehit düşen kızkardeşlerinden birinin adıdır. Filistin kamplarında temel eğitimini gördükten sonra ülkeye gelmiş, gerillanın ilk adımlarını atmıştır. 1983 yılında girdiği bir çatışmada düşmana yaralı olarak esir düşse de büyük bir direniş sergilemiş ve 1991 yılına kadar zindan direnişinde yerini almış, çıktığı gibi de Önder Apo’nun özgürlük alanlarına koşmuştur. Önderlik sahasındaki büyük ideolojik mücadele ve eğitimin ardından yönünü Botan’a vermiştir.
Rubar arkadaş, yaşamın tadını, anlamını heyecanını hiç yitirmeyenlerdendir. Hiçbir çatışma, hiçbir acı, hiçbir yorgunluk onun yaşam enerjisini tüketmeyi başaramamıştır. Yaratıcı, yapıcı olduğu kadar eleştirelliğini hiçbir zaman kaybetmeyen, mücadele vermekten geri durmayan, her koşulda Önder Apo çizgisinde ideolojik mücadele vermeyi varolmanın temel şartı haline getiren bir sarsılmaz Apocu örneğidir O. Çalışmalarında güvenilir duruşu, tüm değerlerin gözü kapalı savunucusu olmanın en başarılı pratiğini sergilemesi, tüm çalışmalarda önemli bir tecrübe sahibi olmasını da getirmiştir. Çalışmalar kadar yaşamda, yoldaşlık ilişkilerinde, eleştiri özeleştiri yaparken de yaratıcı olmayı başarmıştır.
Rubar arkadaş, güçlü devrimciliğin kendi eksikliklerinden, hatalarından sonuç çıkarmakla mümkün olduğunu bilen, yaşayan ve bunu yoldaşlarıyla paylaşarak devrimci açıklık ilkesini zirvede uygulayan bir yoldaştır. Her zaman güler yüzlüdür. Hafif yandan gülüşü ona biraz muziplik ve de aynı zamanda sevecenlik, sempatiklik de katmaktadır.
Rubar yoldaş, 2015 yılının baharında büyük bir heyecanla eğitim sahasına geçti. Uzun zaman beklediği eğitim sürecini bir çocuk sevincinde karşıladı. Tüm ideolojik, teorik, pratik yoğunlaşmaları, büyük bir coşkuyla, kararlılıkla ele aldı, yaşadı. O süreçte gelişen işgalci faşist türk devletinin tüm saldırıları karşısında sarsılmaz bir militan duruş sergiledi. Sorumluluğunu aldığı çalışmayı tek saniye aksatmadı. Bulunduğu ortamın en eski gerillalarındandı, ancak, en genç arkadaşından dahi öğrenmeyi başaran mütevazi militanlığıyla, her arkadaşın gönlünde yer edindi, o gönüllerde bir rubar, bir ırmak akışı yarattı. Ve büyük bir kararlılıkla eğitimini tamamlayıp yönünü yine pratiğe verdi.
Şimdi, olgunlaşmış bir baharın kalbinde, kızkardeşinin dillendirdiği “lê lê rihê” parçasını dinlerken, Rubar yoldaşın bizlere bıraktığı büyük devrimci mirası saygıyla, sevgiyle anıyorum. Bugünkü direnişi zafere ulaştırmak ve amaçlarını gerçekleştirmekten başka, anılarına cevap olmanın yolu yok.
Rubar arkadaşı anlatmak şüphesiz bir sayfaya sığmaz. Kürdistanlı her gencin onu tanıması, yakından bilip duyumsaması gerekir. Ki, özgürlük mücadelemizin nasıl insanların emekleriyle inşa edildiği daha somut görülsün bilinsin.