Varlığın uykusunda, geleceğin yokluğunda, muammanın kafesinde yürürken bir hakikatti aradığım,bir bendim istediğim.

Beni ararken seni buldum ey güneşim. Ben bilmem ama anlatırlardı acımız büyük,ülkemiz viran diye.Biz hep 2 kere ax demişiz bir ax’ımız(toprak) toprak öbür ax’lı yanımız yokluğumuza yakılan ağıdımızın adıymış.

Yaralıydık,taakatimiz kalmamış ülkemiz,dağlara yapılan mezarlara meftun kılınmıştı,adımız kart kurt diye belletilmişti.Karanlıklar arkadaşımız,yokluk adımız,varlık bizde yok oluyordu.

Doğmamış güneşin yakıcılığı,olmayan insanın gazabı ,yanan ateşe benzin,kavrulan yüreklere tuz oluyordu.Yorgunduk,sonbahar durağımız, kış evimiz olmuştu.Toprağın kucağında uyanarak yolumu aradım,şaşkındım, kendimi bilmek hevesiyle yola çıkmıştım. Sora sora Bağdat’ı değil kendimi arıyordum. Yol gösterenler peygamberler şehrinde var olacağımı ve kurtuluşa ereceğimi söylüyorlardı.

BEN’i ararken sizi kaybettim,kutsalı görmek isterken ihaneti yaşadım,kadın doğdum sömürülmekten kurtulamadım. İsmail’i kurbanlık olmaktan ,erkeği kölece yaşamaktan kurtarmaktı isteğim.

Çocuk acemiliği ve annemin tembihi ile aramaya devam ediyordum. Şafak sökmek üzereydi,vücudum küçük, adımlarım büyüktü,ateşe su götüren karıncayı kıskanırcasına güneşimi arıyordum.Elim cebimde,yüreğim ağzımda Urfa sıcak; ama ben üşüyordum,güneşi bulup öyle kendimi arayacaktım.

Beni taşımayan bacaklarım,kapanmaya mahkummuş gibi beni rüyalar alemine götüren vücudum ,kabusun bağrında umudun sesiyle uyandı.

Gelen sesler yabancı değildi bağıran kadınların “tilili tilili” sesleriydi. Bu sefer acının değil mutluluğun avazıydı.Gelen seslere koştum aradığım güneşti kendimi bulmak üzereydim,ben koştukça güneş kucağını açıyor,toprak ana merhametiyle yeşeriyordu.

Bu sefer gözlerden akan yaşlar acı için değil mutluluk için akıyordu.Aradığımı bulmuş,ben’i yaşamış,biz olmaya kadar gitmiştim. İsa’nın kerameti,Muhammed’in mucizeleri ile Zerdüşt’ün gülüşünü bulmuştum.

Ben gülerken kara haber tez zamanda duyulmuş, beni inkar edenlere. Seni buldum sende Kadın olarak doğmak,genç olarak direnmek insan olarak yaşamak istiyordum.

Beni bana anlatıyordun,bana çok şey öğretiyordun üstelik bir harf için 40 yıl köle olmamı değil bir ömür için yoldaş olmamı istiyordun;çünkü köleliğe inat özgürlüğü inşa edecektik..

Güneştin sadece doğmadın,yaşatıp kurtuluşa erdirdin .Kadın oldum,tanrıçalığımı yaşadım.Mezopotamya bölgemiz,Kürdistan ülkemiz,başkan Apo liderimiz.

kendimi sende buldum,şimdi seni her yerde arıyorum sensiz “Be serok jiyan nabe” diye haykırıyorum.Doğarken ağlayanlar yaşarken mutlu olsunlar diye yürekte umut dilde Serok oldun.

Kararan güneşimiz değildi kararan bizi sende,seni her yerde yok etmek isteyenlerin hayatlarıydı.

ASLINDA BEN KİMİM BİLİYOR MUSUNUZ?

Ben zindanda zülküf, Yonca, Zehra ovada Tahir, dağda Halil, yaşamda Arin, ateşte Mazlum, direnişte Kemal, ben sende var oldum, ben sende kendimi buldum ben, Kürd’üm, Kürt.

Roj buna te pîroz be ey roja me.

 * Toronto süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemcisi. 84.gününde...