Kendimizi savunmak zorundayız
Kadın Haberleri —

.
- Tecavüzün, kadın bedeni üzerinden siyasi mesaj içerdiğini ifade eden Figen Aras, şöyle konuştu: “Hukuk ve adalet işleyişinin düzeltilmesi gerekirken, bir yandan da ona hiç ihtiyaç kalmadan kendi kendimizi savunmak, güvenceye almak durumundayız. Dayanışarak, birbirimize destek vererek, birlikte yürüyerek…”
Kadın cinayetleriyle paralel, tecavüz ve çocuk istismarı yaygın ve olağan bir hal aldı. Dünyanın her yerinde kadın ve çocuklara yönelik tecavüz suçu işlenirken, özellikle etnik ve inançsal sorunların yaşandığı, savaş ve yoksulluğun olduğu ülkelerde faillerin cezasız bırakılması, siyaseten destekleniyor.
Türkiye’de yılın ilk 8 ayında, sadece basına yansıdığı kadarıyla 55 kadın tecavüze uğrarken, 40 çocuk da istismar edildi. Kürt kentlerinde asker ve polislerin karıştığı sistematik cinsel saldırılar, tecavüz olağan hale getirildi. Konuyu Amed Kadın Akademisi Üyesi Figen Aras Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Arjin Dilek Öncel’e değerlendirdi.
Tecavüz siyasi mesaj içeriyor
Figen Aras, tecavüzün tek başına kadın bedeninin şiddet yoluyla ele geçirilmesi değil, sömürgeci zihniyetin değerleri gasp edip sömürgeleştirmesi anlamına geldiğini ve kadın bedeni üzerinden siyasi mesaj içerdiğini ifade etti.
Kürt kentlerinde 1990’lı yıllarda tecavüz vakalarının yaşandığını hatırlatan Aras, “Tecavüz politik mesajlar içeriyor. Burada devreye ideoloji olarak milliyetçilik, sömürgecilik giriyor. Yani kadın bedeni, aslında işgal edilip sömürgeleştirilmek istenen coğrafya demek. Aslında o halkın diline, kültürüne, tarihine bütün yaşattığı değerlerine sahip olmak anlamına geliyor” diye belirtti.
İrade kırma eylemi
Kürt kadınlarının mücadelesi sonucu yaratılan değerlerin erkekler tarafından hazmedilmediğini dile getiren Aras, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu direnci kırmak için kadınlara, ‘seni ele geçirdim’ mesajı veriliyor. Bir yanıyla da kadın mücadelesinin kırılması için gerçekleştirilen bir eylemdir tecavüz. Sömürgeci zihniyette kendine ait olmayana sahip olmak, her şeyi ele geçirmek, yok etmek ya da asimile etmek, içini boşaltarak sahip olma duygusudur. Kürdistan’ın sömürgeleştirilmesi sadece yer altı kaynakları ile ilgili değildir. Kürdistan çok kadim bir coğrafya ve kadim bir kültüre, dile, halk direnişine sahiptir. Dolayısıyla faşist iktidarcı zihniyet için en büyük engel, kendi varlık gerekçesi karşında duran direnç ruhunun, o kadim geleneğin yok edilmesidir.”
Aras, Hasankeyf’in sular altında bırakılması, anadilin engellenmesi ve bölgenin dağlarında yaşanan yangınları da, Kürt değerlerine ve kültürüne karşı tecavüz girişimleri olarak yorumladı.
Ülke kadın mezarlığı
Son süreçte artan tecavüz ve kadın cinayetlerine karşı Tevgera Jinên Azad’ın (TJA) başlattığı “Kendimizi Savunuyoruz” kampanyasının önemine de değinen Aras, yaşamın her alanında kadınlara her türlü şiddet ve baskı ile tecavüz yöntemi uygulandığını kaydetti. Bir yanıyla tecavüz ve cinayetlerin arttığını, bir yanıyla da mücadele etmek isteyen kesimlere karşı ciddi saldırılar gerçekleştiğini belirten Aras, şunları ifade etti: “Elbette hukuk ve adalet çok önemlidir ama biz kadınlar beklenti içine girmek yerine, kendimizi savunmak durumunda olduğumuzu biliyoruz. Madem bir tecavüz kültürü var, yirmi dört saat boyunca hem zihinsel hem de fiziksel olarak kendimizi savunmak gibi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.”
“Her gün, her saat saldırı altındaysak her gün, her saat kendimizi savunmak durumundayız” diyen Aras, Türkiye ve bölgenin kadın mezarlığına döndüğünü söyledi.
TJA’nın kampanyası önemli
Kadın cinayetleri ve tecavüzlerin münferit olaylar olmadığını yineleyen Aras, şunları söyledi: “Bu olaylar devletler, hükümetler tarafından beslenen çok bilinçli politikalardır. TJA’nın şiarı olan ‘Kendimizi savunuyoruz’ sadece fiziki olarak savunmak değil, dilimizle, yüreğimizle, aklımızla kendimizi ifade edebilmemiz, kendimizi anlatabilmek, örgütlenebilmek, bu örgütlenmeyi mücadeleye dönüştürmek, mücadeleyi güçlendirmek anlamına geliyor. Hukuk ve adalet işleyişinin düzeltilmesi gerekirken, bir yandan da ona hiç ihtiyaç kalmadan kendi kendimizi savunmak, güvenceye almak durumundayız. Kampanya ile kadın varlığı, kadın hakikatinin açığa çıkarılması amaçlanıyor. Bununla birlikte dayanışarak, birbirimize destek vererek, birlikte yürüyerek, saldırıların kökenine inip ortadan kaldırmanın bir yöntemidir bu kampanya. Bu anlamda değerli buluyoruz.”
İktidarların korkusuyuz
Kadın örgütlerinin ortak hareket etmesi ve kadınların bir araya gelmesinin iktidarın korkulu rüyası olduğunu dile getiren Aras, sözlerini şöyle tamamladı: “Çünkü kadınlar bir araya geldiği, örgütlendiği zaman iktidar sisteminin çökeceğini çok iyi biliyor. Sistemin çöküş temellerini oluşturacak olanlardan biri de kadın cephesidir. O nedenle tüm saldırılara rağmen kadın cephesinde çok büyük buluşmaların, çok büyük mücadele yöntemlerinin gelişeceğine olan inancımız sonsuzdur.”
HABER MERKEZİ















