
Sur ilçesinde yaralı olduklarını ve bir evde mahsur kaldıklarını HDP'li vekillere bildirdikten sonra infaz edilen 7 kişi arasında bulunan Mahsum Gürkan'ın cenazesi paletli panzerlerle ezildi. Gürkan'ın yerde ezilmiş haldeki cenazesinin fotoğraflarını paylaşılan sosyal medya hesaplarında, iki polisinin intikamının alındığı naraları atıldı.
Suikastı yükleyememenin intikamı
Gürkan'ın dayısı Orhan Yakışır, "Tarih Elçi'nin katledilmesini ilk bir kaç gün Mahsum Gürkan ve yanındaki arkadaşına yüklemek istediler. Ancak yapılan incelemeler ve olay anında çekilen görüntüler sonucunda onların bu olayı yapmadığı ortaya çıktı. Yani planladıkları iş, suya düştü. Irkçı refleksleriyle intikam almak istediler. Bugün ortaya çıkan görüntü aslında bunun sonucudur" dedi.
Bu bir devlet refleksidir
Gürkan'ın bu şekilde panzerle ezilmesinin kişisel bir refleksten ziyade tam da bir devlet refleksi olduğunu belirten Yakışır, vahşeti gerçekleştirenlerin devletin kirli ideolojisiyle beslendiklerini söyledi.
Vahşeti saklama gereği duymuyor
Sur'daki saldırıları yöneten Musa Çitil'in 90'lı yıllarda Kürdistan kentlerine uyguladığı vahşeti hatırlatan Yakışır, "Bugün bu insanın tekrar görevlendirilerek buralarda başa getirilmesi aslında devlet mantığının çok da farklı olmadığını gösteriyor. Devlet burada sadece 5-10 yıl Kürtlere karşı bir kamuflaja bürünmüştür. Kürt bu kamuflajın farkına vardıktan sonra devlet artık bunu saklama gereğini duymadan yapıyor" dedi.
Direnenlerin üçüncü seçeneği yok
"Direnenler için üçüncü bir seçenek yoktur" diyerek, Gürkan ve yanında bulunan 6 arkadaşının teslimiyet yerine direnişi seçtiklerini belirten Yakışır, şöyle devam etti: "4 aylık direniş içerisinde nasıl bir vahşet yaşandı. Mahsum'un görüntülerini yayınlayanlar aslında orada neler yaşandığına dair ipucu veriyorlar. Gösterilen bir küçük karedir ve bu çok şey anlatıyor. Bunun gibi gösterilmeyen belki onlarca kare vardır. Bin yıldır kinle ve nefretle yetiştirilen bir nesile bu vahşeti yapmanın imkanı verildi" şeklinde ifade etti.
Yüreğimiz acıdı ama boyun eğdirmedi
Belki ifade edebilecek çok şey var, bu noktada yeterince tarif edilemediğini ifade eden Yakışır, "Hepimizin yüreğini acıtmıştır ama hiç kimsenin boynunu eğmemiştir, kimseyi utandırmamıştır. Aksine onların utancıdır. Bu kadar kinle bu uygulamalar yapılıyorsa yenilgilerinin bir anlamda ortaya çıkışıdır" diye konuştu.
Mahsum ile yaptıkları son görüşmeyi aktaran Yakışır, "Biz 100 günü aşan bir direnişin ardından gelip de kimseye yanlış yaptık, dolayısıyla pişman olduk ve biz hata yapmışız, bu yanlışımızdan dönüp gelip size sığınıyoruz, teslim oluyoruz demeyeceğiz" dediğini ve yeğenin yanındaki 6 kişinin savaşamayacak durumda olduğunu belirtti. Yakışır, onların tek beklentisinin ise halkın gidip kendilerini alması olduğunu söyledi.
Biz size kurban oluruz
Mahsum'un halk için savaştığını ifade ettikten sonra annesine ise "Bizim için üzülmeyin, biz size kurban oluruz ve olduk da. Bizi halk gelip alırsa çıkarız, başka türlü gelip bizi burada öldürebilirler, öldüreceklerdir de muhtemelen ama başka türlü bir davranış içine girmeyeceğiz" dediğini anlatan Yakışır, yeğeni Mahsum'un yaptığından hiç pişman olmadığını söyledi.
Devlet kazanmadı, kaybetti
Yakışır, son olarak şunları vurguladı: "Direnenler kendine yakışanı yaptı. Bunun karşısında o barbarlığı, o vahşeti gösterenler de kendine yakışanı yaptı. Sur'da devlet yenilgi yaşadığı için büyük bir hırs ve öfkeyle vahşet gerçekleştirdi. Hırçınlaşmak, saldırgan ruh hali, yenilginin yansımasıdır. Devlet madem orada kazandı neden bu kadar vahşileşiyor? Bu görüntülerle tatmin edilen bir kitle yaratıldı ama bu, bir gün onlara dönecek."
DİHA / AMED