sorumlu tutmak, cahillik işaretidir.“
Epiktetos
Kendinizi bilmediğiniz zaman bir sorunu kangrenleştirip, altından çıkılamayacak bir durum haline getirebilirsiniz. Mesela Kürt sorunu diye telafuz edilen, ama altında tekci ve imhacı bir Türkiye modernleşmesi projesi yatan, 100 yıllık bir yıkım geleneği ile karşı karşıya kalırsınız. Hala, Kürtlere eşit derecede hak mı “tanımak“ (abiliklerinden olsa gerek) “aman ha bölünmeye götürebilir,“ zihniyetinde olduğu gibi!
Anlaşılması gereken, başkalarını zorla aynılaştırmak amacı güden yalan dolanla beslenmiş ve kurgullanmış bir zihniyetten bahsediyor olmamızdır. Önce Kürtlerin olmadığına kendilerini inandırdıkları gibi, sonra bir anda var olduklarını farkedip, bu defa da doğal haklarını yok saymaya çalışmaktadırlar. Velhasıl kelam yalanı her şekliyle bir sanat gibi işleyerek başkalarına inandırmak isterken, aslında en çok da kendilerinin inandığı bir çıkmaz haline getirmişlerdir.
Antik Yunan şehri Delfi’nin Apollon tapınağının girişinde altın harflerle yazılı olduğu söylenen “gnothi seauton”, yani kendini bil deyimini, erdemleşme yolunun ilk adımı olarak ifade edilir. İnsanın evrendeki sınırlılığı ve anlamı, önce kendisini tanımasıyla, zaaflarını ortaya çıkarmasıyla olabilecek diyalektik bir eylemdir. Hayat bizlere abartıların, yanlış kararların çoğunun kendimizi tanımamamızın veya yanlış tanımlamamızın bir sonucu olduğunu öğretir. Elbette öğrenme erdemini gösterebilenlere.
Türkiye bir tür gariplikler ülkesidir, maalesef yalancıların, kana susamışların değer gördüğü bir diyar. Tarihsel bulgularıyla günümüzü değerlendirirsek, abartısız Nörobiyoloji dalında patalojik vaka diye nitelendirilenlerin, bolca bulunduğu bir ülke olduğunu iddia edebiliriz. Kürt düşmanlığı temelinde herşeyin mübah olduğu, şovenizmin bazı zatların beyin yapısını dahi değiştirdiği bir tür harikalar diyarı.
Elbette, 80 yılı aşkın bir süredir yalanlar üzeri kurgulanmış ve böylesi bir atmosferde şekillenmiş hayatların, beyinlerindeki sinaps ve nöronları kaçınılmaz olarak mutasyona uğramıştır. Aslında psikoloji bilimi açısından araştırılması gereken önemli ve ilginç bir alan.
Türkiye’nin siyasal aktörlerini yalan konusunda uzmanlaşmış sayabiliriz. Ancak işin vahim tarafı bu halleriyle muazzam bir kitle tabanına sahip olmalarıdır. Hiç utanıp vicdan azabı çekmeden kendi ülkelerinin geleceğini ateşe atanlar, kendilerini bilmedikleri gibi Kürt Özgürlük Hareketi’ni de yanlış değerlendirmektedirler.
Gazetemizin okurlarının gayet iyi bildiği gibi ulusal kurumlarımız, uzun süredir operasyonlar konusunda uyarılar yapmaktadırlar. İstenmedik çatışma durumlarında gerillanın kendini meşru savunma temelinde koruyup savunacağı ve bunun sonucunda da kaçınılmaz olarak kanın akacağıdır.
Bunu, yani kanın akmasını ne gerilla ne de aklı başında başka bir insan istemez. Gel gör ki, Türkiye’yi yönetenler bile bile yalan üzerine yalan söyleyerek, Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesi hayali gözlerini bürümüş ve başlarını döndürmüş bir şekilde, işte tam da bunu yapmaktadır.
Her canlının kendini koruduğu gibi, elbette gerilla da kendini koruyacaktır ve bunun sonucu olarak da savunacaktır. Amed’in Farqîn İlçesi’nde çıkan çatışma sonrası ağzını, gözünü ve kulaklarını şovenizmin kiri kaplamış Türk medyası, Kürt düşmanlığı temelinde yine yalan teranelerini kusmakta. Zira onlara göre Kürtler, hadlerini aşıp, şımarık davranmaya başlamıştır ve onların ince oyunlarına da artık kanmamaktadır.
Bu bağlamda Kürdistan’da mevcut etkili savunma her alanda kaçınılmaz olduğu gibi ayrıca anlaşılması gereken de bir olgudur. Çünkü T.C. devleti, Kürdistan‘ın toplumsal dinamiklerini tarumar etmek için elinden geleni yapmaktadır. Devlet tarafından yeri geldiğince bukalemun örneği kontrole alınan Türk medyası bunun iyi bir örneğidir.
Bu bağlamda devlet erki bu aşina ve Kürtler tarafından artık bayağılaşmış yöntemlerle hala Kürdün üzerinde hakimiyet kurmayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla desenformasyon, psikolojik savaş, korkutma, bastırma ve terör estirerek, yalanlarını hala başarı ile sürdürebileceği yanılgısına düşmektedir.
Netice itibariyle Kürtler eski Kürtler değil ve artık kendilerini çok iyi biliyorlar. Demokratik Özerkliğin ilanı bunu çok iyi ifade ediyor ve kardeş olduğunu sürekli ağzından düşürmeyenlerin yalanını bilmem kaçıncı defadır deşifre ediyor.
gulistan_utkun@hotmail.de