Şehir savaşında ilerleme kaydedemeyen çeteler her gün darbe üstüne darbe alıyor. Kobanê’nin doğu cephesindeki şehir savaşına ilişkin konuşan YPG’nin keskin nişancılarından Sidar, çatışan grupların iç içe geçtiğini ve aradaki mesafenin azaldığını belirterek, “Bazen göğüs göğse yaşanıyor çatışmalar. Mesela onlarla aramızda 30 metre var. Ötede bir ev var aramızdaki mesafe 10 metreye kadar inebiliyor. Ben de burada kanas kullanıyorum. Bu silah şehir savaşı için çok iyi. Geçtiğimiz gün bu silahla beş işgalciyi indirdim. Daha çok bunları kullanıyoruz” diyor.

Saatlere göre değişiyor

“Kent savaşında çatışmaların ne zaman çıkacağı belli değil” diyen Sidar, anlatmay adevam ediyor: “Her an tetikte olmak gerekiyor. Gece de gündüz de çıkabiliyor çatışmalar. Bizler de her zaman mevzilerdeyiz. Şehir savaşlarında savaşın seyri günlere göre değil saatlere göre değişiyor. Bu şekilde direnişimiz sürüyor.”

Bütün Kürtler için
Kobanê’de verilen mücadelenin bütün Kürt halkı için olduğunu söyleyen YPG’nin bir başka keskin nişancısı Dilxweş, “Buradan vazgeçmeyeceğiz. Eğer burası DAİŞ’in eline geçerse diğer yerlere de yönelir. Burada şehitlerimiz olsa da silahımız onların eline geçmeyecek” diyor.

Onlar çekiliyor, biz ilerliyoruz

Seferberlik çağrısı üzerine Amed’den Kobanê’ye gelerek direnişe katılan 42 yaşındaki Doxan Amed, 32 gündür Kobanê’de. Şimdi savaşın seyrinin daha da iyiye gittiğini; son günlerde onların geri çekilmek zorunda kalıdığını, kendilerinin de ilerlediğini kaydeden Amed, çetelerin kullandıkları yöntemlere ve şehir savaşına ilişkin şunları dile getiriyor: “Buradan sonra onlar var. Son bomba yüklü aracı da burada patlattılar. Zaten ilerleme kaydedemedikleri yerlerde bu şekilde bomba yüklü araçlarla saldırıp kaçıyorlar. Şimdi daha çok suikastçıları kaldı. Geceleri de termal kamera kullanıyorlar ve o şekilde ateş ediyorlar.”

Tek eliyle moral veriyor

Bir eli olmadığı halde Kobanê’deki direnişte yerini alan ve Kobanê’deki en ön mevzilerde yerini alan Birûsk ise şunları paylaşıyor: “Birçok kimse benim her yerde olduğumu söylüyor. Benim onların arasında dolaşıyor olmam moral veriyor onlara. Doğrusu ben de onlardan moral alıyorum. Bir elimin olmaması mücadelemin önünde engel değil. Arkadaşlarım mevzilerde direnirken benim elim önümde bir engel olamaz. Ben de onlar gibiyim. Hiçbir zaman bu saldırılar karşısında geri adım atmayacağız ve direneceğiz.”


ERSİN ÇAKSU/DENİZ OSOY / DİHA/KOBANÊ




Kobanê destanından bir kesit


Kobanê’ye yönelik DAİŞ çetelerince başlatılan ağır saldırı dalgasının ilk gününde bir köy okulunda çembere alınan 11 YPG/YPJ savaşçısı çetelere teslim olmayarak direndi. Savaşçıların saatlerce süren direnişini kıramayan çeteler okulu ateşe verdi. Bu anlarda arkadaşlarına telsizden seslenen ve “Asla teslim olmayacağız” mesajı veren 11 savaşçı Kobanê direniş destanının ilk kahramanları olarak yerlerini aldı.  
DAİŞ çetelerinin saldırısı üzerine 15 Eylül günü başlayan çatışmalar doğu cephesinde yoğunlaştı. Serzorê Köyü’nde DAİŞ çetelerine karşı büyük bir direniş ortaya koyan 11 YPG/YPJ savaşçısı, çetelerin ağır silah gücü ve yoğun sayısal üstünlüğü nedeniyle bir süre sonra bir köy okuluna çekilir. Bu sırada köy okulunu kuşatan çeteler, okulun etrafına iki de tank konuşlandırır. Savaşçılar ise teslimiyet çağrısı yapan çetelere direnişle cevap verir. Teslimiyet olmayacağını anlayan çeteler okulu ateşe vermeye başlar. Okulun ateşe verildiği anlarda ise bir direniş destanının kahramanlığı yazılmaya başlanır. Savaşçılar komutanlarına telsizden seslenir: “Asla teslim olmayacağız. Yeterince savaşamadığımız için bizleri affedin!”

Meryem Kobanê anlattı

Bu sırada telsizin diğer ucunda bulunan YPG/YPJ komutanlarından Meryem Kobanê, olanları ANF’ye anlattı:
Peyman, Berfin, Mizgin, Rodi, Ciwan ve Serhildan ile beraberindeki 5 yoldaşımız 15 Eylül’ü 16 Eylül’e bağlayan gece saat 03:00’da DAİŞ çeteleri tarafından köy okulunda çembere alındı. Arkadaşlar çatışmanın başından beri telsizden bizimle konuşuyorlardı. Çeteler sabaha doğru okulun etrafına iki tane de tank yerleştirdi. Arkadaşlara teslimiyet çağrısı yapıyorlardı, arkadaşların bu çağrıya  sloganlar ve direniş kararlılığı ile verdikleri yanıtı telsizden dinliyorduk. Arkadaşlarımız asla teslim olmadı, direndi. Direniş 16 Eylül günü öğle saatlerine kadar sürdü.
Destek göndermek istedik. Bir kaç kez denedik ama ulaştıramadık, tanklar ile bunu engelliyorlardı, destek götüren iki arkadaşımız da şehadete ulaştı.
Çeteler artık üst kata ulaşamayacağını ve arkadaşları ele geçiremeyeceğini anlayınca okulu ateşe vermeye başladı.
11 kişilik gerilla grubunun komutanı Rodi ve diğer arkadaşlar, bu sırada telsizden bana seslendi: ‘’Yoldaşlar, birlikte mücadele ettiğimiz süreç boyunca sizleri kıracak davranışlarımız olmuş olabilir. Bizleri bu yüzden affedin. Hepinizi tek tek kucaklıyor, öpüyoruz. Hepinizi çok seviyoruz, belki şehadet aşamasını hak etmedik, üzerimize düşeni tam anlamıyla yerine getiremedik. Kobanê’yi sizlerle birlikte sonun kadar savunamadık. Bizleri bunun için de affedin. Sizlere söz veriyoruz onurumuzla direneceğiz, DAİŞ çetesi bizleri asla sağ ele geçiremeyecek. Halkımızı ve ülkemizi çok seviyoruz, Kobanê’yi çok seviyoruz. Bizler bu halkın militanlarıyız ve ölümü gülümseyerek karşılayacağız.”
Son mermilerine kadar direnen 11 arkadaşımız telsizden ağız dolusu güldüler. Gece 03:00’da başlayan çatışma diğer gün öğleye kadar sürdü. Sonuna kadar da cihazdan bizimle konuştular. Artık kurtulamayacaklarını ve birazdan öleceklerini anlamalarına rağmen ses tonları moralleri hiç düşmedi, kahkahaları telsizden yankılanıyordu. Bu kahramanlıklar bize gösterdi ki; düşmanımız ne kadar vahşi bir düşman olursa olsun savaşçılarımızın iradesi sarsılmaz ve yenilmez.
Bu arkadaşlar Kobanê direniş romanının başlangıcı oldular. Bize düşen de bu romanı layıkıyla, onlara yaraşır bir direnişle tamamlamak olacaktır.