Kent yaşamını istemiyoruz
Kadın Haberleri —

Tetwanlı kadınlar
- Ekonomik krize rağmen doğayla iç içe, kolektif köy yaşamını tercih eden Tetwanlı kadınlar, “Şehre yerleşmek istemiyoruz, burada hayat çok güzel ve kendi mirasımızı korumak istiyoruz” diyor.
Dağlar, ovalar ve su kaynaklarıyla şekillenen köy yaşamında tarım ve hayvancılık temel geçim kaynakları olurken, bu üretimin görünmeyen yükünü çoğu zaman kadınlar üstleniyor. Dayanışma ve ortak yaşam pratiklerinin sürdüğü köyler, doğayla uyumlu yaşamın ve kolektif üretimin en güçlü örneklerinden biri olmayı sürdürüyor.
Bedlîs’in Tetwan ilçesine bağlı Ünsüz (Yassıca) ve Avetax (Kolbaşı) köylerinde yaşayan kadınlar, gün ağarmadan başlayan yoğun bir üretim döngüsü içinde yaşamlarını sürdürüyor. Hayvan sağımı, tandırda ekmek pişirme, peynir, lorık, cacık, keşk ve yoğurt üretimi gibi işlerin neredeyse tamamını üstlenen kadınlar, “Kent yaşamını istemiyoruz, burada hayat çok güzel” diyor. Derinleşen ekonomik kriz, su yetersizliği ve hayvancılığın zorlaşmasına rağmen köklerine bağlı kalmayı tercih ediyorlar.
Tetwan’ın Ünsüz ve Avetax köylerinde yaşayan kadınlar, köy yaşamlarını Jinnews’e anlattı.
Mirasımızı korumak istiyoruz
Köyde yaşam sabahın erken saatlerinde başlıyor. Tandırda ekmek yapan İpek Karakoç, "Sabah erkenden kalkıyoruz. İlk işimiz ineklerimizi sağmak oluyor. Daha sonra eve gelip sobayı yakıyoruz. Kış olduğu için hayvanları otlağa gönderemiyoruz. Kış boyu evde kalıyoruz. İlkbahar ve yaz geldiğinde pancara gidiyoruz, hayvanlarımızı çayıra salıyoruz. Otlarımızı biçiyoruz, bahçe ekip meyve, sebze yetiştiriyoruz. Burada yaşam çok güzel, çünkü köyde yaşam olunca birlik ve beraberlik doğuyor. Şehirlerde böyle değil. Ben şu an ekmek pişiriyorum. Bunu yıllardır yapıyoruz, alışkanlık hâline gelmiş ve artık zorlanmıyoruz. Eşimle birlikte el ele verip köydeki yaşamımızı yürütüyoruz. Şehre yerleşmek istemiyorum, burada hayat çok güzel ve kendi mirasımızı korumak istiyoruz” dedi.
Su yetersizliği üretimi etkiliyor
İpek Karakoç, köyün coğrafi ve toprak açısından verimli olduğunu belirtirken, 4 köyün ortak bir dereden su sağladığını ancak kullanımdan kaynaklı bu deredeki suyun da azıldığını söyleyerek, su sorununun üretimi nasıl etkilediğini anlattı: "Köyde şu an su yetersizliğimiz var ve bu konuda çok zorluk çekiyoruz. Yazın tarla ve bahçelerimizi sulayamadığımız için kuruyor. Bu sene bahçe ekmeyi düşünmüyoruz” diye belirtti.
Üretimin yükü kadınların omzunda
Köyde neredeyse tüm üretimin kadınların omzunda olduğunu söyleyen Fesihe Pirol, "Biz yazın saat 05.00-06.00 gibi uyanıyoruz, kışın ise saat 07.00’de. Yazın işimiz daha çok, kışın ise daha az oluyor. Uyandıktan sonra inekleri sağmaya gidiyoruz. Sağdığımız sütü ya satıyoruz ya da yoğurt ve peynir yapıyoruz. Kışın geçimimizi süt satarak sağlıyoruz. Köyde neredeyse bütün işi kadınlar yapıyor. İlkbahara yaklaştık sayılır; dağların tepelerine gidip pancar toplayacağız. Topladığımız pancarları, hayvanlarımızın sütüyle birleştirip peynir, lorık, cacık, keşk ve yoğurt yapıyoruz. Köyümüzün ovasında, dağında, bayırında her çeşit ot var” diye aktardı.
Şehirdekilerin durumu daha kötü
Ekonomik krizin hayvancılığı etkilediğine dikkat çeken Muhteber Karabey, birçok kişinin bundan kaynaklı hayvancılığı bıraktığını söyledi. Muhteber Karabey, maddi ve manevi sorunlardan ötürü şehre yerleşmek istemediklerini anlatarak, şunları ekledi: "Biz bir şekilde bostan ekiyoruz, hayvan ve süt derken geçiniyoruz. Şehre taşınanlar ise bizim durumumuzdan daha kötü. Benim köyde 6 ineğim vardı ve geçimimizi onlarla sağlıyorduk. 2 tanesini satıp oğlumun düğününü yaptım, 2 tanesini satıp yerlerini yaptım. Yaz gelince çoban tutuyoruz, ama geçen seneden beri çoban tutamıyoruz çünkü çok pahalı. Kendi kendimizi geçindirebiliyoruz, ama kışın inekler için yaptığımız masrafı yazın kapatıyoruz ve kar etmiyoruz. Ekonomi kötü olduğu için fazladan hayvan besleyemiyoruz” diye konuştu. BEDLÎS














