Hicretin 61.yılının Muharrem ay’ının 10. Günü, Hz.Muhammed’in torunu İmam Hüseyin ve 70 yoldaşı Ömer bin Sad komutasındaki otuzbin kişilik Yezid ordusu tarafından Küfe yakınlarındaki Kerbela mevkiinde katledildiler.

Kürdistan 24 Temmuz’dan bu yana polis özel timleri, jandarma özel timleri, komanda özel timleri ve son olarak da bordo bereli özel hareket timleri tarafından ablukaya alınmış. İlk başlarda onbir ilçede başlatılan özyönetim direnişi bugün Sur ve Cizre ilçelerinde devam ediyor. Diğer yerlerdeki direnişler ise kademeli olarak sürdürülüyor.

Ömer bin Sad komutasındaki Yezid ordusu 70 kişilik İmam Hüseyin’in güçlerini ablukaya aldıktan sonra az ötelerinde akan Fırat’ın sularından faydalanmasını yasaklamışlardı. İmam’ın ordusu susuzluktan helak olmak üzere idi. Hz.Hüseyin susuzluktan ölmek üzere olan oğlu Ali Askar’ı kucağına alarak Yezid ordusunun karşısına çıktı. Oğlu’nun susuzluktan ölmek üzere olduğunu söyleyerek bir damla su istedi. Yezid ordusunun kendisine cevabı üç aylık çocuğunu oklarla öldürmek oldu. Hz.Hüseyin oğlunu gömdükten sonra savaş meydanına Yezid’in ordusuna teslim ol çağrısında bulundu. Teke tek döğüşte zayiatı çok olan Yezid ordusunun komutanlarında Şimir bin Zi’i Cevşen’in emri ile toplu hücuma geçtiler. Savaşın sonunda Hz. Hüseyin ve 72 arkadaşı şehit düştüler. Başta Hz.Zeynep olmak üzere savaş esirlerine insanlık dışı işkence yapıldı. Hz.Hüseyin’in kafası kesilerek bir mızraka saplanıp Yezid’e gönderilmek üzere Kufe valisine götürüldü.

Cizre’de 50 günden beridir abluka devam ediyor. Cizre ağır silahlarla dövülüyor. Özellikle Yasef, Nur ve Cudi mahallesi tankların, topların, havan toplarının hedefi durumunda. Yerle bir edilmek isteniyor. Cudi Mahallesinde yaralı 28 kişi üç katlı bir evin bodrum katına sığınıyor. Bu insanlara 10 gündür ambulans, sağlık ekipleri, sağlık malzemeleri ve en önemlisi su ulaştırılamıyor. Yaralıların sığındıkları ev muhasara altında evin üç katı tank ve top atışları ile çökmüş durumda. Devlet ve borazanları evin bulunduğu sokağa çatışma nedeni ile girilemediğini söylüyor. Yaralıların aileleri tarafından alınmasınada izin verilmiyor. Yaralılardan yedisi yaşamını yitirmiş durumda. Yaralılar ile yaşamlarını yitirmiş cesedler bir arada kalıyorlar. Yaşamlarını yitirenler kan kaybından müdahale dilmemesinden dolayı yaşamlarını yitirdiler. Abluka kaldırılmazsa bodrum katındakiler susuzluktan ölecekler. Sosyal medyaya yansıyan konuşmalardan yaralılardan birisi “Heval su suu. Susuzluktan çıldıracağız diye konuşuyor”. Arıtma tesisinde bulunan bir litre su ile dudaklarını ıslatabiliyorlar. 

21 yüzyılda Cizre’de ikinci Kerbala olayı yaşanıyor. Kerbala’da İmam Hüseyin ile arkadaşlarının cenazeleri bir gün sonra civar köylüler tarafından kaldırılıyor. Kürdistan’dan cenazeler kaldırılamıyor. Sokak ortasında bekletiliyor. Sokak köpekleri tarafından parçalanmalarına terk ediliyor.

Ve bunca zülme rağmen AB, Batı, Doğu, ABD, AİHM, İnsan Hakları kuruluşları suskunluklarını halen koruyabiliyorlar. Yaşasın halkların kardeşliği diye, diye bir ulus soykırımdan geçiriliyor. Yerin dibine batsın böyle kardeşlik!

***

KÜRDİSTAN TARİHİNDE  BU HAFTA: 

* 2 Şubat 1962’de Suriye’de Hesekê vilayetinde yapılan bir özel nüfus sayımında 120.000 Kürt Suriye vatandaşlığından çıkartıldı. Bu rakam 2011’de 300.000’e ulaşmıştı. Vatandaşlıktan çıkartılanlar resmi olarak evlenemiyor, seyahat edemiyor, pasaport ve nüfus cüzdanına sahip olamıyor eğitim alamıyor hiçbir vatandaşlık hakkından faydalanamıyordu. 

* 2 Şubat 2006’de HPG meclis üyesi ve YJA Star komutanlarından Süleymaniyeli Viyan Soran, Öcalan’a yönelik baskı ve tecridi protesto etmek için Haftanin’de fedai eylemi gerçekleştirdi. 

* 4 Şubat 1983’de Paris Kürt Enstitüsü kuruldu.