2012 Ağustosunun sonu, eylül ayının başı. Gerillanın alan hakimiyetinin geliştiği, Türk ordusunun karakollarından çıkamadığı Şemzinan bölgesine doğru yön alıyoruz. Alanın gerilla komutanlarından biri ile görüşeceğiz. Önce karargaha gidiyoruz. Onlarca gerilla farklı noktalarda hazırlıklar yapıyor. Hepsi kuzeye geçecek. Neredeyse bir cephe savaşını andıran bölgede Kürdistan savunmasını yapacaklar. Gözlerimiz Kerim Şırnak’ı arıyor. Bu bölgede onu görmemiz gerekiyordu. Soruyoruz gerillalara. Gerilla grupları ile ilgineniyor. “Gelecek” diyorlar. Bekliyoruz. Sonra arkadaşım Mehdi Doğan ile beni çağırıyorlar. Acele çıkıyoruz gerilla birliğinden. Yolda bir ağacın gölgesinde bizi karşılıyor. Güler yüzlü. Sakin, sabırlı ve sade bir duruşu var.
1985’ten beri gerilla savaşının en zorlu süreçlerinde, mekanlarında kalmış biri Kerim Şırnak. 2010’da gerillanın 15 Ağustos kutlamalarında zorlayarak yaptığım kısa bir söyleşide anlatmıştı. Mahsum Korkmaz ve arkadaşlarını kast ederek “Onlar gibi insanlar görünce hemen onlarla birlikte olmalıyım dedim ve katıldım” diyordu. “Bu devlete karşı onların mücadelesini ve direnişini öğrenince, Kürdistan için mücadele böyle olmalı” diyordu. O sadelikle Botan’da başlayan gerilla mücadelesi kesintisiz devam eder Kerim Şırnak’ın. 2010’da Gare dağlarındaki görüşmemizden sonra bu kez 2012’de Xakurke’de karşılaşıyorduk.
Bizi çok sıcak karşıladı. “Şemzinan’a mı gideceksiniz” dedi. Bu sözleri bitmeden savaş uçaklarının sesi geldi. Arazide dağıldık. “Daha siz Şemzinan’a gitmeden onlar buraya geldi” dedi. Dikkatli olmamızı istedi. Bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sordu. “Not almak için bir defterim daha olsa iyi olur” diyordum. Cebinden yeni bir defter çıkarıp bana verdi. Bizimle bir noktaya kadar geldi. Gerillalar ile tek tek konuşuyordu. Onlarca yılın mücadele birikimini bütün sadeliği ile genç gerillalara anlatıyordu. O konuşurken ben de not alıyordum. Sonra bizi uğurladı. O uğurlarken Haki küçük bir vadiden, ceviz ağaçları içinden çıkarak önümüzü kesti. Güleç yüzlü Haki, “birşeye ihtiyacınız olursa ben buradayım” diyordu. Espriler yaptı. Güldük.
Xakurke’den yola koyulduk. Dağlar ve vadilerde kıvranarak uzayan patikalarda yol alırken Kerim Şırnak’ın verdiği deftere şöyle notlar alıyordum: Kerim Şırnak, sade bir gerilla komutanı. Kerim Şırnak ve birkaç gerilla bizi uğurladı. Öyle bir yolculuk ki bu yolculuk, benzemiyor başka yolculukları. Savaşın sıcak noktasına gidiyoruz. Bütün tanklar, toplar ve namlular gerillaların bulunduğu ve hareket ettiği yöne doğru. Ama gerillalar o tankların, topların ve namluların üzerine doğru yürüyor. Ve herkes heyecanlı ve neşeli... Gülüyor. Gülümseyerek tepeleri, vadileri, dağları geçiyoruz. Genç gerillalar, deneyimli komutanlar ve dağlar birleşince kendine güven insanı neşeli kılıyor. Evet gerilla ile yolculuk neşeli bir zaman gibi.
Kerim Şırnak (Hamit Akıl), Haki Urfa (Haki Uludağ), Regeş Yıldız (İlhan Yıldız) ve Şervan Sason (Engin Argeş)... Ölümlerinin üzerinden bir yıl geçti. Gerilla için çok önemli bir birikimdi Kerim Şırnak. Bir mücadele tarihinin kesintisiz tanığıydı. İnsan Kerim Şırnak gibi gerilla komutanlarını tanıyınca, gerillayı daha iyi anlayabiliyor. Derviş sadeliğindeydi. Bana biraz da Kürdistan’ın insandaki izdüşümü gibi gelirdi Kerim Şırnak. Doğal, dağlı bir Kürt’tü. Sadeliği ve samimiliği le dağla çok yakışan bir gerillaydı. Kürdistani, dağlı ve Botanlıydı... Sade duruşu, mücadele için karşılıksız emekleri onu saygın bir gerilla komutanı haline getirmişti.
Kerim, Hüseyin Bingöl, Mehmet Goyi, Ape Hüs, Rojin Gevda, Numan Amed, Rubar Mardin, Celal, Xebat, Simko, Çiçek, Alişer ve Rüstem gibi gerilalalar ve gerilla komutanları olmasaydı Kürdistan bugün olur muydu? Rojava’da YPG’nin taaruzu, Kürt halkının görkemli serhildanları böyle gelişir miydi? İşte onlar nefes nefese yol aldıkları patikalarda, namluların üzerine gülümseyerek gittikleri için bugün Kürtler Rojava’da halklara gülümseyebilecekleri bir devrim sunuyor.
Kerim Şırnak ile Şemzinan yolunda!..
2012 Ağustosuydu. Sıcak... Otlar sararmış... Sadece sararan otların arasındaki meşe ağaçlarının gölgesi ve derin vadileri aşarak ilerleyen küçük ırmakların serinliği var... Xakurke’deyiz... Türk savaş uçaklarının Kuzey’de gerillaya karşı verdiği başarısız mücadelenin karşılığında sürekli savaş uçakları ile bombalanan Xakurke alanı... İran, Türkiye ve Irak devletlerinin sınırının kesistiği ama bir o kadar da anlamsızlaştığı bir bölge... Kürt gerillalarının hakimiyetindeki bu bölge büyük savaşlara, çatışmalara mekanlık yapmış...