Bağımsızlık referandumunun ve sonrası yaşanan krizin sonuçları Kürtler için ağır oldu. İki körfez savaşı ve 2014’teki DAİŞ saldırıları ile doğal sınırlarına ulaşan Güney Kürdistan, neredeyse 48 saat içinde, 2003 öncesi duruma dönmüş oldu.
Bütün Kürtler için büyük kayıp!
ABD’nin Irak’taki öncelikleri ve çıkarları Kürtlerin bu yenilgiye sürükledi. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Sayın Barzani’ye gönderdiği mektubun tam metni yayınlandı. ABD’nin verdiği güvencelere rağmen referandumun gerçekleştirilmesi ABD tarafından Kerkük’te yaşanan gelişmelere sessiz kalarak yanıt vermiş oldu. ABD’nin İbadi’yi desteklediği bir sır değil. Her ne kadar ABD Başkanı Trump; “Bu savaşta (ikisi arasında) bir taraf tutmuyoruz. Kürtlerle yıllardır süren çok iyi ilişkilerimiz var. Oraya ilk başta hiç girmememiz gerekirdi, ancak aynı zamanda Irak’ın da yanındayız. Ancak bu savaşta bir taraf tutmuyoruz.” dediyse de, Kürt topraklarında Haşdi Şabi üzerinden İran etkisi inkar edilmeyecek bir şekilde artmış durumda. İran’ın, Irak’ta etkinliğinin artması ve genişlemesinin etkileri hiç kuşkusuz sadece Irak ve Kürdistan ile sınırlı kalmayacak. İran’ın bu etkisini çok yakıcı bir şekilde, Suriye’de hissedebiliriz.
ABD İran’a karşı yeni yaptırımlar planlarken İran bölgede güç kazanıyor. İbadi’ye 2018’de seçim kazandırma uğruna ve referandum nedeni ile Kürtleri cezalandırma yoluna giren ABD, Kerkük’ün İran nüfuz alanı olmasına gözümü yumacak? Bu durumda ABD, Ortadoğu’daki en güvenilir müttefikleri olan Kürtleri kaybetmeyecek mi? 2018 Irak seçimleri sonrası güç kazanacak olan İbadi, ABD’ye verdiği sözleri tutacak mı?
Her yeni gelişme yeni bir durum ortaya çıkarıyor. Kürtler açısından yeni ve karmaşık sorunlar ortaya çıkarmış durumda.
Kürt halkının elde ettiği kazanımların birer birer yitirmesi süreci devam ediyor.
İran sınır kapılarını Bağdat hükümetine devrediyor.
Türkiye’yle olan sınır kapısı Xelil İbrahim, Silopi’de bulunan Irak askerlerince her an geri alınabilir.
Kuşatılan Güney Kürdistan, hava sahası tümü ile kapalı ve havaalanları aynı zamanda sınır kapıları ve gümrük olduğu için, Kerkük’ten sonra aşırı bir özgüven kazanan merkezi hükümetin kontrolüne geçebilir, ki merkezi hükümet hava alanlarının da teslim edilmesi için Kürdistan hükümetine çağrıda bulunmuştu.
Kürtler kontrol ettikleri toprakların yaklaşık yüzde 40’nı kaybettiler.
İbadi, Kürdistan’da giriştiği yeniden egemenlik kurma harekâtına ilişkin tüm kararları Irak parlamentosundan alarak hayata geçirdi. Buna karşılık en hayati zamanlarda bile Kürdistan Parlamentosunun kapalı olması tam bir trajedi.
İbadi, Kürdistan’ı yeniden merkezi hükümetin denetimine alırken başta İran olmak üzere komşu ülkelerle, aradaki derin çelişkilere rağmen Türkiye ile, koordine olması gerçeği karşısında, Kürtlerin dostlarının sessiz kalması ve destek vermemeleri üzerine çok düşünmek gerek.
Bilanço ağır ve umarım bu liste daha da uzayıp gitmez.
Kürtlerin bölünmüşlüğü ve politik dağınıklığı düşmanlarına bu fırsatı kullanmaları için cesaret vermiştir. Gelecek on yılları derinden etkileyecek olan bu gelişmeleri elbette yas havası ile karşılamamak gerekir. Kürtler için yeniden düşünme ve ulusal birlik sağlama zamanı. Ayağıya kalkma ve direnme zamanı.
Kürtlerin önünde duran en acil görev ulusal birliktir. Bunu da ancak parlamento gibi demokratik kurumlarını işleterek, ulusal kongreyi inşa ederek başarabilirler.