KDP’nin ‘bağımsızlık ilanı’ söylemine karşı AKP Hükümeti daha önce yaptığı açıklamada ‘Irak’ın iç işi’ şeklinde, kendisi sanki konuyla hiç ilgilenmiyormuş gibi, bir cevap vermişti. KDP de bu söylem üzerinden, ‘Kürdistan Bölgesi’nin bağımsızlığının ilanı durumunda Türk devletinin bu ilanı kabul edeceğini ileri sürerek’, propaganda yapmış, yapmaya da devam ediyor. Türk devleti aslında böylesi bir noktaya gelmişse eğer iyi… hatta çok iyi. Ama…
Aması, Newroz kutlamalarında Kerkük kalesine Kürdistan Bölge bayrağı asıldığında Türk devletinin buna karşı tutumu hiç de ‘Irak’ın kendi iç işi’ söylemiyle uyumlu olmamasından. Çünkü Kürt bayrağının Kerkük’te asılmasına ilk karşı çıkan Türk devleti oldu. Hatta Bağdat hükümetinden bile daha erken. Zaten Irak yönetimi şimdiye kadar da bu konuda herhangi bir açıklama yapmış değil.
Tabi bu gelişmelerin içinde en çok dikkat çekeni Türkiye’nin bu tutumu değil, Bağdat’ın tutumsuzluğudur. Çünkü Bağdat’ın tavır göstermesi beklenen, ama dikkat çekici bir şekilde tavırsız kaldığı konu bir tek bu da değil.
Bağdat yönetimi, hükümet adına Kerkük petrollerini işleten Kuzey Petrol Şirketi’ne ait IT 1 pompalama istasyonuna Kerkük yönetimi adına Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (YNK) 2 Mart günü el koymasına karşı da bir tutum göstermedi. IT 1 pompalama istasyonunun en önemli özelliği de Türkiye’ye petrol pompalayan merkez olmasından kaynaklanıyor. Ki, bu dönemde Türkiye’ye petrol gönderilmesi de birkaç gün durdurdu. Gerçi sonra yeniden göndermeye başladı, ama hala bu istasyonu Bağdat yönetimine devretmiş değil. Buna rağmen Bağdat hükümeti şimdiye kadar herhangi bir tepki de göstermiş değil. Ama ilginç ve dikkat çekici olanı Kürt milliyetçiliğinden ve ‘bağımsız Kürdistan’dan’ söz eden KDP’nin, bu istasyonun bir diğer Kürt partisi YNK’nin eline geçmesinden rahatsızlık duymasıydı. Üstelik KDP bu rahatsızlığını hala dile getirmeye devam ediyor.
İşte bu denklemin içinde asıl soru; bu gelişmeler karşısında Bağdat neden bu kadar rahat ve sessiz? KDP ve Türk devleti ise neden bu kadar rahatsız?
Irak’ta olduğu gibi Kürdistan Bölgesi de her açıdan Ortadoğu geneline hakim olan Şii ve Sünni cepheleşmesinin etkisi altındadır. Hayatın her alanında hissedilen bu cepheleşmede KDP, Türk devletinin Irak’taki en önde gelen müttefiki iken, YNK ve Bağdat yönetimi de İran devletinin müttefiki durumunda. Tabi ki bu cepheleşmenin Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin hem siyasi hem de ekonomik ilişkilerine etkide bulunması da kaçınılmaz. Zaten bunun sonucudur ki, şu an Irak’ta Kerkük ve Kerkük petrolleri konusunda bölge güçlerinden oluşan iki farklı eğilim çatışıyor. Bunlardan birincisini Türkiye ve KDP, ikincisini ise İran, Irak hükümeti ve YNK temsil ediyor.
Türk devleti ve KDP bu çatışmada avantajı ele geçirmek için ilk hamlelerini 2014 yılında yapmışlardı. DAİŞ’ın bu dönemdeki saldırılarını fırsat bilen KDP, Kerkük’ün Dubiz nahiyesinde Bay Hasan ve Avane olarak bilinen Kerkük’ün en büyük 2 petrol kuyusuna el koymuştu. Günlük 262 bin varil petrol çıkarılan, bu iki kuyu hala KDP’nin kontrolü altında. Fakat bu hesapta eksik kalan bir şey vardı. O da bu petrolü Türkiye’ye gönderecek olan boru hattının pompalama istasyonunun ele geçirilmemiş olmasıydı.
İşte ‘Hewice operasyonuna hazırlık’ adı altında, KDP’nin Şubat ayı ortalarında Dubiz ve Kerkük’ün yakın bölgelerine bir kez daha peşmerge yığmaya başlaması bu hesabın eksik kalan parçasını tamamlama amaçlıydı. Ki, Hewice operasyonu hazırlıkları diye bir hazırlık hala başlatılmış değil, başlatılsa dahi bunu Bağdat başlatır, KDP değil. Bundan dolayı KDP’nin bu hazırlığı Kuzey Petrol Şirketi’ne ait IT 1 pompalama istasyonunu ele geçirme hazırlığı olarak görüldü. Bu istasyonu ele geçirmekle KDP, Türkiye ile olan petrol ilişkisinde Bağdat’ı istediği an fiili ya da resmi olarak saf dışı bırakabilme düzeyine ulaşmış olacaktı.
YNK’nin pompalama istasyonuna el koyması işte tam da böyle bir dönemde yaşandı. YNK el koymasaydı da Irak hükümetinin KDP’nin Kürt milliyetçiliği söylemleri ve askeri gücü karşısında burayı uzun süre elinde bulundurması zordu. Çünkü Bağdat yönetimi Kerkük ve çevresinde yaşanan sorunlardan dolayı bölge üzerinde askeri olarak tam bir hakimiyet sağlayamıyor. Bu istasyonun Kerkük’ün hakim askeri ve siyasi gücü YNK’nin ele geçirmesiyle KDP’nin planı boşa çıkarmış oldu.
Kerkük kalesine Kürdistan Bölge bayrağının asılması ve bu doğrultuda daha başka bir dizi adımın atılması da bu petrol hamlesinin siyasal ayağını tamamlama amaçlıdır. AKP Hükümeti nasıl ki Mesud Barzani’ye prestij kazandırmak için Türkiye ziyareti sırasında Kürdistan Bölge bayrağını dalgalandırdıysa, Kerkük yönetimi ve YNK’de buna karşı Kerkük kalesinde Bölge bayrağını dalgalandırdı, Irak hükümeti de buna ses çıkarmadı. Bu şekilde Kerkük yönetimi ve YNK’ye KDP karşısında daha fazla siyasal bir prestij kazandırıldı.
İşte bu yüzden Kerkük’te yaşanan tüm bu gelişmelerin Bağdat’tan habersiz yapıldığını düşünmek mümkün değil.