Karar Gazetesi’ne Hürriyet’ten atıldıktan sonra giren Akif Beki, bana kalırsa, şu son Kerkük işgali ile ilgili, Türkiye’nin bütün dangalaklarına çok güzel bir yanıt vermiş:

“Manşetler zafer sarhoşu, bir coşku ki sorma...

Sanırsın askerimiz İdlib’e gözlemci diye değil de Kerkük’ü fethe gitti.

Sanırsın Kerkük’ü Ayetullah’ın Haşdi Şabi milisleri değil de Başbuğ’un ülkücü timleri aldı.

Sanırsın Kerkük’e giren fatih, bizim fatih.

Sanırsın o muzaffer komutan, İran’ın özel harp lordu Kasım Süleymani değil de bizim Özel Kuvvetler Komutanı.

Bir sevinç, bir sevinç...

Kerkük düştü diye zil takıp oynayan kardeşim!.. Düştüyse İran’ın eline düştü, senin payına ne düştü ki çığlık çığlığasın böyle?” 

Beki yazdı ve zaten bu ahmaklar sürüsü de Irak’ta olan bitenle ilgili yaygarayı kesti.

Çünkü Güney Kürdistan kentlerini Irak merkezli Şii rejimi üzerinde hegemonya kuran İran devleti ele geçirdi. Türklüktü, Türkmenlikte palavra. Türkiye Ortadoğu’da süren savaşta yenildi. Bu yenilginin başlıca sonuçlarından birisi Kerkük ve Şengal’e İran’ın el koyması, Kerkük plakasının ise Erdoğan-Bahçeli ittifakına kapak olmasıdır. Havalarını aldılar.

Gelelim Güneyli Kürt kardeşlerimize…

Size yıllardır “üçüncü yol” öneriliyor. “Kürt ulusal birliği için ulusal kongreyi toplayın” deniliyor. Siz ise kendi içinizde bölünmüş, birbirinize karşı hegemonya kavgasını biriniz sırtını İran’a dayayarak, diğeriniz sırtını Türkiye’ye dayayarak, biriniz Rusya’dan, ötekiniz Amerika’dan medet umarak yürüttünüz. Yolunuz yol değildi. Çıkmaz yoldu ve çıkmaza girdiniz.

Siz çıkmaza girerken, İran ve Türkiye arasındaki rekabetin zavallı birer kurbanları durumuna düşerken, “üçüncü yol” üzerinde yürüyenler Reqa’da zafer kazandı.

Sizin yolunuz size utanç verici bir “kaçış” getirdi.

Üçüncü yolun yolcuları şimdi insanlığı DAİŞ vahşetinden kurtarmış olmanın şerefini yaşıyor.

Zamansız referandumun sonuçları ağır oldu.

Ama ne demişler, şerden hayır da doğabilir. Doğuyor da.

Şimdi Kürdistan’ın bütün parçalarında Kürtler, bu ağır yenilginin dersleri ışığında Abdullah Öcalan’ın düşünceleri etrafında daha güçlü bir şekilde toplanacak. Şu gerçeği görecekler; Birincisi, Kürdistan’ın dört parçası kendi içinde ulusal birliği sağlamadan hiçbir kazanım kalıcı olamaz. Hiçbir parça kendi kurtuluşunu sağlayamaz. İkincisi, Kürtler kazanımlarını, içinde bulundukları devletlerin demokratik güçleriyle ittifaklarını gerçekleştirmeden koruyamaz. Üçüncüsü, asıl kalıcı kazanımlar, “Kürt ulus devletini” kurmak yoluyla değil, fakat Türk, Fars, Arap “ulus devletlerini” tasfiye etmek, Kürdün bu dört devletin tam merkezindeki muazzam devrimci gücüne dayanarak, bu devletleri Konfederal bir yapıda birleştirmek yoluyla elde edilecektir.

Hiç kuşkusuz bu kolay ulaşılacak bir hedef değildir. Ama tümüyle de hayal değildir. Hayal olmadığı Reqa zaferiyle ve Rojava devriminin gerek bölgede gerekse dünyada sürekli pekiştirmesi söz konusu hedefin gerçekçi bir hedef olduğunu gösteriyor.

Özellikle Türkiye’nin durumunu yakından izleyenler, bu ülkede işlerin yakın bir zamanda beklenmedik şekilde değişeceğini kolayca öngörebilirler. Erdoğan’ın “yaşıyla” sınırlı kurulmuş bir rejimin, onun yokluğunda iskambil şatolar gibi çökeceği çok açık.

Tüm bölgenin en gelişmiş kapitalist ülkesi olan ve hem NATO’yla, hem de AB ile bağı bulunan bu ülkede, Erdoğan rejimi sonrasında, eğer kaosu önleyecek güçlü bir demokratik cephe duruma hakim olursa, bilelim ki, yalnız Kürtlerin kaderi değil, tüm Ortadoğu’nun kaderi aydınlanacaktır.

Rejimin çöküşü artık kaçınılmazdır. Erdoğan kendi sisteminin içindeki güçlerle ABD’den Almanya’ya kadar ciddi çatışmaların içine sürüklenmiştir. Büyük bir hızla Zarrab davası Erdoğan ve ailesini içine çekecek bir yönde gelişiyor. Rejim yıkılmak üzere olduğunun farkında, o nedenle Kürt yerel yönetimlerinden sonra CHP’li Belediyelere sıra geliyor ve çatışmalar AKP’nin içinde de yaşanıyor.

Sorun Saray’ın “dışa doğru” infilak etmesini ve etrafını yani tüm Türkiye’yi yıkıma sürüklemesini önlemek, bu zehirli binanın “içine doğru” çöküşünü sağlamaktadır. Dış müdahalelerle yıkılan rejimden demokrasi çıkmaz. Rejimi Kürdistan halklarıyla birleşmiş Türkiyeli güçler tasfiye ederse, halktan, barıştan, özgürlükten yana sonuç alınır.