Güney Kürdistan’da son KDP ve YNK arasında bir birlerinin kadrolarını alı koyma haraketleri, karşılıklı biri diğerinin elindeki mevzi üzerinden alan açma hamleleri yeni mi? Hayır, aslında her iki oluşumun bu yaptıklarını 1946’da KDP kuruluş tarihine dönerek ve oradan gelerek her adımda bu didişmenin ana izlerini görebilirsiniz. Bu didişme 1961’den sonra fili parçalanmaya ve ordan günümüze kadar da bu parçalanmanın karşılıklı çatışmaları, uzlaşmaları, çekişmeleri yaşanmıştır. Bu çekişmelerin temelinde ideolojik olamama vardır, ya da kendilerini konumlandırdıkları “ideoloji” dedikleri politik ilkeler tarihsel, güncel ve gelecek toplumsallıktan kopuktur. Bu da var olan koşullarda hep politik davranıyorlar, politikayı da tarihten ve toplumsal gerçeklikten kopuk yapmaya çalışıyorlar. Diğer en önemli nokta, 1961’den sonra YNK kendini Soran kitlesi üzerinden örgütledi, tanım olarak ‘Soranizmcilik’ yaptı, KDP kısmen Soran kitlesine açılsada var olan “Barzani aileciliği” tanımı ve YNK’nin karşıt propagandası etkisi ile kitlelere açılamadı. Bu „Sorancılık, Badinicilik” olgusuna dayanarak politika yapmak her iki örgüt için temel handikap ve Kürdistanî olamamanın en önemli sapmalarıdır, halende coğrafik ve toplumsal zemin olarak buna dayanarak kendilerini var kılmaya, etkili olmaya çalışıyorlar.

YNK’nin kitlelerdeki temel KDP karşıtlığı propagandası „bunlar gericidir, ailecidir, Badînan hepsi ağadır geri kalmışlar” ve kendilerini Süleymaniye eksenin de “Kürdistan’ın en aydın şehriyiz, ilericiyiz” argümanı ile kendileri dışında aslında bütün Kürdistanî toplumsallığı küçümsüyorlar. Tam bir küçük burjuva, orta sınıf hastalığı ile kendi toplumsallığını küçümseyen, güvenmeyen bir durumdur. KDP cenahında yaşanan daha beter, Barzani aileciliği üzerinden kendilerini, bütün Kürdistan’ın ezel ebed Mirleri, sahipleri psikolojisi üzerinden politika yapmaya çalışıyorlar. Bu politikalarını da kendileri dışındaki bütün Kürt örgütleri “küçük burjuva, dinden çıkma, sapkın” diyerek feodal, muhafazakar kitlelerin dini ailesel ilişkilerine dayanarak kendini var kılmaya çalışıyor.

Özcesi son 28 yılık filen Güney Kürdistan’ı ikiye bölerek yöneten bu iki Örgütün toplumsal sorunları çözecek ne ekonomik, mimari, sosyal, eğitim, sağlık, politik ve askeri hiç bir plan ve projeleri geliştirmemiş ve geliştirme adına da hiç bir emare görülmüyor. Mimari- inşaat Türk faşizmine emanet, toplumsal projeler UNESCO, BM gibi uluslararası kurumlara emanet, Eğitim YNK bölgesinin müfredatı, öğretmenleri YNK’ye göre, KDP bölgesinde ise KDP’ye göre desek eksik olur; TC, ABD, İran, ve AB adına kuruluşların özel okulları, eskiden Fethullah Gülen’in de okulları vardı. Sağlık özel şirketler; TC, ABD başta olmak üzere Irak hükümetinin elinde, biraz da her iki gücün elindedir. Savunma sistemleri zaten ortak değil, her örgüt bölgesinin Peşmergeleri, asayiş ve istihbarat kurumları var. Ancak peşmerge ve diğer güvenlik elemanlarının eğitim ve donatımlarını kim, kimler yapıyor net değil. Tüm bunların yanında imkanları mı, tecrübeli kadroları mı yok, hayır var hem de çok ama bunları sevk edecek, rol misyon, proje sunacak, güvenerek iş yaptıracak politik irade yok.

2017 Bağımsızlık referandumu ve ardından TC, İran, Irak ve diğer güçlerin bir hamlesi ile Güney Kürdistan topraklarının 24 saatte yüzde 40’ı kayıp edildi, Kerkük ve ilçeleri merkezi Irak hükümetine devir edildi. Bu olaydan sonra her iki örgüt oturup nerde hata yaptık, yanlışımız nedir, düşmanlarımız ne yaptı, düşmana karşı ne yapalım demek yerine bir birlerini “hayin” tanımlamaları ile suçladılar. Şimdi son dönemde KDP’nin Hewler’de, YNK’nin de Süleymaniye’de bir birlerini kadrolarını tutuklayıp karşılıklı “esir” gibi kullanmalarının temel çelişki taşlarının tokuşma aşamasına gelişinin işaretidir.

Her iki örgütünde temel çelişkileri bir birleri ile değidir. Çelişkileri; Kürdistan tolumsal gerçekliği iledir, toplumsal gerçeklik -hakikat- bütündür, ama her iki örgüt parçalı argümanlarla mücadele vermeye çalışıyorlar. Örneğin Kürdistan tolumsallığı, yeri ile göğü ve yaşadığı coğrafyadaki halkalarla farklılıklarla bir bütündür, ama her iki örgüt “yok parçalıdır, bizde de parçanın parçasıdır” diyorlar. Kürdistan sömürgedir, düşmanlarının, işgalcilerin politikaları ortaktır, bütündür; ama her iki örgütün bütün tarihi, politik ve askeri pratiklerin de „yok bizim parçadaki düşmandır diğerleri bizim dostumuz, diğer parçalar bizden uzak dursun” denir. Buna da “realist politika” yapıyoruz denir. Ancak toplumsal hakikatler kendi bütünlüğünü her zaman dayatma diye bir kanunları vardır, bu kanunları hiç bir “realist” güç durduramaz, durduramamıştır da. Şimdi Güney Kürdistan halkı ve bir bütün Kürdistanlılar, bölge halkları bu milliyetçilik-bölgecilik adına parçalayan, dincilik adına boğazlayan, cinsiyetçilik adına her gün kadın öldüren, yakan zihniyetten nefret ediyor. Bu nefret ideolojik ve politik arayış içerisindedir. Güney Kürdistan ‘iktidarları’ da bu nefretin ana merkezindedirler. Bu hedef olma durumu her iki örgütü korkutuyor, kaygılara sevk ediyor. Bu kaygılar temlinde kitleleri elde tutma politikası olarak yeniden sarı (KDP) ve yeşil (YNK) kavgasına tutuştular. Ama artık çok geç, çünkü Kürtleri bağlayan ağa-beg-mir dokuları büyük oranda parçalanmıştır, bir Behdînan’daki Kürdün acısını Süleymaniyeli, bir Halepçe’deki Kürdün açısını Amediye’deki Kürt kendi acısı olarak ele alıyor. Yani bu oyunları yutmaz, kardeş kavgası yaptıramazsınız.

Sonuç olarak bu kardeşlerimizin yayın organlarında son dönemde çokça Rojava Kürdistanına atfen dillendirilen „Yekitiya nav mala Kurd“ Kürt evinin birliği tanımına katılıyoruz, ama bunu başta kendinize uygulasanız, örneğin; kendi tarihi yanlışlarınız üzerine halka bir özeleştiri verip yeni sayfalar açma adına Güney Kürdistan’daki bu iki (aslın da çok başlı) başlılığa son verip ortak anlamsal ve yapısal kurumlara gitseniz çok mu zor? Bırakalım Ulusal Kongre’ye gelmeyi Güney Kürdistan Ulusal Kongresine gitmeyi bir denesek ve bu deney üzerinden diğer parçalara örnek olsak kıyamet mi kopar. Başlangıç için Güney Kürdistanlı bütün örgütlerle ortak çözüm, tartışma platformu kurmak iyi bir gelişme olur kanısındayız. Sonlandırırken sizden tek dileğimiz artık başkalarına akıl vermekten vazgeçin, çünkü sizdeki inşa edilmiş parçalama aklı, Kürtlerin yüreğini zaten günlük kanatıyor.