- Sol Parti Milletvekili Maren Kaminski: “Aşağı Saksonya İçişleri Bakanlığı, Kürt hareketine karşı yer yer otokratikleşen Türk rejiminden daha sert hareket ettiği yönündeki suçlamayı kabul etmek durumundadır.”
- “Kürt derneklerinin ve kültürel etkinliklerinin toptancı bir anlayışla kriminalize edilmesine derhal son verilmesini istiyoruz. Hannover'deki risk değerlendirmesinden hangi federal makamların ve ne şekilde sorumlu olduğunu bilmek istiyoruz.”
REWŞAN DENİZ
Almanya’nın Hannover kentinde Demokratik Kürt Toplum Merkezi’ne (DKTM) baskın düzenleyen polis, Kürdistan Özgürlük Şehitleri için yapılmak istenen anma etkinliğini engelledi. 27 Eylül’de yapılan baskınla ilgili yeni detaylar da ortaya çıktı. Polis saldırısında birkaç kişi yaralandı ve sağlık ekipleri beş kişiye tıbbi müdahale etti. Tanıkların ifadesine göre, polis ayrıca DKTM’nin içini videoya çekti ve gözaltına aldığı bir kişiyi sınır dışı etmekle tehdit etti.
Başkenti Hannover olan Aşağı Saksonya (Niedersachsen) eyaletini Federal Meclis’te Sol Parti (Die Linke) adına temsil eden milletvekili Maren Kaminski, baskının yaşandığı saatlerde olay yerinde bulunarak polis saldırısını gözlemlemiş, Yeşiller Partili Belediye Başkanı Belit Onay yönetimindeki Hannover kent idaresine ve polis teşkilatına tepki göstermişti.
Saldırının en dikkat çekici detayı, Hannover Belediye Başkanı ile Hannover Polis Teşkilatı Başkanı’nın Türk olmasıdır. Kararda imzası olduğu belirtilen Yeşiller Partisi yönetimindeki kentin Belediye Başkanı Belit Onay gibi, uygulamada rolü olabileceği belirtilen Polis Teşkilatı Başkanı Nurhan Özdemir de Türk kökenlidir.
Maren Kaminski, baskın anında neler yaşandığını ve Alman hükümetinin Kürtlere yönelik kriminalizasyon politikalarını gazetemize anlattı:
Pazar günü Hannover’de neler yaşandı?
Kürt hareketinin hayatını kaybeden mensuplarını anmak amacıyla düzenlenen bir etkinlikte, saat 15:00 sularında çok sayıda polis ekibinin katılımıyla bir baskın gerçekleştirildi. Aralarında çocukların ve yaşlıların da bulunduğu katılımcılar, saatler boyunca alıkonularak kimlik tespitine (parmak izi ve fotoğraf çekimi dahil) tabi tutulmuştur.
Almanya'nın her yerinde düzenlenebilen anma etkinlikleri neden özellikle Hannover'da yasaklanabiliyor?
25 Eylül Cuma günü, tam da o gün yeniden belediye başkanı seçilen Belit Onay adına imzalanan bir kararla etkinliğin yasaklanmasına hükmedildi. Gerekçe olarak, “PKK lehine propaganda ve mobilizasyon yapıldığı” yönündeki alışılagelmiş argümanların yanı sıra, 2018 yılında Laatzen'da düzenlenen bir etkinlik öne sürülmüş ve Google Çeviri ile tercüme edilen Kürtçe sloganlar yorumlanmıştır. Genel olarak bakıldığında yasak kararı, neredeyse tamamen varsayımlara ve taraflı yorumlara dayanmaktadır.
Taziyesi olan ailelerin en derin acıyı yaşadığı bu günde, yapılan polis müdahalesinin herhangi bir haklı gerekçesi var mıdır?
Hayır, anlaşılabilir hiçbir gerekçesi yoktur. Kaldı ki şu anda Türkiye'de bile barış çabaları doğrultusunda bu tür anma etkinliklerine izin verilmektedir. Bu nedenle Aşağı Saksonya İçişleri Bakanlığı, Kürt hareketine karşı yer yer otokratikleşen Türk rejiminden daha sert hareket ettiği yönündeki suçlamayı kabul etmek durumundadır. Yasaklama kararı; daha hafif tedbirlere (yükümlülüklere) başvurulmadan veya organizatörlerle görüşme yolu denenmeden, doğrudan tebliğ edilmiştir. Yasağın çok kısa bir süre kala bildirilmesi nedeniyle hukuki yollardan itiraz edilmesi de fiilen imkansız hale getirilmiştir.
Bu konuyla ilgili parlamentoda veya Hannover'deki yetkililer nezdinde adımlar atılması planlanıyor mu?
Şu anda bu konuyla ilgili Federal Meclis'te (Bundestag) bir "Gündem Dışı Konuşma" (Aktuelle Stunde) talep edip edemeyeceğimizi değerlendiriyoruz. Hannover'de ise yeni seçilen belediye meclis grubumuzla birlikte, bu müdahale emrini kimin ve ne şekilde verdiğinin eksiksiz olarak aydınlatılmasını talep ediyoruz. Genel olarak, Aşağı Saksonya'daki Kürt derneklerinin ve kültürel etkinliklerinin toptancı bir anlayışla kriminalize edilmesine derhal son verilmesini istiyoruz.
Federal düzeyde ise Türkiye'de 2025 yılından bu yana devam eden barış süreci göz önünde bulundurulduğunda, artık zamanı çoktan gelmiş bir adım olan “PKK faaliyet yasağı”nın kaldırılması için çaba gösteriyoruz. Hannover'deki risk değerlendirmesinden hangi federal makamların ve ne şekilde sorumlu olduğunu bilmek istiyoruz. Ve Almanya genelindeki Kürt topluluğunun yanında duruyoruz.
***
Hukuki yollar bilinçli kapatıldı
Maren Kaminski, baskın günü (27 Eylül) yaptığı yazılı açıklamada da Yeşiller ve SPD’nin ikiyüzlü politikalarını teşhir etti. “Yas tutmak için bir araya gelen aileler, yaşlılar ve gençlere ağır suç işlemiş kişiler gibi muamele edildi” diyen Kaminski, yasak kararının etkinliğe 48 saat kala tebliğ edilerek hukuki yolların bilinçli olarak tıkatıldığına dikkat çekti.
Maren Kaminski, yaşanan skandalı Federal Meclis gündemine taşıyacağını ve federal kurumların rolü konusunda hükümete parlamenter soru önergeleri yönelteceğini açıkladı.
Sol Parti, son olarak Federal Hükümetten ise şu taleplerde bulundu:
*PKK’nin fesih yönündeki açıklaması ve barış süreci göz önünde bulundurularak Federal İçişleri Bakanlığı tarafından PKK faaliyet yasağının gözden geçirilmesi ve kaldırılması.
*Federal Hükümetin AB düzeyinde PKK’nin terör örgütü olarak listelenmesinin yeniden değerlendirilmesi için girişimde bulunması.
*Kürt anma ve kültür etkinliklerinin ülke genelinde toptan şüphe altında tutulması uygulamasına son verilmesi ve Hannover’deki tehdit değerlendirmesine hangi federal kurumların dahil olduğunun açıklanması.
*Federal Hükümetin Almanya’daki Kürt toplumuna yönelik baskı yerine Türkiye’deki barış sürecini aktif şekilde desteklemesi.
***
Şeffaf soruşturma yapılsın
Kürt Karşıtı Irkçılık Bilgi Merkezi (Informationsstelle Antikurdischer Rassismus-IAKR), polis saldırısının arkasındaki nedenlerin şeffaf bir şekilde aydınlatılması çağrısı yaparak, Kürtlerin yas ve anma etkinliklerinin suç sayılmasını reddetti. Yaşamını yitirenlerin birlikte anmanın temel bir hak olduğunu vurgulayan IAKR’ın açıklaması şöyle: “27 Eylül’de Hannover’deki polis, Kürtlerin düzenlediği bir yas ve anma etkinliğini engelledi. Polis önce kiralanan bir salona baskın düzenledi ve anma etkinliğini yasakladı. Bunun üzerine yas tutanlar, yaşamını yitirenleri anmak için Demokratik Kürt Toplum Merkezi’ne (DKTM) gittiklerinde, büyük bir polis gücü onları takip etti, binayı kuşattı ve oraya da baskın düzenledi. Yaklaşık 200 kişinin gece geç saatlere kadar gözaltında tutulduğu bildirildi.
Kürtlerin yas ve anma etkinliklerinin suç sayılmasını kesin bir dille reddediyoruz. Yaşamını yitirenleri birlikte anmak, temel haklar tarafından korunan bir uygulamadır. Polis, bir yargıç tarafından çıkarılan arama emrine atıfta bulunuyor. Bunun neden bir anma törenini engellemeyi ve yaklaşık 200 kişiyi saatlerce alıkoymayı gerektirdiğini anlayamıyoruz. Bu nedenle, bu müdahalenin orantılılığı konusunda ciddi şüpheler bulunmaktadır. Yetkililerin bu yaklaşımı neden uygun bulduklarını tutarlı bir şekilde açıkladıkları şeffaf bir soruşturma bekliyoruz. Yetkili makamlara başvuracağız ve sonuçları kamuoyuyla paylaşacağız.”