Telli çalgılardan tenbûr, İran’da Kürtlere, özellikle de dini bir cemaat olan Yarsanlara (Ehlî Heq) aittir. Aynı zamanda tenbûrun bilinen en eski telli çalgı olduğu, telli çalgıların atası olduğu iddia edilir. Çünkü temel özellikleri ile yapısını yansıtan formların, orijinal bir şekilde 6 bin yıl boyunca aktarılabildiği anlatılır -ki Rojhilat'ta ve Irak'ın doğusunda bulunan duvar resimleri ve heykeller de bunu tescil etmekte. Bu resim ve heykellerdeki uzun saplı telli çalgının tenbûr oldugu anlaşılabiliyor. 

Tarihi kaynaklara baktığımız zaman tenbûr ile ilgili bilgi ulaşabiliyoruz. Antik Yunan kaynaklarına göre 'tenbûr', ten (ruh) ve bûr (kaşıma) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Sasani İmparatorluğu'nun kurucusu 1. Erdeşîr'in (226-651) de bu çalgıyı çaldığı rivayet edilir. Hem El-Farabi (872-950) hem de İbn-i Sina (980-1037), müzik teorisi ve ana çalgısı tenbûr üzerine yazdı. Mevlana Celaledin-i Belxi (Balkhi) de sufi şiirlerinde bahseder tenbûrdan.

İki telli bir çalgı olan dotar ise Xorasan ve Türkmenistan'da yaygın olmakla birlikte, daha önceleri tenbûr olarak anılırdı. Yine de bu çalgının kendine has bir icra tarzı geliştirilmiştir. İşin doğrusu bundan 150 yıl evvel tenbûrun da iki tellisi mevcuttu. Ancak günümüzde alt sıradaki tel grubu çift olarak kullanılıyor ki, daha derin sesler de üretilebilsin.


Yarsanlar ve tenbûr

Günümüzde tenbûr olarak isimlendirilen çalgı, çoğunlugu Kürtlerden oluşan inanç grubu Yarsanlar (Doğu ve Güney Kürdistan'da, kısmen Kürdistan dışında kalan Batı İran'da yaşar, Ehl-i Heq olarak da tanımlanırlar) arasında kullanımı kuşaktan kuşağa aktarılır. İran genelinde zaman zaman müzik ve müzik icrası çok ağır baskılara maruz kalsa da, kutsal çalgı olarak tenbûr merasimler ile dini cem ve toplantılarda çalındı ve gelenek olarak korundu.

Bahsi geçen dini ayin, cem ve merasimlerde Yarsanlar için müzik, merkezi bir yere sahiptir: Ana söz icracısı, önemli ruhani liderlerin yazdığı şiirlerden bestelenen ilahileri/beyitleri ardı ardına okur, ardından diğer hazır bulunanlar alkış eşliğinde şiirin ilk mısrasını tekrar eder (call and response: çağrı ve cevap) ve elbette tenbûrjenler (tenbûr çalgıcıları) bu ilahi/beyit icrasına eşlik eder. Bu nedenle müziksel bir bakışla diyebiliriz ki, orijinal, geleneksel tenbûr besteleri çoğunlukla basit olur ve bir veya iki temel melodinin tekrar edilmesinden oluşur.

Genel olarak 72 tenbûr makamı bilinir. Bunlardan 16'sı geleneksel makamlardır; geriye kalan 56 adet de kutsal makamlar olarak tanımlanır. Bu kutsal makamlar, sadece Yarsanlar tarafından icra edilir. Bunların bir kısmı köken itibariyle 10. yüzyıla kadar gidiyor, zira bu makamların dayandığı bazı şiirler bu yüzyılda yazılmıştır. Bunların içinde Gorani geleneğine ait şiirler de mevcuttur.

Tenbûr geleneğinin ve icrasının merkezi olarak Hewraman (buna Gorani geleneğinin bütün coğrafyası da eklenebilir) ve Kermanşan'ın ilçesi Seneh bilinir. Dağlık geleneksel Goran (başta Hewraman) bölgesinde tenbûr müziği, orijinaline/gelenekten bilinenine yakın bir şekilde muhafaza edilmişken, şehir merkezli Seneh'de ise dışardan müzik akımlarından etkilenmiştir, bu nedenle kulağa daha melodik geldiği varsayılır.


Sahneleme ve performans

İlk kez bir tenbûr grubunun kamuya açık büyük bir müzik organizasyonuna katılımı, 1976 senesinde gerçekleşti. Şah Pehlevi'nin hazır bulunduğu Şiraz Müzik Festivali'ne "Şems" müzik grubu katılmıştı ve tenbûr makamlarını icra etmişti. Grup, Seyid Emrullah Şah Ebrahimi tarafından kurulmuştu ve kendisinin yanı sıra öğrencileri de grupta tenbûr makamları icra ediyorlardı. Bu öğrenciler arasında Seyid Xelîl Elînecad ve Seyid Yehya Ranaeyî de bulunuyordu. Şiraz Müzik Festivali'ndeki performansları, Ostanê Kermanşah radyosunun katkısıyla kaydedildi. Grup, harikulade performansı sonrası dersler vermeye başladı ve sanatlarını icra etmek için yurtdışına davetler aldı. Grup daha sonra Seyid Xelîl Elînecad tarafindan devam ettirildi. Günümüzde de "Shams Ensemble" ismi ile Keyxosrew Pûrnazerî yönetiminde bu grubun geleneği yaşatılıyor. Bu gruba katılan meşhurlar arasında hem Elî Ekber Moradî hem de Şehram Nazerî olacaktı.

Tenbûrun geniş bir dinleyici kitlesine ulaşacak şekilde sahnelenmesinden sonra İran'da müzik tamamen baskı altına alındı: İslami rejimin iktidarı... Üniversitelerde 8 sene boyunca müzik bölümü kapatılacak, bunun yanı sıra çalgılar ve ses kayıtları tahrip edilecekti. O dönemler sırf müzik yaptığı için insanlar hapishanelere atılıyordu. Zamanla müziğe karşı alınan tavır kısmen değişti. Baskılar ve müzik yasakları genel olarak müziğe karşı değil ama Batı etkilerine karşı ve bu müziğin etkilerinin "defedilmesi" için gerçekleşecekti. Bu da "bölgesel" ve "geleneksel" müziklerin daha fazla şansa sahip olmasını sağladı. Son zamanlarda birçok grup, sahnede tenbûr ve makamlarını icra etmeye başladı.     


Kadınlar ve tenbûr

Yarsanların birçok cem ve toplantısından kadınlar dışlanır, tenbûrun kadınlara uygun bir çalgı olmadığı iddia edilirdi. Ancak yukarıda bahsedildiği gibi Şems grubu üyesi olan Seyid Yehya Ranaeyî, eşi Şirin Muhemmedî'yi o derece destekliyordu ki, kendisi Yarsan cemlerinde güzel sesini artık saklamıyordu ve tenbûr çalmayı da öğrenecekti. Şirin Muhemmedî, temel bir Yarsan söz icracısıydı. Eşinin desteğiyle "tenbûr-yapıcı" olarak kabul edildi ve 1990 senesinde ilk kadın tenbûr grubunu kurdu. Bu grup Tahran'da opera binasında da sanatını icra edecekti. 2015 senesinde Şirin Muhemmedî, Mahoor Enstitüsü'nun yayınladığı albümüyle ilk kadın solo albümüne imza attı. Günümüzde Youtube gibi sanal mecralarda tenbûr çalan kadınları görebiliyoruz, sanatlarını sahnede icra edenler de var, ama hiçbiri kutsal makamları kamuya açık şekilde henüz icra edemiyor.   


Yarsan Kürtlerde çifte müziksellik

Yarsanların büyük çoğunluğu Kürtlerden oluştuğu için tenbûr müziğinin de bir çeşit Kürt müziği teşkil ettiği belirtilebilir. Sünni Kürtler diğer entsrüman ve çalgıları da kullanırken (bağlama gibi), tenbûru Yarsanlar için bir çalgı olarak görüyorlar ve tenbûr çalmamayı tercih ediyorlar. (Çevirmen notu: Bu belirleme İran bağlamıyla sınırlıdır.) Bu durum kimseyi şaşırtmasın, çünkü zaten ayini/dini ve cinsel olarak tenbûr geleneği sınırlandırılmıştır. Buna karşın Yarsan müzisyenler tenbûr dışındaki çalgıları da seve seve kullanıyorlar, komşu bölgelerdeki çalgı ve geleneklerle beraber... Zira seküler Kürt müziği için hiçbir kısıtlama, sınır mevcut değil.     

* Almanca'dan çeviren: Luqman Guldivê