Yasalarda önemsenmeyen bu eksiklik, özellikle kadının uğradığı hak ihlallerinde başvuracağı bütün hukuki yolları tıkatıyor. Özellikle evlilik içi cinsel ve fiziki şiddetin suç sayılmaması, kadının yaşadığı mağduriyetin ortaya çıkmasının önünde de büyük bir engel oluşturuyor. KKTC’de henüz çok yeni olan feminist hareket, kısıtlı imkanlar ve veriler aracılığıyla kadına yönelik şiddet ile mücadele ediyor.
Kuzey Kıbrıs’ta şiddet mağduru kadının insani haklarından yararlanma çabalarının birçok yolla engellenmek istendiğine dikkat çeken Kuzey Kıbrıs TİHV Hukuk Danışmanı Faika Deniz Paşa,”KKTC’de cinsel şiddetin cezalandırıldığı ceza yasası, koloni zamanından kalma, çok eski. Kendi içinde birçok sorun barındıran bir yasadır. Cinsel şiddet bir birey olarak kadına, bireyin vücutsal bütünlüğüne yapılmış bir şiddet türü olarak görülmez. Daha çok, toplumun ahlakına, namusuna yapılmış bir saldırı olarak görülür” diyor.
Feminist mücadele yeni
Kıbrıs’taki feminist mücadelenin çok yeni olmasından dolayı, kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin zayıf olduğunu dile getiren Paşa, varolan anayasanın da kadın ve çocukları aile içinde korunması gereken bireyler olarak tanımladığını belirtiyor.
Kıbrıs’taki kadının durumunun, her yönü ile ele alınıp araştırılması ve ona göre çözüm yollarının ortaya konulması gerektiğini söyleyen Ünal, hala ülkede, en temel koruma yöntemlerinden biri olan sığınma evlerinin olmayışına dikkat çekiyor.
Kadına yönelik şiddetin de ceza yasası altında düzenlendiğini belirten Ünal şunları belirtti :”Onun için, kadını insandan saymayan, şiddeti ahlak ve namus kısıtlamaları ile ele alan bir değerlendirme var. Bir sığınma eviyle başlayarak koruma mekanizmalarının geliştirilmesi gerek. Tabii en önemlisi de toplumun içine işlemiş ataerkil zihniyetin kırılmasıdır.”
JINHA/LEFKOŞE