Türkiye garip bir ülke. AKP de buna paralel daha garip bir hükümet ve kendi garabetini tüm ülke siyasetine bulaştırmanın gayretinden vazgeçmedi. Bunca faşizm uygulamasına, toplum karşıtı uygulamaların sahibi olmasına rağmen hala iktidarda durmayı sürdürebilmesi bununla ilgilidir. Yine her türlü ahlaki politik ilkeyi ihlal ettiği gibi toplum kırım yöntemlerini gittilçe minimize ederek, toplumun tüm gözeneklerine yedirmeye çalışmaktadır. Toplum ve toplumsallık AKP gölgesinde her gün katledilmektedir. Değer yargıları, normlar, düşünüş biçimleri, inançlar, sevgiler, korkular ve bilince dair her şey her gün kıyımdan geçirilmektedir. Zaten faşizmin iyi uygulayıcılarından biri olması da bununla ilgilidir. Dokunulmazlık konusunda da böyledir. Konu tartışılmaya açılır açılmaz polisten önce AKP’li vekillerin HDP’lilere dokunması da bu faşizan aklın öngörü sınırını gösteriyor.

DAİŞ’in uluslar arası kamuoyunda teşhir olmasıyla birlikte AKP de terörist DAİŞ demeye yarım ağız başlamıştı. AKP izinli basın da bugün biraz daha rahat bu söylemi dillendirse de Kürt halkına, Kürtlüğe ve Kürt özgürlük mücadelesine dair her şeyi ince ince sorgularken DAİŞ’e dair sorgulamalar yapılmamaktadır. Bu durum, özgür olmayan basının terörist DAİŞ söylemine rağmen DAİŞ terörünü sorgulayamadıklarını, DAİŞ’in bir terörist çete örgütü olarak görülmediğini göstermektedir. 

Bir yerlerde AKP’nin canı bir adım atmak istediğinde DAİŞ’in roket atması, saldırı girişiminde bulunması ya da benzer bir tehdidin ortaya çıkması AKP’nin önünü açmaktan başka bir sonuca gitmemektedir. DAİŞ Türkiye halkını vurarak AKP’nin önünü açmakta, AKP faşizminin uygulama alanlarını genişletmektedir.

Bu kapsamda bir süredir Antep sınırında Kilis ve Kargamış’ta atılan roketler ve türlü saldırılarla birçok insan yaralandı, evinden ve canından oldu. Birçok anlamda mağdur oldu. Neden bunca mağduriyet yaşanıyor? Ve kimler tarafından bu mağduriyet yaşatılıyor? 

Türkiye’nin güney sınırında yapmak istedikleri, DAİŞ’in bu vuruşlarıyla tartışmasız kılınmakta, hatta tartışılması ‘vatan hainliğine’ dönüşmektedir. Nedense DAİŞ vuruyor ve AKP de kendi mühendisliğini uyguluyor. AKP’nin Maraş, Antep, Sivas gibi kuzeybatı Kürdistan illerinde mülteci kampları adı altında yapmaya çalıştıkları tepkilerle karşılaşınca bir defa daha AKP silaha sarılıyor ve silahları da Türkiye halkına karşı kullanmaktan hiç de imtina etmiyor. 

Kilis’te atılan roketler, ülkenin güney sınırının insansızlaştırılması ve AKP politikalarının daha rahat ve itirazsız uygulanması için önemli bir adımdır. AKP bu bölgeyi boşaltmaya, insansızlaştırmaya, tüm bölge halkını kaçırtmaya çalışıyor. İnsansız bir askeri bölge oluşturulmaya çalışılıyor. Giderek insansız bir DAİŞ bölgesi oluşturulması hedefleniyor. Sınırın geçen yıllara oranla rahat kullanımının deşifre edilmesi ardından bu uygulamaların arttırılması da bunu gösteriyor. 

Irak-Şam İslam devleti giderek Ankara İslam devletine dönüşüyor. 

Kilis’e atılan roketler karşısında Kilislilerin haklı tepkisi gelişti. Bu tür saldırılar hiçbir şekilde kabullenilmemelidir tabii ki. Bu sorular Ortadoğu’da sürdürülen vahşi saldırılara ve savaşlara, Rojava Kürdistan’da süren kahramanca direnişe rağmen politik duruştaki yetersizliği de gösteriyor. Tabii tepki gösterirken sorulan “Nerde bu devlet?” sorusu da önemlidir. 

Kilis halkı bilmelidir ki, devlet, Kilis sokaklarına, dükkanlarına, camilerine ve evlerine atılan roketlerdir. Devlet, ülkeyi, halkı bombalara, roketlere, saldırılara maruz bırakan güçtür. Devlet, bu saldırıları planlayan, yönlendiren ve ihtiyaç duyduğunda da pratikleştirendir. Tüm ülkeyi kendi evi gibi gördüğünde canı istediğinde evden dışarı atmak için sopa kaldırandır. Halk olmasa olmayandır devlet. Ve bu gerçeğe rağmen halkı yok ederek kendini var kılmaya çalışmaktadır. Devlet tam da budur. Devletin kendisi, hükümetin kendisi bu tarz saldırıları planlamakta ve roket atışlarıyla bu bölge boşaltılmaya çalışılmaktadır. Dahası AKP toplumu sürü olarak gördüğünden istediği yöne ve yere süreceğini düşünmektedir. 

Bölge halkı, sürü olmadığını AKP’ye göstermelidir. Kilis ve Karkamış başta olmak üzere tüm sınır bölgeleri, tüm şehirler Türkiye’nin kendi kendini DAİŞ eliyle vurma ve bu bölgeleri insansızlaştırarak AKP politikaları tahkim edilmeye çalışılmaktadır. Bu bölgelerde yaşayanlar da bunu kabullenmemeli, kendi topraklarını, yurtlarını bırakmamalıdır ki zaten halkın da böyle bir niyeti yoktur. Ve Türkiye halkının AKP garabetine ayak uydurmak zorunluluğu da yoktur. Bu temelde bu bölgelerde devletin tanımını doğru yaparak devleti tanımak ve bu temelde yaşamını yeniden örgütlemek kaçınılmazdır.